• BIST 96.400
  • Altın 144,423
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Samsun 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 21 °C
  • Ordu 14 °C
  • Sinop 13 °C
  • Giresun 13 °C
  • Amasya 12 °C
  • Rize 15 °C
  • Trabzon 13 °C

Cevabını Bildiklerimiz

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Da Vinci “Nasıl görmen gerektiğini öğrendiğinde, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edeceksin,” der.Bazı olaylar güneş gibi bu bağlantının hemen farkına varacak kadar ortadayken, geri kalan büyük kısmı ise insanın kendisinin bağlaması gerekir.Bu fikir yürütme ise ancak doğru soruları sorarak olur.

Mesela birbirinden ayrı olaylar gibi duran İngiltere’nin kendini ekonomik ve etik açıdan kısıtlayan Avrupa Birliği’nden çıkması, ırkçı ve şahin söylemlere sahip Trump’ın ABD başkanlık yarışında yükselişe geçmesi acaba gelecekte kurulacak yeni bir ittifakın ve haçlı seferinin habercisi olabilir mi? Bu planın bir uzantısı olarak kabul edebileceğimiz 15 Temmuz’un Haçlı seferlerinin başladığı tarihte yapılması bir tesadüf müdür? Sonrasında  takınılan “Çok işim vardı, arayamadım,” tarzındaki komik tavır, bütün bu noktaların birleştirilmesine olanak vermiyor mu?

Tabi bağlantı kurmak adına olayın sonrasının ve öncesinin aynı oranda kazınması gerekir.Kaldı ki dünya kamuoyu böylesi bir işgal planına, Saddam’ın hiç bulunamayan  nükleer silahlarında olduğu gibi kolay kanmayacaktır.(İlginçtir bazı yetkililer bu gerçek açığa çıktığında zaman “yanılmışız, özür dileriz,” açıklamaları yapmışlardı)Bunun için yeni bir şeytan, daha vahşi ve daha cahil bir örgüt bulunması gerekmiştir.Bu bulununca da ikinci aşama olarak itiraz hakkını yok etmek için bütün dünyanın kanının akıtılması gerekir.İşte bu yüzden Avrupa’da, Türkiye’de hatta batının önde gelen devletlerinin halklarını ikna açısından kendi topraklarında bile bombaların patlatılması gerekir.Ancak gel gör ki, batıda patlayan bomba mağduriyet algısı yaratırken, bulunduğumuz coğrafyada patlayan bomba “kendi etti kendi buldu,” algısı yaratmaktadır.Oynanan oyunun ve kimlerin bu plana dahil olduğunun sağlamasını ise Suriyeli mülteci krizinde takınılan tutumlardan rahatlıkla çıkarabilirsiniz.Mağdurun halinden yine en iyi başka bir mağdurun(bu durumda Batı oluyor) anlaması gerekirken, aynı ülkeler mülteci seçip aman gelmesinler edebiyatı yapmakta, dünyaya pompalanan anlayışa göre kendi hatasını ödeyen Türkiye ise mültecilere kapısını açıp sınırsız bir özgürlük, hatta vatandaşlık vermektedir.

Üstüne üstlük dünyadaki barışı korumak ve bölünmeyi durdurmak hedefindeki NATO, topraklarında türlü oyunlar çevirdiği müttefiklerini ya da çözüm ortaklarını Rusya’ya doğru itmekte, genel söylevinin aksine dünya üzerindeki kutuplaşmayı körükleyen kurum olmaktadır.Belki bilirsiniz, ne demiş Sezar: ”En büyük düşmanın, en son bakacağın yerde saklanır.”

Velhasılıkelam bu kutuplaşma hayra alamet değildir.Şu an için küçük aldı verdilerle birbirlerini idare eden devletler, kendilerini daha büyük, geri dönülmez bir hesabın içinde bulduklarında tabii ki diplomasiyi bir kenara itip, savaş sanatını konuşturmaya başlayacaklardır.

Hadi yine fikir yürütmek maksadıyla soru sorarak bitirelim.

Peki böylesi sahte, arkadan iş çevrilen sözde barış ortamında, kendi müttefikleri tarafından ihanete uğramış bir devletin kendi planlarını devreye sokması ve elindeki avantajı kullanması sizce mantıksız mıdır?

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10