• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 16 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Ordu 14 °C
  • Sinop 15 °C
  • Giresun 16 °C
  • Amasya 12 °C
  • Rize 16 °C
  • Trabzon 16 °C

Döngü ve Öngörü

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Zaman içinde irili ufaklı bir çok devletin tarih sahnesine çıktığı aşikardır.Bu devletlerin bazıları okyanusları birleştirecek kadar toprak genişliklerine ulaşırken, diğer bazıları ise sadece tek bir şehirde hakimiyet sağlamışlardır.Coğrafya, ırk gibi birbirinden bağımsız özelliklerin yanında bu devletlerin hepsinde ortak olan özellik ise yaşam döngüsüdür.Nasıl her insan doğar, büyür ve ömür defterini bütünlerse; devletler de kurulur, gelişir ve zamanı geldiğinde gerileme dönemine girerler.

Bu yaşam döngüsünü oluşturan devirlerin, yani geçişlerin, belki de en belirgin olarak tespit edilebileceği devlet ise tarihin gördüğü son büyük imparatorluklardan olan Osmanlı İmparatorluğu’dur.Tabii ki kuruluş, yükseliş, gerileme ve çöküş devreleri tarih kitaplarında konu edildiği şekilde kesin bölümlerle ayrılmamış, o zamanın koşullarında yavaş yavaş gelişmiştir.Şahsi fikrim, genel kanının aksine bir devletin sıfırdan nasıl yükseldiğine dair nedenler kadar en tepe noktadan nasıl tekrar sıfıra indiğini gösteren sebeplerin de bir hayli önemli olduğudur.

Şayet çöküşe sebep olarak bilinen onlarca neden arasında sıralama yapılsa, bir kısım maddeler diğerlerinden daha çok öne çıkacaktır.Ancak tarih yorumunun olmazsa olmazı olayları o günün şartlarında değerlendirme kıstasını dikkate alarak yapılan bir yorumda, sıralamaların çok da gerçeği yansıtmayabileceğini söyleyebiliriz.

Belirgin başlıklar içinde kendine çok az yer bulan olaylardan biri de Celali İsyanları’dır.Bu isyanların çıkış noktası, doğal sınırlara ulaşıldığı ve savaşların hız kestiği dönemde, bazı sancakbeyi ve beylerbeylerinin de görevlerinden alınmasının etkisiyle işsiz kalan askerlerin eşkıyalık yapmaya başlamasıdır.Daha sonra bu şahıslara ordudan atılan tımarlı sipahilerin de katılmasıyla bahsedilen küçük gruplar gittikçe büyümüş ve celali isyanları patlak vermiştir.1596-1610 arasında imparatorluğun sistemi bu isyanlar nedeniyle bir hayli bozulmuştur.İnsanlar Anadolu’dan İstanbul ve Krım’a göç ederken tabiri caizse kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşmüşlerdir.Boşalan topraklar nedeniyle vergi gelirleri düşmüş, bu vergileri toplayarak askerlik yapan tımarlı sipahiler vergi toplayamadıkları için sefere çıkamamışlardır.Sefere çıkamayınca ordudan atılmış; ordudan atılınca da celali olup isyana katılmışlardır.

Bazı olumsuzluklar olsa da sorunsuz işlediği söylenebilen sistemin bozulmasına neden olan, her alanda yükselişin önüne set çeken bu isyanlar, sizin de fark edeceğiniz üzere kısır bir döngü neticesinde gittikçe büyümüştür.Zaten dikkatle incelendiğinde görülecektir ki; isyanlar ve diğer sebeplerin altında hep bir kısır döngü yatar.Denenen çözüm yolları ise bu döngülerin nasıl işlediğini anlamak yerine anı kurtarmak anlayışından beslenir.Asırlar boyu yapılan ince planlar neticesinde sağlıklı büyümeyi gerçekleştirmiş böylesi devletlerin, aynı planlamayı ortaya çıkan zorluklar karşısında yapmamış olması düşündürücüdür.Nitekim Goethe’ye ait olan “akıllı adam küçük hatalar yapmaz,” deyişi belki benzer yapı ve büyüklükteki devletler için de çok rahat söylenebilir.Bu eksiklik ise yazının başında belirttiğimiz şekilde bizi, çöküş sebeplerinin neden yükseliş sebeplerinden daha önemli olduğunu kavramaya götürür.

Kavrayışımız neticesinde günümüz olaylarını anlamak, haliyle daha da basitleşecek; imparatorluktan miras olarak toprağın yanında bazı sorunları da almış olduğumuzu kabul etmek, insanların her hadiseyi dış güçlere havale etmek uğraşından da bir nebze olsun sıyrılmasına yardım edecektir.Benzer olayların farklı lokasyonlarda gerçekleşebileceği unutulmamalıdır.Ancak zaman ve mekan farklı olsa da hadiselerin arka planında mutlaka bir kısır döngünün varlığı keşfedilir.İnceleyici bakışlarınızı yönelttiğiniz alan ister eğitim ve ya adalet olsun, ister isyanlar olsun döngüler sizi beklemektedir.

Bu sorunların sürgit olmasının, yaşadığımız coğrafyaya ve bizim gibi hızlı dönüşüm geçiren ülkelere has bazı sebepleri vardır.Bunlardan biri de iktidar olgusudur.Ne olursa olsun hakimiyeti sağlamlaştırma uğraşı, problem çözücüleri, geleceğe dönük politikalar üretmek yerine anlık kurtarıcı planları devreye sokmaya, sorunları kavramak yerine reformist bir yol izlemeye itmektedir.Ancak kısır döngüyü oluşturan duraklar iyileştirilse de, bu duraklar(evet iyileştirilmiş halleriyle bile) kısır döngünün bir parçası olmaya devam edecektir.Hatta zaman içinde düzeltilen başlıklarda normal değerlere ulaşıldığında bu güncelleme de anlamını yitirecek, yine bir tıkanma yaşanacak ve belki de döngüler eskisinden daha yıkıcı sorunlara yol açacaktır.Sadece başlığın düzeltilmesi, içeriği aynı kalan bir yazının daha güzel olmasını sağlar mı? Savaş ve ölümler kavramdan anladığımız şekliyle  çözüm müdür?

Bakınız, herkesin küçükken seyrettiği hani şu sürekli fareyi kovalayan kedi ve evin güvenliğini ve huzurunu sağlama görevi ev sahibi tarafından kendisine verilmiş köpeğin bulunduğu çizgi filmlerde sürekli tekrarlanan klişe bir sahne vardır.İşlerin çığırından çıktığı bir anda bahçedeki köpek kulübesinin etrafında kahramanlar kendilerini sürekli bir kovalamacanın içinde bulurlar.Köpek kediyi, kedi de fareyi dairesel bir rota üzerinde takip eder.Uzun süre devam eden bu uğraş, sonunda köpeğin akıllanıp aniden yuvanın önünde durmasıyla son bulur.Önce fare sonra da kedi köpeğe toslar.Döngü kırılmıştır.

Diyeceğim o ki, uygulanan çözümlerin olayları bitirmek yerine beslemeye hizmet edip etmediği detaylıca incelenmelidir.Önemli olan döngüyü kırmaktır.Bu ise sadece düşmanlıkları ve “benim yerimde olsa aynısını yapmazdı” basitliğini bırakarak geleceğe dönük planlar yapmakla mümkündür.Aynı gemide yol aldığımız gerçeği göz önünde bulundurulduğunda bu kavrayış tipinin önemi kesinlikle daha iyi anlaşılacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10