• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Samsun 21 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Ordu 25 °C
  • Sinop 25 °C
  • Giresun 26 °C
  • Amasya 25 °C
  • Rize 27 °C
  • Trabzon 24 °C

A.Gül,’Alnıma silah…’

MEHMET AKSOY

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ’nin kuruluşunun 100. yılı nedeniyle hazırlanan belgeselde geçmiş yıllarda yaşadığı öğrenci olaylarının anlatıldığı; TRT 'de yayınlanan ‘Büyük Doğu’nun Atlıları” belgeselinde, ‘üniversitede okurken kantinde sıkıştırılıp alnına silah dayandığını’ söyledi.

Gül, ‘Kayıp yıllar’ başlığıyla olayları anlatırken, ‘Bütün bu kavgadan dolayı maalesef 5 bine yakın üniversite gencinin kayıp edildiği bir ortam… Yaptığımız iş, derse gitmekten çok arkadaşlarımızın cenazelerini kaldırmaktı. Biz kaldırırken diğer grupta aynı şekilde cenazelerini kaldırıyordu. Böyle bir Türkiye idi. Maalesef, kayıp ve üzüntülü yıllar olarak görürüm’ dedi. 

Gül 1969’da üniversite sınavlarına İstanbul’da girdi. 

 12 Mart 1971 günü Kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı,  Süleyman Demirel Hükümetine muhtıra vererek hükümeti düşürdü;  bu dönemde sırasıyla Nihat Erim (2 defa), Ferit Melen, Naim Talu tarafından partiler üstü hükümetler kuruldu, başta Ank. İst. İzm. Olmak üzere 11 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Muhtıradan sonra ilk genel seçim 1974’te yapıldı; Necmettin Erbakan (MSP) – Bülent Ecevit (CHP) koalisyon hükümeti kuruldu.

Ülkücü Ruhi KILIÇKIRAN,( 4 Ocak 1968) Ankara Site Yurdu Kantininde, Yusuf İMAMOĞLU, (Haziran 1970) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bahçesi’nde, Ertuğrul Dursun ÖNKUZU,  (23 Kasım 1970) Erkek Teknik Yüksek öğretmen Okulu’nda şehit edildi. Mustafa Kuseyri v.b. gibi öğrenciler sol fraksiyonlar arasındaki çatışmalarda, Mahir Çayan grubu Tokat/Niksar/Kızıldere’de, Sinan Cemgil/Kadir Manga ve arkadaşları Adıyaman/Nurhak Dağları’nda asker ve polisle çatışarak, İbrahim Kaypakkaya hapiste ölürken, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edilmiştir. 
Türkiye’yi 12 Mart’a götüren süreç öğrenci hareketleri değil; Doğan Avcıoğlu’nun teorisyenliğini yaptığı ordunun bir bölümünü ele geçirerek, ordunun gücüyle ‘burjuva Demokrasi’sine karşı ‘Milli Demokratik Devrim’ yapmaktı. Ordu ayağı başarısız olunca, ordu dışındakiler için hüsranla bitti.
Gül’ün kısa süreli üniversite öğrenciliğinden hemen sonra sıkıyönetim ilan edilmiş, 1974 affıyla hapisten çıkan değişik terör örgütü mensuplarının üniversiteleri kan denizine çevirdiği zaman da Gül üniversiteyi bitirmişti. Gül, ne 68 ne de 78 kuşağı olarak terörle yüzleşti. MTTB mensubu hiç kimse silahların hedefi olmadı. 68’de de 74’ten sonra da her çeşit sol terör örgütünün hedefinde hep Ülkücüler oldu.
Fikirsiz bir Türkiye’de yoksullukta eşitliğe dayanan Komünizm’in üstün fikir muamelesi görerek, entelektüel boyut kazandığı zamanlardı. Özellikle Ankara ve İstanbul’da ‘Devrimci’ olmayan ‘aydın’, ‘Sosyal Demokrat’ olmayan insan olarak görülmüyordu.
 Yoklukta değil; varlıkta eşitlik ilkesi; küçük tasarrufların birleştirilerek büyük yatırımlara dönüştürüldüğü ‘Millet Sektörü’, çalışanın hakkını alnının teri kurumadan aldığı, çalışanın işyerine ortaklığını esas alan ‘İşçinin Fabrikaya ortaklığı’, çarpık kentleşmeye ve toprak ağalığına karşı ’toprak reformu ve Tarım Kentleri Projesi’, özel mülkiyeti yok eden devletçiliğe karşı ‘Karma Ekonomi modeli ve de ‘Dini afyon gören’ zihniyete karşı Türklük gurur ve şuuru, İslam Ahlak ve Fazileti’ni düstur edinen Ülkücüler ‘Türk milletini mutlu, Türk Devletini güçlü kılma’ Ülküsüyle Komünizmin karşısında yerini aldı...  Hiçbir engelle karşılaşmadan hızlı bir şekilde taraftar bulan Komünistler ilk defa eşine benzerine rastlamadıkları, aşılmaz bir engelle karşı karşıya kaldılar.
Fikir üstünlüğünü kaybeden Komünistler, ‘Devrim namlunun ucundadır ve kanla yazılır’ sloganlarında olduğu gibi, siyasi değil silahlı propaganda yolunu seçtiler. Zamanın etkin terör örgütlerinden birisinin adı da Marksist Leninist Silahlı Propaganda Örgütü (MLSPÖ) idi. Gül ve dönem arkadaşlarından hiçbiri bu terör örgütlerinin hedefinde olmamıştır.  Bu terör örgütleriyle karşı karşıya gelmedikleri gibi; birçok yerde paralel hareket etmiştir.
 Özellikle MSP Koalisyon Hükümeti’nin İçişleri Bakanları; Korkut Özal ve Oğuzhan Asıltürk kendi yandaşlarının Komünist terör örgütlerinin hakim oldukları okullarda okuyabilmelerini sağlamak için, Komünist polis şeflerinin emniyette etkili makamlara atanmasını ve Ülkücülere baskı yapmasını sağladılar. Milli Cephe Hükümeti olarak adlandırılan hükümetlerde bile emniyet hep solun elinde olmuştur. Okulları terör üssü haline getirmek isteyen Komünistler devlet tarafından korunurken, sadece okumak için üniversitelere gelen Ülkücüler polisin etkin şiddetine maruz kalmıştır. Gül’ün söylediklerinden tek doğru; ‘iki taraftan da binlerce insan hayatını kaybetmiştir’ ifadesidir. Olaylar; sağ-sol olmadığı gibi; çatışmada değildir. Ülkücüler sadece meşru müdafaa yapmıştır. Komünistler döktükleri kanda boğulmuştur. 

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10