• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Samsun 19 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Ordu 22 °C
  • Sinop 23 °C
  • Giresun 23 °C
  • Amasya 17 °C
  • Rize 23 °C
  • Trabzon 23 °C

Atatürk’ü sevmek

MEHMET AKSOY

Atatürk’ü sevmek bir yasal zorunluluk değil; vicdanı bir sorumluluktur. Bugün sahte Atatürkçülük prim yapmadığı için, Atatürk’ü anlama ve anlatmanın zamanıdır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanan Türk milleti batının gözündeki ‘hasta adamlıktan’ çıkmış, bağımsızlığını ilan etmiş ve tüm dünyaya kabul ettirmiştir.

 Konrad Adenauer Vakfı Türkiye danışmanı, Almanya'nın Paris Büyükelçiliği’nde askeri ataşelik yapan Udo Steinbach, ‘Türkiye yapaydır, Atatürk, tek başına bir devlet yaratmıştır’ diyerek bu travmayı vurgulamıştır.

Her yeni hareket ve yeni düşüncenin, eski alışkanlıklardan kurtulana kadar bir takım zorlukları da beraberinde getirdiği doğrudur.

Atatürk dilde de dinde de bir değişiklik yapmamış; dilin de dinin de doğru anlaşılmasını sağlamıştır. Osmanlı Arapça biliyordu da Atatürk mü unutturmuş?  Halkın okuma yazma bilen yüzde beşi (%5’i) Arap harfleriyle Türkçe okuyup yazıyordu. Bu Arapça veya Osmanlıca bilmek demek değildir. Arap, Latin, Kiril, Çin, Japon alfabesini öğrenmek en fazla bir haftalık bir iştir. Fakat bir dilin alfabesini bilmek, o dili bilmek değildir. Osmanlı’nın bildiği Arapça değil; Arap alfabesiydi. Osmanlıca da elitin bildiği bir dil değil; jargondu.

 Eski Türk alfabesi de olduğu iddia edilen Latin alfabesine geçiş, milletin hızla okuma yazmayı öğrenmesini sağlamıştır. Bilgilerinin veya hafızalarının silindiğini, iddia etmek az önce açıkladığım gibi doğru değildir.

Atatürk, zamanın önemli İslam alimlerinden Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a Kuran’ı Kerim’i tercüme ettirmiş, Kuran’ın aracısız (mürşidi kamilsiz) anlaşılmasını, herkesin bizzat kendisinin Şanı Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını öğrenmesini, yasaklarından kaçınılmasını emirlerinin anlaşılarak yerine getirilmesini sağlamış, Kuran’ın da İslam’ın da hem siyasi hem de ticari istismarını engellemeye çalışmıştır.

Emirlerine itaat edilmesi gereken Ulü’l Emr’in İslam dışı istek ve arzularını İslam’ın emriymiş gibi göstermeleri engellenmiş. Yeni reformlarla kula değil; Şanı Yüce Allah (cc)’a kulluk edileceği, Kuran’ı Kerim’in tercümesiyle, Şanı Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uymayan isteklerin Ulü’Emr olmayacağı ve uyulmaması gerektiği kısmen de olsa anlaşılmıştır.

Müslümanlardan ve Müslümanlıktan geçinen din tüccarlarının ipliği pazara çıkarıldığı için, onlar Atatürk düşmanlığını bitmek, tükenmek bilmeyen kan davası gibi sürdürmüşlerdir. Hatta ikinci meclis için, Türkiye’de doğmayan ve aynı ilde 5 yıl ikamet etmeyenlerin milletvekili olamayacağına dair yasa önerisi hazırlayarak Atatürk’ün milletvekili olmasını engellemeye çalışmışlardır. Atatürk, ‘Ben bir ilde 5 yıl ikamete zorlansaydım, bugün bu öneriyi veren vekillerin ikamet ettiği şehirler Türkiye’nin dışında kalabilirdi’ mealinde bir konuşmayla önergenin reddini sağlamıştır.

Atatürk’ü Atatürk düşmanları öldürememişken, Atatürk’ün fikirlerini Atatürkçü geçinenler öldürmüştür. Atatürk, ‘benim naçiz vücudum toprak olacaktır’ demesine rağmen, Atatürk’ten, Atatürkçülükten ve Atatürkçülerden geçinenler, Atatürk’ün sözlerine değil; gözlerine bakmışlar, fikirlerini değil; heykellerini yaşatmaya çalışmışlar. Bir fikir için en büyük tehlike o fikrin yanlış ve kötü versiyonları tarafından temsil edilmesidir ki sözde Atatürkçüler bunu yapmış, Atatürk’ü yasayla korunur hale getirmişlerdir.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10