• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • Samsun 9 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Ordu 9 °C
  • Sinop 7 °C
  • Giresun 10 °C
  • Amasya 9 °C
  • Rize 9 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

Bu bir bayrak krizi değil..

A.YENER CABBAR

Diyarbakır 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı garnizon sahasında hainlerin bayrak indirme olayına 'Bayrak krizi' diyenlere şaşıyorum..
Bir bayrak krizinin oluşabilmesi için 'ya diplomatik bir toplantı olmalı, ya da başka ülke topraklarında yaşanmalı'..
Bayrağa karşı yapılan en küçük saygısızlık, 'konulduğu sıra, yer, ölçütleri, orijinalliği' gibi konular; Bayrak krizi olarak değerlendirilebilir..
Tepkisi de yine 'diplomasi, misilleme ya da diplomatik uyarı mektuplarıyla yapılır'..
Peki ya bizim ülkemizde, sınırlarımız içinde yaşanan nedir?..
Hiç kendi ülkende 'savunma ve  saldırı üssü' olan bir askeri alan içersinde 'devletin timsali' bayrağın indirilmesine izin vermek, "bayrak krizi olarak' adlandırılabilir mi?..
Bu sözü söylemek bile 'olayı hafife almaktır'..
Yaşanan olaya olsa olsa 'Bayrağımıza sahip çıkmama, onurumuzun ayaklar altına alınmasına izin vermek' denilebilir..
Bu bir ulusun 'ulusal değerlerine saldırıdan başka bir şey değildir'..
İçinde tahrik vardır, ama karşılığının verilmemiş olması ve 'seyirci kalınması' daha da büyük bir tahriktir..
Şimdi orada yaşanana 'onurumuza sahip çıkmama' desek abartmış mı oluruz..
Şahsi görüşümdür.. Asla.. Bu yaşanan 'hayal bile edilebilecek' bir durum değildir ve Kıbrıs'ta benzeri yaşanmıştır..
Bayrağa uzanan ele o an gereği yapılmıştır..
Fazla lafa, söze gerek yok..
Türkiye'de 'Güneydoğu'da yol kesen, kimlik sorgulaması yapan bölücü örgüte' şımarıklık yapıyorlar diyenler, bugün 'o şımarıkları bayrak direğimizde bayrağa uzanan el olarak görmüşlerdir'..
Ve 'o şımarıkların bayrağa uzattığı eli' izleyen asker de olayı 'bir milletin ulusal değerlerine yapılan saldırı değil', şımarıklar daha da şımardı olarak değerlendirmiştir..
O nedenle gereğini yapmamıştır..
Türkiye'nin geldiği durum ortadadır..
Bir adım ötesi 'nereye gider' sokaklara bakmak yeterlidir..
Görmemek 'zafiyet olur'..
O nedenle; duyarlı olmak gerekir..
Tahriklere kapılmamak şart..
Bayrak indirme skandalının ardından İki güvenlik görevlisi görevinden uzaklaştırılması yeterli değildir..
Askerin 'üstüne haber verecek durumu olmadığında, nerede, nereye kadar yetkisini kullanacağını öğretemeyen' Genel Kurmay Başkanlığı da gereğini yapmalı..
Askeri alan içinde bile 'Caydırıcı gücünü kullanamayan, en azından uyarıcı hamle yapamayan' askerin 'savunma gücü' tartışılır duruma gelmiştir..
Asker tedirgin ve 'şımarma ile hainliği' ayırt edemeyecek durumdadır..
Kürt vatandaşların bile Türk Bayrağı'nı ortak değer olarak gördüğünü düşünürsek; oluşan güvenlik zafiyeti düşündürücüdür..
O nedenle bugün yazımı 'yaşanan Bayrak olayına' en güzel yanıtı veren
Bayrak şairi olarak ta bilinen Arif Nihat Asya'nın 5 Ocak 1940 yılında yazdığı Bayrak Şiiri ile tamamlamak istiyorum..
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10