• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • Samsun 21 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Ordu 22 °C
  • Sinop 22 °C
  • Giresun 21 °C
  • Amasya 18 °C
  • Rize 22 °C
  • Trabzon 23 °C

EKONOMİDEKİ ÇALKANTILAR

YÜCEL TÜRE

15 Temmuz kalkışması, Batı’nın buna ilk günlerdeki sessizliği, kalkışma liderinin bu kadar veriye rağmen hala korunup iade edilmemesi, Güneydoğu’muzda projelendirilen bazı yapılanmalara güvenliğimiz için müdahale edip onların bu oyunlarını bozmamızın tabi ki bir karşılığı olacaktı. Bunu da üzerimizdeki kısmi ekonomik ve siyasi baskılarla ve terörün her çeşidi olarak bizzat yaşamaktayız. Fakat bütün bu menfi gelişmelerin tamamını gizli güçlerin bir oyunu olarak ilan edip bunun arkasına sığınırsak, sadece kendi insanımızı kandırmakla kalmayıp onun moralini de bozarız. Böyle zamanlarda liderlerin ortaya çıkıp kamuoyuna bazı telkinlerde bulunması ülke menfaatleri için yararlı olabilir:

  • Alın, satın, yatırım yapın, üretin,
  • İstihdamı artırın,
  • İçinden geçtiğimiz günler döviz alınacak değil satılacak günlerdir, dövizlerinizi bozdurun,

Bu açıklamalara hep bu gözle baktık.

Şimdi bütün bunları bir tarafa koyup ülkemizdeki ekonomik ortama bir göz atalım:

TURİZM: Önce uçak krizi, sonrasında ardışık terör olayları maalesef turizm gelirlerimize dip yaptırmış durumda. 2017 yılı için acilen bir master planı hazırlayıp uygulamaya koyamazsak, ekonomimize azami katkı sağlayan bu bacasız sanayide şu gibi olacakları görmek falcılık olmaz:

- Turizm tesislerinin bir kısmı kapılarını açamaz,

- Böylece turizmdeki istihdam yarıya düşer.

- Turizme girdi sağlayan sektörlerin satışları azalır,

- Böylece birçok sorunla boğuşan turizm sektöründe korkarız iflaslar ve otel satışlarını tekrar yaşarız.

Döviz kurlarının bu kadar yüksek seyrettiği bir ortamda yabancıların bu tesisleri alması hiç de zor olmayacaktır.

İSTİHDAM: Son verilere göre işsizlik % 11,8’e, genç işsizliği ise  % 21’e yükselmiş durumda. Ekonominin böyle bıçak sırtında gittiği dönemlerde sanayicinin istihdamı artıracak yatırımlara girmesi zorlaşacaktır. Başta terör olayları olmak üzere diğer menfi unsurlar da yatırımcının şevkini ayrıca kırmaktadır. Hele de piyasaların daraldığı bir ortamda, nakit akışının adeta durduğu bir dönemde ‘yatırım yapın’ demek kolay da bunu göze almak şimdilik biraz zor görünüyor. Diğer taraftan hükümet de aldığı tedbirlerle piyasaları rahatlatmaya çalışmaktadır. 1 Aralık’ta sona erecek olan Varlık Barışı’nın süresini 6 ay uzatıp 30 Haziran 2017’ye taşıması olumlu bir adım sayılmakta. Ayrıca yabancılara belli bir miktar yatırım yapmaları veya belli fiyatın üzerinde ev almaları karşılığında vatandaşlık verilmesi de bu rahatlatıcı kararlardandır. Sıkışmaya başlasa da şu an ekonominin en itici gücü inşaat sektörüdür. 200’ü aşkın alt sektörüyle istihdamı hala canlı tutmaktadır. Konut arzındaki stokların artışı sektörü vade uzatmaya ve faiz indirimine yöneltmiş, ayrıca yabancılara satış ile de bu durgunluk aşılmaya çalışılmaktadır.

ÜRETİM: Ekonomimizdeki diğer göstergelere baktığımızda ise, kısa sürede artan döviz kurları 200 milyar dolar civarında borcu olan özel sektördeki 27 bin civarındaki şirketimize olumsuz yansımaktadır. Genelde kur yükseldiğinde bu, ihracatçıya müspet olarak yansırsa da, 2016 yılı ihracatının 2015’in altında kalması da daha çok üretimdeki çekincelerle izah edilebilir. Böyle zamanlarda vatandaş olarak ihtiyaçlarımızı yerli üretimle karşılarsak üreticilere ve ekonomimize can suyu vermiş oluruz. Artan döviz kurlarına ilaveten ham petrol fiyatlarındaki hafif yükselişler sadece aralık ayında akaryakıt fiyatlarına % 6 olarak yansıdı. Merkez Bankası’ndaki altın ve döviz rezervlerindeki azalışlar; cari açıktaki artış; büyüme rakamlarının peş peşe revize edilmesi; bireysel kredilerde takıntı oranındaki % 40 artış; enflasyonda TÜFE’nin % 8,53’e, ÜFE’nin ise % 9,94’e ulaşan değerleri, 2017’de çift rakamlı enflasyon oranları göreceğimizin bir göstergesidir. Otomotiv pazarında da 2016’da rekorlar yılı yaşanmış olsa da, 2017’de bu rakamların korunmasının zor olacağı görünüyor.

Kısa sürede % 25 artan kur ve enflasyonun yükselişi karşısında ‘Merkez Bankası ne yapmalı’ ile ‘Merkez Bankası ne yapıyor’, ülkenin bir süredir sorunu olmakta devam ediyor. Bir önceki dönem ekonomi kurmaylarının, Şimşek hariç sahneden çekilişinin temelinde Merkez Bankası’nın istikrarlı duruşu yatıyordu. O ekipten şu an ekonomide kalan Şimşek’in bir süredir suskunluğunun temelinde ise yine bu konum yatmaktadır. Bu durum, ‘Üretim için faizleri düşürün’ söylemi etkisi ile ekonomi kitaplarında öğrendiğimiz ‘Kur artışları sürerken bir yandan da enflasyon artıyorsa faizleri yükseltme’ öğretisinin bugün uygulanmaktan çekinilmesidir.     

Son olarak Suriye’den gelen sığınmacılara yapılan harcamanın 17 milyar dolara dayanması ve Batı’nın bu konuda verdiği sözlere uymaması, ayrıca 15 Temmuz kalkışmasının etkileri de ekonomimiz üzerinde ayrı bir yük oluşturmaktadır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10