• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 27 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 32 °C
  • Ordu 26 °C
  • Sinop 25 °C
  • Giresun 27 °C
  • Amasya 29 °C
  • Rize 25 °C
  • Trabzon 25 °C

Dıştan İçe, İçten Dışa

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Diplomasi hiçbir zaman iki kişilik bir oyun olmamıştır.Her ne kadar masada karşılıklı oturan iki taraf var gibi görünse de, oyunu merakla seyreden izleyicileriyle, bir sonraki aşamayı dört gözle bekleyen sabırsız rakipleriyle, tarafsızlık konusunda eline su dökülmeyen ama değişik oyunlarla kazananı tayin etmeye çalışan hakemleriyle, şahit olunan etkinlik oldukça kalabalık bir topluluğun iştirakiyle gerçekleşir.

Buradan hareketle eğer dış politikanın belli problemlere geçerli çözümler bulmak olduğu anlayışını kabul edersek, uyguladığımız bir çözümün daima başka problemlerin ortaya çıkmasına sebep olacağını da kabul etmiş oluruz.Mao’ya bir röportajda “Sizce Fransız İhtilali’nin sonuçları nelerdir? diye sorarlar.”Bunu konuşmak için henüz çok erken,” cevabını verir.Zira bu kadar çok bileşenin ve tarafın olduğu bir oyunda herkesi aynı derecede memnun etmek mümkün olmamakta, çözümler yeni problemler doğurmaktadır.Dolayısıyla mutlak bir çözümün olmadığını söylemek yanlış olmaz.

Ülkeler de dış politikalarını yapılandırırken bu problem ve çözüm döngüsünü dikkate almak zorundadırlar.Sürekli olarak karşılaşılan bu problemlerin çözümleri, daha mikro olanları konu dışında tutarsak, uzlaşma ve çatışma olmak üzere iki yolla yapılabilir.Ancak çatışma seçeneği kısıtlı kaynaklarla doğrudan ilintili olduğundan sürdürülebilirliği diğer seçeneğe nazaran azdır.Sun Tzu Savaş Sanatı adlı eserinde “Gerçek zafer savaşmadan kazanılandır,” derken aslında ikinci seçeneğe işaret etmektedir; yani uzlaşmaya.Devletler de bu gerçeğin farkına vardıkları için planlamalarında savaşı daha sonraki aşamalarda bırakırken, anlaşma yollarını ne pahasına olursa olsun tıkamama ve uzlaşılacak ortak çıkarlar bulma yolunu kılavuz edinmişlerdir.

Ancak böyle bir uzlaşı politikasını yürütebilmek için düşünsel kapasitesi gelişmiş, ikna kabiliyeti yüksek yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır.Bu yeteneğe haiz bireyler bazen ülke içinden bulunurken bazen de yine dış politikadaki gelişmeler neticesinde ülke dışından sağlanabilir.Yani bu noktada denilebilir ki, iç ve dış olmak üzere iki tür kaynak vardır.İçeride, özelikle ülkemiz gibi kozmopolit yapıda olan ülkelerde, bu kapasiteyi sağlayacak eğitimin sadece belli bir kesimin yararına olacak şekilde değil, bütün vatandaşların eşit şartlarda yararlanacağı bir biçime getirilmesi gerekir.Bu fırsat eşitliğiyle birlikte düşünce özgürlüğü söz konusu olduğunda da değişik kesimlerden seslere kulak verilmesi, ülkenin iç potansiyelinden verimli bir şekilde yararlanılmasını sağlar.

Dış kaynak sağlamada ise fırsatların değerlendirilmesi gerekir.Şimdi akıllara şöyle bir soru gelebilir: Başka bir ülkenin entelektüel kapasitesi yüksek bir vatandaşı nasıl olur da diğer bir ülkenin çıkarı için çalışabilir? Aslında bunda şaşırılacak bir durum yoktur.Tarih, bazı fırsatları değerlendirip yükselişe geçen ülkelerin örnekleriyle doludur.

Osmanlı, devşirme sistemiyle diğer ırkların da teknik birikiminden yararlanmasını bilmiştir.

Yine bu teknik bilginin katkısının çok olduğu İstanbul’un fethinde, İtalya’ya kaçan hristiyan bilim insanları Avrupa’da Rönesans’ın başlamasına ön ayak olmuşlardır.

Daha yakın bir geçmişteyse, Nazi zulmünden kaçan Yahudi bilim insanları ve entelektüeller ABD’ye yerleşip bu ülkenin büyük bir sıçrama yapmasına olanak tanımışlardır.

Benzer örnekler saymakla bitmez.Günümüzde yaşadığımız coğrafyada bile aynı gelişmelerin benzerlerini görürüz.Bu noktada, gerçekleşen iç savaşlardan kaçan entelektüellerin yerleşimini ve ya Batı’da yaşadığı halde artan islamofobiden oldukça tedirgin olan doğulu bilim insanlarının yer değiştirme isteklerini doğru kanalize edebilen ülkeler oldukça parlak sonuçlara ulaşabilir.

Böyle bir çaba ülke içinde de entelektüel ortamın yeşermesine sebep olacak; bu ise birbirinden çok farklı fikirlerin bile eşit olarak değerlendirilmesine olanak tanıyacaktır.Teknik ve düşünsel kapasitenin artmasıyla sonuçlanacak bu anlayış, uluslar arası arenada uzun süreli barışı kurmak için fırsatı değerlendiren ülkelere daha farklı olasılıklar sunacaktır.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10