• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Samsun 15 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Ordu 16 °C
  • Sinop 14 °C
  • Giresun 16 °C
  • Amasya 17 °C
  • Rize 16 °C
  • Trabzon 16 °C

Gerçek Değil Hakikat

HÜSEYİN DERELİ

Hayat hem kel hem de fodul nice hikayelerle dolu. Duydukça, okudukça ve de yaşadıkça şaşıyor insan.

Bugün malzemesi yurdum insanı olan, yukarıdakine benzer üç fotoğrafı sizlere  sunmak istiyorum. Aslında bahsedeceğim bir anlama ve anlatma sorunu…

Bu biraz da köylü güzeli  zavallı  Türkçenin, bazen zurnacının bazen de davulcunun eline düşmesinden kaynaklanıyor.

Zira Arapça ve Farsçadan kaçarken önce uydurukçanın kirli tuzağına düşen dilimiz, şimdi de  beş para etmez İngiliz enişteden kurtulmanın derdinde. 

Tıpkı  “ Gerçek “ kelimesi gibi… “Ger” kökünden al sana nur topu gibi bir ger çek. Sanırsın ki “ hakikatin “ taa kendisi. Oysa, uydurukçanın  dibi mi dibi…

Nasıl olmasın ki; temeli haram olan bu kelime olsa olsa kara bir bez !

Kiri , edepsizliği örten; hakkı ve hakikati gizleyen kara bir şal  parçası…

Kim bilir ? Bu uydurma ismin gölgesinde ne haltlar yenmiş, nice adam gibi adamlar bozuk para gibi harcanmıştır! 
                                                      ***********

Osmanlı’nın Patagonya eyaletinde bir bey, ele geçirdiği savaş ganimetlerinden birine “ Ottoman “ adını gururla koyar. Bre cahiller ordusu bu ismi Osmanlıca, kendilerini de bir iş yaptı sanır. 

Açılışı yapan devletlu, kurdeleyi keserken yapar makarasını  “ Eyi olmuş emma başka bir isim bulamadınız mı der.“ 

Bey, devletlunun  ne dediğini başta anlamaz. Jetonu sonradan düşer. İngiliz’in “Ottomanı “ bir gece yarısı devrilir ve yerine kocaman “ Tuğra “ dikilir.

                    ***************

Cemiyet hayatı riyakarlıklarla dolu, Can. 

Haset gemisi almış başını  pupa yelken giderken, suyun ortasındaki karabataklar nasıl da bir dalıp bir çıkıyor. 

Keskin gözlerin, uzaktan geçen çapsız teknelere ilişiyor, şımarık miçolar mendil sallıyor engin denizlere…

Seni gördüklerinde sıtma olanların; yüzüne yürü koçum dediklerini, ancak arkandan tuzak kurup, hendek açtıklarını görüyorsun elbet...

Amma  dilin varmıyor söylemeye. 

Lakin bilirim. 

Ak saçlı anan, çocuklukta örsüne çekiçle işlemiş edepli olmayı…

Ve an gelir, göklerden teşrif eden ilahi kader sıtma olmaktan korkan biçarelerin sırtını musallaya yapıştırır. 

Hakikat, madiğini atmıştır artık !

Sen, görevini yapmış mağrur bir adam olarak  sıcak yuvanın yolunu tutarken,

Cenaze evinin damına Kitabe-i Seng-i Mezar’ın son dizesi, kızgın bir şimşek gibi düşer !

Yazık oldu Süleyman Efendi’ye… 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10