• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Samsun 9 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 17 °C
  • Ordu 11 °C
  • Sinop 8 °C
  • Giresun 10 °C
  • Amasya 3 °C
  • Rize 10 °C
  • Trabzon 13 °C

CHP’li babanın Muhafazakar oğlu

CHP’li babanın  Muhafazakar oğlu
‘Babam Şevki Akan, esnaftı ve CHP’liydi ama inancı da kuvvetliydi’ diyor Rektör Akan. Emin Çölaşan’ı da okurum, Rahmetli Uğur Mumcu’yu da. Ben muhafazakarım.Kendimi bilime adadım. O nedenle 2. Dönemim daha çok bilimsel çalışma üzerine olacak” dedi

Bilim adamının yaşamını tamamen bilime adaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Akan, yaşamı da Mevlana’nın “Yaşam ölümden ödünç aldığımız zamanlardır” sözüyle tanımlıyor.

19 Mayıs Üniversitesinin günümüzdeki Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan’ın dedeleri Makedonya’dan, Üsküp’ün Köprülü Köyünden muhacir edilmiş, İstanbul’a Silivri’nin Çanta beldesine gelmişler 1924-26 yıllarında.
Rahmetli Kayınvalidem de Üsküp’ten muhacir edilen bir ailenin ferdiydi.
Üsküp’ü, o rahmetliden dinlemiştim defalarca.
Benim de dedelerim 1924 mübadelesi ile Selanik’in Sarışaban’ından Gülcemal Vapuruna yüklenip Samsun’a göçe zorlanan ailelerdenmiş.
Rumeli göçmenleri o toprakları hiç unutmuyorlar.
Söyleşi konuğumuz Hüseyin Akan’ın yaşamını öğrenmeye çalışırken, ‘Hayata nerede başladınız?’ şeklindeki sorumu, ‘’Manisa’da doğdum’’ diye yanıtlamadı. Kendisini anlatmaya dedelerinin Üsküp’ten Türkiye’ye göçünden söz ederek başladı.
19 Mayıs Üniversitesi Rektörlüğüne 2. kere seçilen Prof. Dr. Hüseyin Akan 18 Mart 1958 tarihinde Manisa’da doğmuş. İki ağabeyinin Çanta’da doğduğunu söylüyor Hoca.
Hoca çok mutlu ve dolu dolu bir çocukluk yaşadığını söylüyor. “Futbolda da oynadım, çelik çomakta” diyor.
İlkokul yıllarında bile Halk Kütüphanesinden her hafta bir kitap alarak okuduğunu söyleyen Akan, her çocuk gibi Tommiks, Teksas okuduğunu da saklamıyor.
İlkokulu Manisa’da Atatürk ilkokulunda okumuş Hoca, Öğretmeninin Ali Kara olduğunu hatırlıyor ve Rahmetli olduğunu söylüyor. Hatta ilkokuldan iki arkadaşıyla da hala görüştüğünü de söylemekten geri kalmıyor Hüseyin Akan.
Çocukluğunuza dair başka detayları hatırlıyor musunuz?
İyi bir çocukluğum geçti. Çelik çomak da oynadım, mahalle maçında futbol da. Sinemaya gitmeyi film izlemeyi çok severdim. Yazlık sinemada gazoz bile satmışlığım var benim. Bir çiçekçinin yayında çıraklık da yaptım. Bu bakımdan çiçeklerle uğraşmayı çok severim. Bahçeli bir evim var. Bahçemizde türlü çiçek ve ağaç bulunuyor. Çocuk Doktoru olan Eşim Ayşe Akan’da benim gibi çiçekleri çok seviyor. Orta Okulu Manisa’daki Şehitler Ortaokulunda okudum. Kitap okumayı severdim. Türk yazarların kitaplarının yanı sıra klasikleşmiş batı klasiklerinin de birçoğunu okumuşumdur.
BABAM CHP’LİYDİ.
Babam Şevki Akan, esnaftı ama çok okurdu.  Bu nedenle bilgili bir adamdı. Demokrat Parti zamanında da CHP’liymiş,  öyle de devam etti. İnancı da kuvvetliydi. Evimizde namaz kılınırdı. Benim daha muhafazakar olmam okuduklarım ve sosyal çevremden çok evde yapılan ibadetlerden etkilenmem nedeniyledir. Ben böyle olduğunu düşünüyorum.
BAŞKA HAYATLARI MERAK EDERDİM.
Ben hep başka hayatları merak etmişimdir. Çok kitap okumam da bundandır. Okuma alışkanlığımı hala sürdürüyorum. Gazeteleri her gün okurum. Bütün Köşe yazarlarını okurum. Emin Çölaşan’ı da okurum diğer bütün yazarları. Rahmetli Uğur Mumcu’yu da okurdum mesela.
YAZAR DA OLMAK İSTERDİM.
Bu okuduklarım nedeniyle olsa gerek hayatta iki şey olmayı çok istedim. Birisi Bilim Adamı olmak, ikincisi de yazar olmaktı. Birini gerçekleştirdik az biraz. Yazar olmayı gerçekten çok istedim. Birkaç denemem Mavera ve Kayıtlar Dergisinde de yayınlandı. Mavera Dergisinde 1972 yılında yayınlanan ilkyazım Türk Şiiri üzerineydi.
TÜRKİYE’DE BİLİM ADAMI YOK.
Bilim Adamı kavramı ülkemizde yanlış anlaşılıyor. Bilim Adamının yaşamı tamamen bilim olmalıdır. Hem Bilim Adamı Hem Tüccar olunmaz mesela. İlim Adamını şöyle tanımlamak mümkündür belki. Fransız Bilim Adamı Lovesier mesela. İdama Mahkûm Etmişler Lovesier’i, İnfaz edilecekken “Bana iki gün süre verin, insanlık adına çok önemli bir deneyim var onu tamamlayayım beni o zaman idam edersiniz” demiş. Bilim Adamı hayatını bilime adamalıdır. Bilim Adamının hayatı bilim olacak yani.
Lise ve Üniversite yıllarından hiç söz etmediniz. Mesela lisedeyken okulu kırmışlığınız olmuş mudur?
Orta Sondayken fen bilgisi öğretmenimiz sanırım Serpil Kaylan’dı. Bir gün sınıfta bize dedi ki; “ Siz kazanamazsınız ama Fen Lisesi sınavları var. Tecrübe kazanmak için de olsa bu sınava girin” dedi. Çünkü o tarihlerde 4 - 5 fen lisesi vardı. Bugün sayıları 20’yi geçti sanırım. Ankara Fen Lisesi 96 öğrenci alıyordu ve 2 sınav yapılıyordu. Ben ilkinde 32. ikinci sınavda da 64. olarak kazanarak 1972 yılı Eylül ayında Ankara Fen lisesinin öğrencisi oldum. O zaman ki yaygın söylenişle leyli yani yatılı okudum. Yatılı okumamız nedeniyle okulu kırmamız zordu. Bu bakımdan benim okulu kırmışlığım yoktu yani. Okuldan ancak hafta sonu çıkıp Ankara’da çarşıya inebiliyorduk. Sinemaya giderdim hafta sonları ve kebapçıya. Ankara’da kebap 49 diye bir kebapçı vardı hiç unutmam. Liseden arkadaşlarım ya hekim oldular ya mühendis. Şunu söyleyebilirim.
SOKAK HAREKETİ ÖĞRENCİYE BİRŞEY KATMAZ.
Söylediğim gibi benim gösterilere katılacak zamanım yoktu. Ben zaten sokak hareketlerinin ve gösterilerin yani bu tür eylemlerin öğrenciye bir şey katmayacağına inanırım. Sokak gösterilerine yapacak bir işi olmayan ders yükü olmayan öğrenciler katılırlar. Bu tür eylemler boş gezenler yapar.
Öğrenciler bu tür eylemleri ülke daha iyi yere gelsin diye yaptıklarına inanıyorlar, Rektör olarak siz bir öğrencinin ülkeye katkısının nasıl olacağına inanıyorsunuz?
Ülkeyi sokak gösterileri ileriye taşımaz. Çalışmak daha çok çalışmak gerekir. Öğrenci olaylarının olumlu bir sonucu olacağına inanmıyorum. Öğrenciler bir birleriyle didişmek yerine daha çok çalışarak ülkelerine faydalı olmalılar. Ben ülkemde eksik olan şeyin çalışma isteği olduğuna inanıyorum. Bak Uğur Mumcu ne diyordu? ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’. Ne kadar doğru bir söz. Bugün ülkemiz bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarla dolu. İnsanlar bildiği konuda, o da kendilerine bir şey sorulursa ancak konuşmalıdırlar. ‘En iyi yurtsever kimdir?’ diye bana soracak olursanız, bu soruyu ”ülkesi için en çok çalışmış olandır” diye yanıtlarım.

Samsun’a ne zaman geldiniz?
Samsun’a 1991 yılında geldim. Samsun’da kalmayı düşünmüyordum. Askere gidene kadar çalışmayı ve tekrar Ankara’ya dönmeyi planlıyordum. Ama kader bizi buraya bağladı. Samsun’da 1993 yılında Doçent,1999 yılında da Profesör oldum. Benim Samsun’a en büyük katkım Girişimsel Radyoloji Bölümünü kurmak olmuştur.  Yani Şu: Bir Beyin Cerrahı mesela beyin ameliyatını yapmak için beyni açar. Bizim geliştirdiğimiz sistemle hiç vücudu açmadan iğne deliği gibi bir yerden vücuda girerek operasyon yapmaktır. Örneğin Beyin Ameliyatında da öyle iğne deliği gibi bir yerden beyne girip Beyin Anevrizmasını tedavi edebiliyoruz.
19 MAYIS İYİ ÜNİVERSİTE.
Rektörü olduğum için söylemiyorum. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi ülkemizde 10- 12 iyi üniversite arasındadır. Tıp Fakültesi mesela Hekim olarak, donanım olarak yani hastane olarak iyi bir yerdedir. Bir Üniversite iyi veya kötü olarak şöyle tanımlanabilir. Kriterler şudur: Eğitim kalitesi değerlendirilmeli. Bilimsel katkı sağlayıp sağlamadığı sorgulanmalı. Halka hizmetinin yeterli olup olmadığına bakılmalı.
500 MİLYON LİRALIK KATKI.
Üniversitenin Samsun’a önemli katkıları var. Bünyemizden 3 üniversite doğmuş olmasına rağmen bu yıl öğrenci sayımız 40 bini geçecek. Bütçemiz 400 milyon lira civarındadır. Öğrencilerimizin de bir yıl içinde 120 milyon lira bırakacağını düşünüyor olursak çalışanlarıyla birlikte 48 bin kişilik bir topluluğuz. Şehre katkımız 500 milyon lirayı aşıyor.
2.görev döneminiz birinci dönemden farklı mı olacak?
Dört yıllık ilk görev dönemimizde daha çok alt yapı hizmetlerine ve personel yatırımları ile uğraştık. Birçok eksiğimiz vardı. Bu dört yıl süresinde bu eksiklerimizi gidermek için çalıştık. Yeniden seçildiğimiz bu ikinci dört yıllık görev süremizde ise daha çok Teknopark ve diğer teknolojik yatırımlara ağırlık vereceğiz. Daha çok bilimsel çalışmaların yapılacağı bir dönem olacağını söyleyebilirim. Bu yeni dönemde üniversitemizin akademik bakımdan da sıçrama yapacağı bir dönem olacak.
A takımınızı bu nedenle mi değiştirdiniz?
Bu yeni dönemde yardımcılarımın üzerine daha fazla yük binecek. Yeni dönemin ağır yükünü yeni atadığımız arkadaşlarımızın daha iyi kaldıracağına inandık. Konuya şu açıdan da yaklaşmak doğru olacaktır. Seçime girerken rektörle birlikte yardımcılarının da görevi biter. Bu bakımdan bütün yardımcılarım seçim öncesinde görevlerinden istifa etmişti zaten.
Sait Bilgiç’in istifasını nasıl değerlendirirsiniz?
Sait Hoca seçime üç gün kala istifa ederek aslında istifa etmekte geç bile kalmıştır. Biliyorsunuz Hoca bana karşı aday olmuştu. Kendisi diğer yardımcılarımdan çok sonra görevini bıraktı. Etik olarak bakacak olursak Sait Hoca herkesten önce görevini bırakmalıydı. Bu konuda şunu söyleyebilirim. Hoca bizim yönetimimizi beğenmemiş olmalı ki aday oldu. Ancak biz kötü bir yönetim sergilemişsek yardımcım olarak Sait Bilgiç de bu kötü yönetimin ortağı olmuştur. Konuyu böyle değerlendirmek daha doğru olacaktır. Öyle sanıyorum ki öğretim görevlilerimizde oy kullanırken bu kriterleri göz önünde bulundurmuşlardır. 

Benim en büyük özelliğim sabırlı olmamdır. Sanırım bu özellik hem fıtratımda var hem de hekim olmamdan kaynaklanıyor. Tedavi ve operasyon sırasında saatlerce çalışıyoruz. Bu bizi sabırlı kılıyor. Sakinim ayrıca. Her şeye müdahil olmam, görevlendirdiğim arkadaşlara güvenirim. Sorun getirmedikleri sürece hiçbir arkadaşımın işine karışmam. Görev yaptığım 4 yıl süreyle üniversiteme önemli projeler kazandırdım. Ben rektör olarak işlerin iyi gitmesi için gerekli girişimleri yapıyorum. Bir nevi koordinatörüm yani.
Olaylara katılmadım
Öğrenci olaylarının en yoğun olduğu dönemlerde Üniversitede okudum. Üniversite’ye 1975 yılında girdim. Tıp fakültesi öğrencilerinin öğrenci olaylarına karışması zordur. Çünkü bizim derslerimiz çok ağırdı. Ders çalışmaktan bu gibi eylemlere ayıracak zaman bulamazdık.
SOSYAL BİLİMLER  İLGİMİ ÇEKİYORDU
Üniversite sınavlarına girerken Sosyal Bilimleri okumayı çok istiyordum. Mesela Amerika’da Seramik Mühendisliği eğitimi veren bir okulu kazanmıştım Devlet beni Amerika’da okutacaktı. Ama benim Sosyal Bilimleri okuma şansım azdı. Zira 3 yıl önce 88 yaşında yitirdiğim Babam Şevki Akan, ilkokul mezunu olmasına ve Manisa’da esnaflık yapmasına rağmen çok okuyan hayatı bilen bir adamdı. Benim Fen Bilimlerine yönelmemi sağladı. Ankara Üniversitesi Tip Fakültesini kazanarak Bu okula gittim. Aynı Üniversitede radyoloji uzmanı oldum. Bir süre burada radyoloji uzmanı olarak çalıştım
Sait Bilgiç’in istifa etmekte geç kaldığını da söyleyen rektör Prof. Dr. Hüseyin Akan, ‘’ Sait Hoca, bizimle çalıştı sonra da aday oldu. Seçime 3 gün kala da istifa etti. Yönetimi beğenmediği için aday olmuş olabilir ama yönetim kötüyse buna kendisi de ortaktır. Bu dönemde A Takımımı yeniledim’’dedi.

Röportaj: Ragıp GÖKER

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10