• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Samsun 7 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 12 °C
  • Ordu 7 °C
  • Sinop 10 °C
  • Giresun 10 °C
  • Amasya 6 °C
  • Rize 9 °C
  • Trabzon 12 °C

Başarı, Karadeniz’in Bilkent’i olacak

Başarı, Karadeniz’in Bilkent’i olacak
Samsun’da merakla beklenen Üniversite-Sanayi işbirliğinin de Başarı ile gerçekleşeceğini belirten Rektör Prof. Dr. Yunus Bekdemir, ‘’Samsun’a partner olacağız’’ dedi

Onu ilk kez Canik ekini hazırlarken kendisiyle yaptığım bir söyleşi nedeniyle tanımıştım.

O söyleşi sırasında söylediği şu söz; ‘’Bayrak nerede dalgalanırsa gözlerim orada yaşarır’’. Bu söz beni çok etkilemişti. Devletin onu mastır yapması için gönderdiği İngiltere’de bayrağımızı dalgalanırken görünce hissettiklerini anlatırken söylemişti.
Nevruz kutlamalarının yapıldığı Diyarbakır’daki o meydanda Bayrağımızın olmayışına millet olarak gösterdiğimiz tepkileri işitince Başarı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Bekdemir’ in bu etkileyici sözünün ne kadar yüklü olduğunu bir kere daha anlamış oldum.
Başarı Üniversitesinin kurucu Rektörü Yunus Bekdemir 1961 yılında Kılıçdede Mahallesinde, Tekel’in Yaprak Tütün İşleme fabrikasının karşısına denk gelen bir evde dünyaya gelmiş.
Bugün İlkadım Ortaokulunun bulunduğu o boş arsada yani Tekelin arka bahçesinde top da oynamış her çocuk gibi. Ama en çok sevdiği oyun yerinin burası değil de mahalledeki marangoz atölyelerinin kütükleri olduğunu söylüyor Yunus Bekdemir.
Her çocuk gibi cicili oynamayı da çok sevmiş Yunus Bekdemir, 19 Mayıs İlkkokulunda almış ilk eğitimini. Öğretmenini Alaeddin Kılıç’ı da hatırlıyor Yunus Bekdemir.
Samsun Merkez ortaokuluna yazılmış ilkokuldan sonra Merkez Ortaokuluna yazıldığını Söylüyor Bekdemir. Merkez Ortaokulunu bilemeyenlere bir ipucu, bugün 23 Nisan İlkokulunun yanında Samsun Kolej vardı ya işte o bina bir süre Merkez Ortaokulu olarak hizmet vermişti.
Ortaokulda bir ara tiyatroya merak saldığını hatırlıyor Yunus Bekdemir, o yıllara ait bir anısını da bizimle paylaşıyor. ‘’Babam DSİ’ nin atölyelerinde ustabaşıydı, sevgisini de çok gösteren birisi değildi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Göç adlı oyununu oynamıştık. Ben babamı gelmeyeceğini düşünmüştüm. Ama gelmişti, Eğitim Araçları Merkezinin salonunda oynuyorduk, salon doluydu sahnedeyken babamı kapı aralığından beni izlediğini gördüm. Bana o sıra bir güven ve güç gelmişti’’
Annesi Naile Hanımın yaşadığını ama Babası Yılmaz Beyi 2005 yılında yitirdiğini söylüyor Yılmaz Bekdemir. Ortaokulu başarıyla tamamladıktan sonra 19 Mayıs Lisesine yazıldığını da sözlerine ekliyor Yunus Bekdemir. ‘’Babam Atakum’da aldığı bir arsa üzerine bir ev yapmaya başlamıştı o sıralar ve biz henüz Ortaokuldayken Atakum’a taşınmıştık. Dolmuşla geliyordum her sabah okula ve dolmuşla geri dönüyordum. Sabah karanlığındayken henüz evden çıkıyordum. Bir sabah dolmuştan indiğimde rüzgarın farklı estiğini hissettim, Paçalarım kısaydı, anladım ki acele ile evden çıkarken kardeşimin pantolonunu giymişim. O gün okulda bütün gün sınıftan çıkmadığım gibi sıramdan da hiç kalkmadım’’  diyerek o günlere ait bir anısını da paylaşıyor böylece bizimle.
19 Mayıs Lisesine uyum sağlayamadığını bu nedenle 3 dersten kaldığı için okuldan ayrılmak zorunda kaldığını da söyleyen Yunus Bekdemir yaşamındaki diğer ayrıntıları ise şöyle anlatıyor:
ELEKTRİKÇİ ÇIRAĞI YUNUS
İngilizce, Matematik (Cebir) ve Fizik derslerinden kalmıştım. Bütünlemede de bunları veremedim. Bir yıl ara vermem gerektiğini söylediler bana. O zamanki eğitim sistemi beni okuldan kopartmıştı. Babam, ‘’Böyle olmaz, bir işe girmen lazım’’ diyerek beni elektrikçi dükkânı olan amcamın yanına çırak olarak verdi. Ben usta bir elektrikçi bile olmuştum. Bizim evin elektrik tesisatını ben yapmıştım. Daha sonra Samsun Makine Sanayine işçi olarak girdim.
GECE LİSESİNE YAZILDIM
İşe giderken Ticaret meslek lisesinin gece bölümüne yazıldım. Gündüz işe gece okula gidiyordum. Oldukça yoruluyordum, bu yüzden o zamanki siyasi olaylara da karışmadım. Bunları yapmaya gücümde yoktu. Başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdim. Liseyi birinci olarak tamamladım. Okuldan mezun olduktan sonra babamla Üniversiteye gidip gitmemek üzerine çok tartıştık ama 19 Mayıs Üniversitesinin Fen Edebiyat Fakültesinin Kimya Bölümünü yazmaya karar verdik. Üniversite sınavında da bu okula girmeyi hak kazandım.
ÇALIŞTIĞIM FABRİKAYA LABARATUAR KURDUM
Üniversitede de başarılı oldum. Fakülte ikincisi olarak mezun oldum. Mezun olduktan sonra işçi olarak çalıştığım fabrikaya bu defa beyaz önlüklü bir kimyager olarak geldim ve fabrikaya bu defa laboratuar kurdum. İşçi arkadaşlarım benimle gurur durduklarını söylediler. Benim fabrikaya bir kimyager olarak dönmem nedeniyle birçoğu bundan cesaret alarak gece lisesine yazıldılar. Sanırım onlar için ben rol model oldum.
EVİN ALT KATINDA DETARJAN ÜRETİMİ
Üniversitede okurken ben Makine sanayindeki işime de devam ediyordum. Bu arada 5 arkadaşımla bizim evin alt katında bir laboratuar kurduk. Laboratuar malzemelerini İstanbul’dan getirttik. Derslerde öğrendiğimizi pratiğe çevirip deterjan üretmeye başladık. Bu işimizi de bir süre yaptık.
Üniversitede ne zaman görev aldınız?
Üniversiteden öğrenci olarak 1986 yılında mezun oldum. 1987 yılında hocamız Prof. Dr. Halis Ölmez’ in ısrarıyla Eğitim Fakültesine Araştırma Görevlisi olarak girdim. Daha sonra Mastır yaptım. Mastırımı Sigara Fabrikasından çıkarılan atık tütünlerden 5-6 yararlı maddenin çıkarılması prosesini geliştirdim. 1990 yılında YÖK tarafından doktora için İngiltere’ye gönderildim. 4,5 yıl Essex üniversitesinde doktora yaptıktan sonra yeninden Samsun’a Dr. Yunus Bekdemir olarak döndüm. 1998 yılında Fen Edebiyat Fakültesine geçtim. 2005 yılında Doçent, Beş yıl sonra da Profesör oldum.
EĞİTİMCİ OLMAK ÇOK KEYİFLİ BİR İŞ
Rahmetli babam bana hep şöyle derdi: Üniversiteden mezun olunca en az 30 kişiye iş imkanı sağlamayacaksanız hiç okumayın. Devlet sizi okutmak için dünyanın parasını harcıyor. Devlete borcunuz var. Babamın bu öğüdünü hiç aklımdan çıkarmadım. Ama sunu söyleyebilirim. Eğitimin içinde olmakta. Gençlere eğitim vermek te çok keyifli bi iş. Rahmetli babam ayrıca devlete olan borcumu layıkıyla ödemem için düz bir memur olmamam gerektiğini öğütlerdi. Daha sorumluluk alacağımız işlere girmemi vasiyet eder gibi söylerdi.
Başarı’nın öyküsü ne zaman başladı?
19 Mayıs Üniversitesinde 23 yıl hizmet verdim. Başarı ve Tanrıverdi Vakıflarının kurucularını tanıyordum ama arlarından İbrahim Karabacak beyle yakın dostluğum vardı. Bana bir üniversite fikrinden söz ettiler. Bunun için bir fizibilite raporu hazırlamamı istediler. Raporu hazırladım.  Daha sonra benim Başarı üniversitesi kurucu vakfının mütevelli heyetinde görev almam teklif edildi. Bunu resmen 19 Mayıs Üniversitesinden de talep ettiler. Beni böylece transfer etmiş oldular.
Vakıf Üniversiteleriyle devlet üniversiteleri arasındaki en belirgin fark nedir?
Devlet üniversiteleri kanun ve nizamlara göre yönetilir. Bürokrasi kuralları güven üzerine yazılmamıştır. Bürokraside denetim esası vardır. Bizde de denetim vardır ama. Güven esasına göre kurulmuştur her şey. Bu bakımdan vakıf üniversiteleri daha çözün odaklı çalışabiliyorlar. Hüseyin Akan Hocamızın da elinde böyle fırsatlar olsa daha esnek davranabilir Devlet üniversitelerine torba bütçe uygulaması yapılacaktı. Fakat bu uygulamaya bir türlü geçilemedi.
PERFORMANSA DAYALI HESAP SORULUR
Devlet Üniversitesiyle Vakıf Üniversitesini bir birinden ayıran en önemli başka bir özellikte şudur. Devlet Üniversitesinde harcamaların yapılışına göre yani bir nevi hesap kitaba dayalı hesap sorulur. Vakıf Üniversitesinin yönetimi ise bizlerden performansa göre hesap sorar. Başarı esas alınır yani
PATRON TAHAKKÜMÜ YOK
Bizim üniversitemizi iki ayrı vakıfın oluşturduğu mütevelli heyeti kurdu. Yönetim bu mütevelli heyete bağlı olarak çalışıyor. Mütevelli heyeti tahakkümü altına alan bir patron yok yani. Bizim üniversite yönetiminde kararlar bir ortak aklın ürünü olarak alınıyor. Böyle olunca kararlar daha sağlıklı olduğu için uygulaması da kolay oluyor.
KARADENİZ’İN BİLKENTİ OLACAĞIZ
Bizim beş yıllık bir gelişim planımız var. Vizyonumuzu ona göre belirliyoruz. Bu yıl öğrenci kabulüne başladık. Ama iki yıl sonra Karadeniz bölgesinde bir numaralı Vakıf Üniversitesi olacağız. Şunu söyleyebilirim Kısa süre içersinde Karadeniz’in Bilkent’i olacağız.
ÜNİVERSİTE – SANAYİ İŞBİRLİĞİNİ BİZ KURACAĞIZ.
Üniversite ile sanayi arasında bir kopukluk olduğu uzun zamandan beri konuşulan bir konu. Bu köprüyü biz kuracağız. İşadamının üniversiteye gelmesini beklemiyoruz. Biz onlara gidiyoruz. Gerek iç piyasa ve gerekse dış piyasa daralıyor. İşadamlarımız işlerini geliştirebilmek için AR- GE yatırımlarına önem vermek ve buna yatırım yapmak zorundadırlar. Bunu anlamaları gerekiyor. Biz işadamlarımıza giderek bunları anlatacağız. Bizim bünyemizde yapabileceklerimizi yapacağız. Örneğin tıp ile ilgili bir konuda talepleri olursa onu da araştırıp hangi üniversiteden yardım alacaksak orası ile irtibatlarını sağlayacağız. Biz Samsun sanayinin bir paydaşı olacağız. Onların bir partneriymiş gibi davranıp Samsun sanayinin gelişmesine katkı vereceğiz.

Söyleşi: Ragıp GÖKER

Fotoğraflar: Barış Budanoğlu

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10