• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • Samsun 18 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Ordu 16 °C
  • Sinop 17 °C
  • Giresun 18 °C
  • Amasya 25 °C
  • Rize 19 °C
  • Trabzon 17 °C

GÜNÜMÜZ SİYASETİNDE PARTİLER VE LİDERLERİN ANALİZİ (1)

SADİ SUBAŞI

7 Haziran Genel seçimlerinin üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen, ülke yönetimine talip olan siyasi partilerin ve liderlerinin seçim sonuçlarını henüz yeterince çözemediği görülüyor.

Oysa yüzde 80’in üzerinde bir katılımla sandıklara giden seçmen, siyasi partilere çok net bir mesaj vermişti. Siyasi Parti liderlerinin dışında herkesin birleştiği bu mesajlar;

  • AKP’ye “Ben artık senin tek başına ülkeyi yönetmeni istemiyorum”  demiş ve AKP’nin tek başına iktidar olamaması içinde, HDP’nin barajı aşmasını sağlamıştır.
  • CHP ve MHP’ye de, “İster AKP’li, ister AKP’siz bir şekilde hükümet kurun ve başta 17 ve 25 Aralık yolsuzlukları olmak üzere tüm yasa dışı uygulama ve ihaleleri soruşturun, bağımsız hukuk sistemini tesis edin, ülkede güven ortamını sağlayın” demiştir.
  • Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’a cevabı da, ‘Başkanlık Sistemine onay vermiyorum” olmuştur.

    Kamuoyunda da mesaj bu şekilde algılanmasına rağmen, bazı muhalefet partilerinin birlikte hükümet kurma arayışları yerine uzlaşmaya olanak vermeyecek ön şartlar dayatarak koalisyon hükümetinin kurulmasını engellemeleri, bu partilerin seçmenin mesajını algılamadıklarını göstermektedir.  

    Bu ön değerlendirmeden sonra önce Deniz Baykal- Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinin, sonra da üç partinin tavrını ve genel başkanlarının bu süreçteki konumlarının analizini yapmak ve en sonunda da Cumhurbaşkanı’nın bu süreçteki tavrını değerlendirmek istiyorum.

                 

                    DENİZ BAYKAL OLAYININ ANALİZİ;

 

Deniz Baykal’ın seçimin daha 3. Gününde Cumhurbaşkanı’nın davetini kabul ederek görüşmeye gitmesi, CHP adına tam bir oldu bitti ve şok olmuştur.

O Cumhurbaşkanı ki, seçim sürecinde mevcut yasalarla sınırlı olan görevleri dışına çıkmış ve yine mevcut Anayasa gereği zorunlu olduğu tarafsızlığını bir yana iterek sahaya inmiştir.

Mitinglerde ve yarattığı her fırsatta TV ekranlarına çıkarak iktidar partisi adına aktif siyaset yapan, hatta başta CHP olmak üzere muhalefet partilerine çok ağır suçlamalarda bulunan da Sayın Cumhurbaşkanı’dır.

Başbakan olduğu yıllarda Deniz Baykal’ın başına gelen ve onu CHP Genel Başkanlığından uzaklaştıran kaset olayı için, kürsülerden “Özel değil, genel genel”  diye yüksek perdeden konuşan da, bugün Cumhurbaşkanı konumundaki Sayın Erdoğan değil midir?

Üstelik de, yattığı hapis cezası nedeniyle milletvekili olamadığı bir dönem de demokrasi adına (En büyük siyasi rakibi olacak kişiyi) Milletvekili seçtiren Deniz Baykal’a karşı bu acımasız tavrı sergilemiş olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına adeta koşarak gitmesi, partisinin TBMM Başkanı seçimi ve koalisyon öncesi elini zora sokmuştur.

Partisinden alınan onayın alış şekli dahi tartışmalı olan bu ziyaretin bir yararı, parti içerisinde dahi siyasi gündemden düşmüş olan Deniz Baykal’ı yeniden geçici de olsa gündeme taşımış olmasıdır.

İkinci yararı da, seçim yenilgisi sonrası suskunluğa gömülen Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden kürsülere taşıması olmuştur.

Kamuoyunda da oluşan genel kanı, bu seçimin bir kaybedeninin de Sayın Cumhurbaşkanı’nın olduğudur. Yaşadığı seçim şoku ile, iki gün suskun kalan Sayın Cumhurbaşkanı, bu daveti ile hem yeniden TV ekranlarına çıkma fırsatı yakalamış, hem de Başkanlık sistemi için son şans olarak gördüğü erken, hatta onun deyimi ile tekrar seçimi zorlamak için koalisyon kurulmasını zora sokmuştur

Hangi pencereden bakılırsa bakılsın, Deniz Baykal’ın bu davete gitmesi, siyasi hem CHP’ nin siyasi çıkarları açısından, hem de siyasi etik açısından son derece yanlış olmuştur.

Sanırım bu tercihi ile Sayın Baykal Sayın Recep Tayyip Erdoğan için bir kez daha can simidi olurken, CHP içerisinde kalan son kredisini harcamıştır.

                                  

                                       AKP ANALİZİ;

Seçimden tek başına iktidar olma şansını yitirerek çıkan AKP için koalisyon ile de olsa iktidarda kalmak çok önemlidir. Kendisi dışında diğer üç partinin kuracağı bir koalisyonun AKP açısından büyük sıkıntılar doğuracağı kesindir.

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk dosyalarının açılması ile ucu Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve çocuklarına kadar uzanacak, geçmiş dönemlere ait hukuk dışı kazanımların sorgulanacak olması AKP için korkulu rüyadır.

Hem bu açıdan hem de Sayın Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanı’nın vesayetinden kurtaracak olması nedeniyle, koalisyon ile dahi olsa iktidarda kalmak AKP için önemlidir.  

Ancak bu konuda en büyük engelleme, sanırım “Başkanlık Sistemi’nde ısrarlı olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın erken seçimi (Tekrar Seçim) zorlayacak olmasıdır.

AKP’ nin koalisyon hükümeti kurması Sayın Davutoğlu’nun da AKP Genel Başkanlığı’nı sürdürebilmesi için son şansıdır.

DEVAMI YARIN: CHP, MHP ANALİZİ VE SONUÇ 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10