• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Samsun 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Ordu 4 °C
  • Sinop 2 °C
  • Giresun 3 °C
  • Amasya 0 °C
  • Rize 2 °C
  • Trabzon 5 °C

Altın ve Gümüş

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

 

                                                  

Hafta içinde Facebook kurucularından Zuckerberg, Papa’ya bir ziyaret gerçekleştirip ona hediye olarak güneş enerjisiyle çalışan uçaklarının, Aquila’nın, bir maketini verdi.Daha önce her ortamda terlik tişörtle gezen bu genç adama gayr ciddi olduğu yönünde eleştiriler yöneltenler, bu kez de bu kez de papa karşısında niye takım elbise giydiğini sorguladılar.

Tabi bu görüşmeyi önemli kılan kısım kesinlikle bu dedikodular çevresinde dönen haberler değil, ülkemizdeki genel anlayışı da doğrudan etkileyen teknolojinin dinle buluşması gerçeğidir.Rönesans’tan beri bir türlü bir araya gelemeyen bu iki okulun şimdi buluşması sürpriz değildir ve sembolik bir anlamı vardır.Kaldı ki, inançsız bir ilerlemenin insanlığı getirdiği son nokta vahşice ölen çocuklar, kadının cinsel yönden istismarı, ahlaki yönden toplumun tün katmanlarındaki çöküntü, bireyin yalnızlığa itilmesi dolayısıyla sağlıklı toplumun yara alması gibi sıkıcı başlıklarla resmedilebilir.Aynı şekilde bilimsiz bir inancın da bağnazlığı ve acımasızlığı doğurup cehaleti körükledi yadsınamaz bir gerçektir.Heisenberg şöyle söyler: “Bilim şişesinden bir yudum aldığınızda hemen ateist olursunuz.Ancak şişenin dibinde tanrı sizi bekliyor olacaktır.” Nitekim bilim ilerledikçe küçüklüğümüzün daha da anlaşıldığı gerçeği ışığında bu iki kurumun birbiriyle kucaklaşmasının bütün dünya insanları için en iyi seçenek olacağını söylemek yanlış olmaz.

Misal bir bilim insanı kanser araştırmaları yaparken henüz var olmayan bir tedaviye inanırken, bir dindar da ibadetini yaparken benzer şekilde henüz ortada olmayan bir gelecek için uğraşmaktadır.Yolların benzerliği aslında geciken bir birleşmeye işaret etmektedir.İki kurumun birbirini dışlamaması ve ortak çözüm yollarını aramaları hayati önemdedir.Yine Heisenberg “Evren sadece düşündüğümüzden değil, düşünebileceğimizden de daha tuhaftır,” der.Bu tuhaflığı keşfetmede din ve bilim aynı kafadaki iki göz gibidir.Önemli olan bu organları uyum içinde nasıl kullanabileceğimizdir.

                                                             ***

Eski bir hikaye altın ve gümüş adındaki aynı zamanda açılan iki lokantadan bahseder.Ancak yeni açılan gümüş lokanta müşteriyle dolup taşarken, altın lokanta meteliğe kurşun atmaktadır.Bu işin hikmetini öğrenmek için araştırma yapan altın lokantanın sahibi, diğer mekana gelen müşterilerin hepsinin lokanta sahibinin dost ve akrabaları olduğunu öğrenir, rakibi böyle bedavadan yemek dağıtmaya devam ederse batacağını düşünür ve rahatlar.Ancak gerçek böyle olmaz.Gümüş lokantanın müşterileri gittikçe daha da çeşitlenir ve altın lokanta bir süre sonra batar.

İşin aslı reklamdadır.Sahte müşteriler gerçek müşterilerin aklında mekanın iyi olduğuna dair bir algı yaratmışlar, onlar yavaş yavaş mekana akmaya başlayınca da geri çekilmişlerdir.

Pekala batı ve doğu uygarlıklarına da böyle bakabiliriz.Batı lokantanın sahibi, gerçek müşteriler ise doğunun insanlarıdır.Gerçeği görmekten bizi alıkoyan sahte müşteriler ise her şeyi toz pembe yansıtan ve insanlara takip etmeleri için yalancı peygamberler sunan algı yönetiminin efendisi olan hakim dünya medyasıdır.Ancak her geçen gün yemeğin tadının bozuk olduğunu fark eden insanlar er ya da geç özgür iradelerini kullanıp hangi mekanda yemek yiyeceklerine kendileri karar vereceklerdir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10