• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • Samsun 19 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 19 °C
  • Ordu 17 °C
  • Sinop 18 °C
  • Giresun 17 °C
  • Amasya 18 °C
  • Rize 18 °C
  • Trabzon 17 °C

Erdoğan mı Ekmel mi?

MEHMET AKSOY

AKP’nin muhtemel adayı Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimindeki rakibi İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) yaklaşık 10 yıl genel sekreterliğini yapan Prof. Dr.Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Sayın  İhsanoğluna kısaca Ekmel deniyor.
MHP ve CHP’nin ortak adayı olan Ekmel bey muhtemel muhalefetin de desteğini alacağı düşünülüyor.
Ağzı olan konuşuyor türünden yapılan değerlendirmelere ayıracak yerim olmadığı için direk konuya giriyorum.
2007 Mayıs’ında süresi dolan 10. Cumhurbaşkanı (cb) Ahmet Necdet sezerin yerine yeni Cumhurbaşkanını seçmek üzere TBMM toplandı. O zaman cb. meclis seçiyordu. 367 (meclisin üçte ikisi) milletvekili toplanamadığı için, toplantı yeterliliği sağlanamadı. TBMM yeni Cumhurbaşkanını seçemedi.
2 ay sonra genel seçimler yapıldı ve AKP oyunu artırarak yeniden seçimi kazandı. Seçimden yaklaşık bir ay sonra yeniden Cumhurbaşkanlığı seçimi için TBMM toplandı. Daha önce TBMM’ye gitmeyen MHP bu sefer gitti ve Abdullah Gül cb. seçildi. Eğer seçilemeseydi, AKP adayını değiştirmeyecek ve seçimler tekrarlanacaktı.
Seçimden önce seçmene sorunları sorulduğunda ağız birliği etmişçesine herkes ‘ekonomik’ dedi, işsizlikten yakındı. Oyunuzu kime vereceksiniz sorusuna ‘AKP’ diyenlere ekonomik sorunlarının çözüleceğine inanıp inanmadıkları sorulduğunda da ‘hayır, çözülmeyecek’ cevabı alındı. AKP’nin sorunlarınızı çözeceğine inanmıyorsanız, niçin AKP’ye oy veriyorsunuz? sorusuna verilen cevap ‘Müslüman Cumhurbaşkanı seçeceğiz’ oldu.
İnsanlar işsizliği, aşsızlığı unutup Cumhurbaşkanının dindarlığına odaklandılar. Ahmet Necdet Sezer, sanki Laikliğin şartı veya teminatı oruç tutmamak ve Ramazan ayında su içmekmiş gibi; görevinin son Ramazanında 15 dakikalık konuşmasında kameraların önünde iki defa su içtiği için seçmen A.N.Sezer’in dindar olmadığı kanaatine vardı, Sezer’in onayladığı veya onaylamadığı yasaların içeriğine bakamadı. Suriye sınırındaki mayınlı arazinin mayınlardan temizlenmesine karşılık 49 yıllığına İsrail’e verilmesini engelleyen A.N.Sezer mi yoksa bunu onaylayanlar mı daha Müslüman seçmen anlayamadı.
Bir kimsenin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için yasal şartlardan sonra en önemli özelliğinin dindar olması gerektiğini 2007 genel seçimleri göstermiştir.  AKP 2002 genel seçimini Avrupa Birliği’ne (AB) girme vaadiyle aldığı halde, 2007’ye kadar yeterli yol alamadığı için oyları düşmüşken, Müslüman Cumhurbaşkanı seçeceğiz propagandasıyla oylarını yeniden artırdı.
Aynı seçimden sonra iki yabancı, bir yerli firmanın 39 bin kişi üzerinden yaptığı bir ankette halka Türkiye’yi kimin yönettiği sorusu yöneltildi. Halkın yüzde kırk altısı (%46) Cumhurbaşkanı, %16’sı Başbakan, %12’si Genelkurmay Başkanı cevabını verdi. Halka göre Türkiye’de fiilen başkanlık sistemi var.
Ekmel’den daha özellikli birçok kişi olabilir, ama bu halk oy vermedikten sonra o özellikler bir işe yarar mı? Yani küçük kumaştan büyük elbise çıkmaz. Büyük elbise giyecek olan kumaşı büyütecek. Ekmel yaptığı işler misyon ve vizyon itibarıyla seçmenin cb adayı beklentisini karşılıyor.. Anayasanın değiştirilmesi teklif edilemez maddelerini de savunuyor.
Tek kişilik seçimler final maçı gibidir. İyi oyun yok, iyi skor vardır. Çok oy alınmaz; seçim ya alınır ya kaybedilir. Kaybedenden Cumhurbaşkanı olmaz, aday aranmıyor, seçilebilecek aday aranıyor.
Ekmel zor aday olmasaydı, Sayın Başbakan çoktan adaylığını açıklardı. Sayın Başbakan’ın köşke gitmesiyle, Gül Başbakanlığa döner ve Özal-Yıldırım Akbulut ilişkisini mum yakılarak aratır. Erdoğan – Gül ilişkisi Rusya’daki Putin- Medvedev ilişkisi gibi olur.
Cumhuriyetin asgari dayanma yüzeyi üç farklı noktadan; yasama, yürütme ve yargıdan meydana gelen üçgendir. Yasama, yürütme, yargının birleştiği Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı da aynı elde olursa üç ayrı nokta aynı çizgide birleşmekten öteye tek noktaya dönüşür ki bu da diktatörlük olur.
Hükümet sahip olduğu sınırsız güç nedeniyle sınırsız taleple karşılaşıyor, ortak akla ihtiyaç duymuyor,  içte ve dışta hata yapıyor. Kontrolsüz güç; güç değildir. Gücü kontrol edecek; frenleyecek; düşünmeyi sağlayacak bir mekanizma gerekir ki o da AKP dışından, noter gibi çalışmayan bir Cumhurbaşkanıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10