• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Samsun 11 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Ordu 10 °C
  • Sinop 8 °C
  • Giresun 13 °C
  • Amasya 4 °C
  • Rize 6 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

Çivi Tutmak

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Mevlevi dergahlarında sıkça uygulanan bir ritüel olan ve sema diye tabir edilen dairesel hareket esnasında derviş dönüşünü bir noktaya sabitlediği tek ayağı üzerinde yapabiliyorsa hemen oracıkta göğsüne çivisi sağlam nişanı kondurulur.Bu kabiliyet de çivi tutmak olarak adlandırılır.

Peki Türkiye’nin çivisi sağlam mı? Ya da soruyu daha da genelleştirip şöyle soralım: Bir millet sağlıklı bir dönüş (toplumsal huzur) için ayağını hangi noktaya sabitlemelidir?

Elbette bu soruya verilebilecek bir çok cevap var.Ancak bu yazıda değinmek istediğim konu itibariyle vereceğim cevap şudur: Tarihine

Bu cevaba ulaşmak için kafamızı kumdan çıkartıp biraz etrafa bakınmamız yeterli olacaktır.Birbirinin aynı bir sürü insan göreceksiniz.Giyimleriyle kuşamlarıyla, seyrettikleri filmler ve söyledikleri şarkılarla herkes basit birer copy-paste işleminin ürünü oldu.Hadi fiziksel özellikleri ve eylemleri geçtim; hem farklı fikirlere hoşgörülü yaklaşılmaması, yaklaştığımız zaman ise sağlıklı bir tartışma ortamı oluşmaması nedeniyle, aslında gelişime ivme kazandıracak farklı düşüncelerin yok olmasına ve kafa yapılarının aynılaşmasına ne demeli?

Kaldı ki, bunun sadece ülkemize has bir durum olmadığını da belirtmek yersiz olmaz.Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur.Tek dünya devletine giden yolda yapılan kültür ihracatı maalesef ırk, din ya da dil dinlemeden herkesi kapsama alanına alıyor ve amanını kesiyor.Daha da acı olan konu ise insanların bunun farkında olmaması ve doğal olarak farkında olmadıkları bir girişime karşı reaksiyon gösterememeleri.Nitekim taze bardağın suyu soğuk olur.Her yeni trendi fanatizme varan bir boyutta sahiplenip içselleştirmek bir alışkanlık haline geldi.Kitabından yapılan uyarlamayla kült statüsüne yükselen ve içeriğinde çok sert bir toplumsal eleştiri barındıran 1999 yapımı Dövüş Kulübü filminin açılış sahnesindeki anlık bir uyarı, filmi seyredenlere sinema salonunun kapısında bıraktıkları dünyayı özetlerken bu noktaya işaret ediyor: “Eğer insanlığını ispat edemezsen, bir istatistik olarak kalacaksın.” Kim bilir belki de global planları olan birileri bizim hiç bir işlevi olmayan canlılar olarak kalmamızı ve süremiz dolduğunda sessizce bir köşede kalıbı dinlendirmemizi istiyordur.

Bu veri olma durumuna karşı ilk etapta farkına varılması gereken nokta; ırklara, kavimlere ve renklere birbirimizi daha iyi tanıyalım ve zenginliğimizin farkında olalım diye ayrıldığımız gerçeğidir.Peki böyle bir ortamda herhangi bir millet kendini nasıl fark edebilir?

            İşte tam da bu işe yarayan bir ayna var ve adı tarihtir sevgili dostlarım.

            Ancak ülkemizde yapıldığı gibi, ders almak ve kendinizi tanıyabilmek adına seçeceğimiz tarih dilimi, politik görüşünüzle, inanışınızla ve ya ırkınızla illa bağlı olmak zorunda değildir.Tabii ki canı isteyenin aynanın istediği kısmına bakmasında bir beis yoktur.Fakat bunu yaparken, yüzyıllar boyu fark gözetmeksizin omuz omuza verip bu coğrafyayı ve insanlığı ışıklandırdığımızı ve bunu yaparken kimsenin kimseye bir üstünlüğü olmadığının şuurunda olduğumuzu göz önünde bulundurmakta fayda var.

Bu konuda isabetli incelemeler yapan Jaspers, Almanya üzerinden suçluluk ve sorumluluk kavramlarını değerlendirirken, geçmişte işlenilen suçların o dönemde yaşamış bütün insanlara bulaşacağını ve yaşanılanların bir gölge gibi her daim gelecek nesillerin üstüne vurarak, aynı zamanda onlara yeni yollar bulma konusunda bir sorumluluk yükleyeceğini söyler.

Lafın kısası, elimizdeki bu cevheri çok geç olmadan kullanıp bizi biz yapan değerleri tekrar sahiplenelim.Tarih, ulaşmak için yorucu gayretler içine gireceğimiz bir gömü değildir.Çağlarda ve insanlarda güncellenir.Mekanlarda yenilenir.Ona istediğimizde kolaylıkla ulaşabiliriz.Yeter ki ortak geleceğimiz için biraz çaba göstermeye niyetli olalım.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10