• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Samsun 8 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 3 °C
  • Ordu 8 °C
  • Sinop 7 °C
  • Giresun 6 °C
  • Amasya 2 °C
  • Rize 7 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Ünye halkı Erdoğan’a tam destek verir
  • OMÜ'DE GÖREVE İADE SKANDALI
  • Ne olursa olsun yıkacağız
  • Ünye halkı Erdoğan’a tam destek verir
  • OMÜ'DE GÖREVE İADE SKANDALI
  • Ne olursa olsun yıkacağız
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

Bu savaş bitsin

RAGIP GÖKER

Eruh baskınıyla başladı her şey.

1984 yılıydı PKK’lı  teröristlerce yapılan ilk eylemin sonucu olarak meydana gelen katliamın haberi geldiğinde bir cenaze törenine katılan Süleyman Demirel o gün Samsun’daydı.

Türk Haberler Ajansı (THA)’nın Büro Şefi olarak görev yapan genç bir gazeteciydim o vakitler.

Türkiye’nin ilk defa karşılaştığı ama daha sonraları sık sık duyacağı ve dahi alışarak kanıksayacağı etnik temele dayalı terör saldırısı ile ilgili olarak ne düşündüğünü  Süleyman Demirel’e sormuştuk.

1980 öncesi sokaklardaki yangını söndüremediği için o faşist cunta tarafından devrilerek ülkenin yönetimini askerlere bırakmak zorunda kalan eski Başbakan, “Bu saldırı üç-beş çapulcunun işidir. Türkiye büyük bir ülkedir ve yaralarını kısa sürede sarar” gibisinden bir şeyler söyledi.

Zamanın Başbakanı Turgut Özal ve daha sonra ülkeyi yönetenlerde benzer şeyleri söyledi ama 30 yılı aşkın süredir bu ülke topraklarında örtülü bir savaş hali yaşanıyor.

Benim ülkem ayrılıkçı terörden çok çekti.

Ülkemin 30 bin dolayındaki genci henüz hayatlarının baharındayken toprağa düştü.

“Anaların gözyaş sel oldu” desem yeridir.

Yitip giden canların yanında sözü edilmez belki ama bu ülkenin kaynakları da terörle mücadele için harcandı.

Helal hoş olsun elbette ama barış içinde olsak daha iyi değil mi.

Her neyse.

Bu adına ‘çözüm süreci’ denilen süreçte, bu tek taraflı silah bırakma çağrısıyla birlikte barış için gerekli adımların atılmış olduğunu öğrendik.

Bu habere sevindim mi?

Ülkemin bundan böyle barış içinde olacağını duydum,  biraz kuşkuyla yaklaşmış olmakla birlikte bu habere sevindim elbette.

Terör belasından kurtulur mu benim ülkem?

Umarım bu kabus biter.

Benim ülkem de mutlu ve bir birini seven insanların ülkesi olur.

Seçime giden ülkem için bir oyalama taktiği olmadığını dilediğim bu süreç için umarım ve dilerim o terörist başı çağrısında samimidir.

Yine umarım ve dilerim kendisi halen o örgütün gerçekten lideridir ve o terör örgütü halen onun sözünü dinliyordur.

Bu silah bırakma çağrısıyla başlayan durum nedeniyle biraz olsun umudum arttı.

Biz yeniden Kürt’lerle barış içinde olabilir miyiz..

Pekala oluruz.

Zira ben Kürt’lere hiç bir vakit ‘düşman’ gözüyle bakmadım.

Bize düşmanlık edenin ‘PKK’ olduğunu bilirim.

Bu bakımdan “Her ne şartta olursa olsun” demem ama bu kirli savaşın bitmesini isterim.

Dedim ya ‘Anaların gözyaşı’ dinsin artık.

Şehit Anaları da sanırım başka anaların gözyaşı akmasın isterler.

Şehitlerimizin aziz hatırasını da incitmek istemem ama son sözüm yine de şudur:

Bitsin artık.

Anaların gözyaşı dinsin.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10