• BIST 108.953
  • Altın 144,253
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • Samsun 23 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 28 °C
  • Ordu 23 °C
  • Sinop 23 °C
  • Giresun 21 °C
  • Amasya 20 °C
  • Rize 23 °C
  • Trabzon 22 °C

İlkadım kimsenin tapulu malı değil

İlkadım kimsenin  tapulu malı değil
Erdoğan Tok ya da başka birinin adaylığı ile ilgilenmediğini söyleyen Necaattin Demirtaş, ‘Hemşehri Hareketinin’ seçilmesinde etkili olduğunu belirtiyor, ancak ‘’Ben Samsun halkının ortak aklı ile ortaya çıktım. Beni tek bir şey üzer, o da halkıma kendim

Ülkücülüğünü de kimseyle tartıştırmayacağını belirten Demirtaş, buna rağmen Üniversite yıllarına kadar ‘’Faşist veya Komünist nedir bilmezdim’’ derken, ‘’Amfide ilk gün, ‘Ulan faşist burada ne işin var deyip’ beni dövdüler, Ülkücü bilincimi solcu dayağına borçluyum’’ diye anlatıyor fikri bilinç yolculuğunu.

Yakın birkaç dostum hariç siyaset adamlarıyla yakın ilişki içinde olmam. Bu durum kişisel tercihim değil, biraz işimin gereği olsa gerek uzak dururum siyasetçiye.
İlkadım Belediye Başkanımız Necaattin Demirtaş’la da çok sık bir araya gelmişliğimiz yok. Cana yakın birisi olduğunu duyardım ancak röportaja giderken sıkıcı bir söyleşi olmasından korkuyordum ve böyle kuşkularım da vardı.

İtirafımdır.
Necaattin bey tam bir halk adamı.
Ne sorduysam, cevabını aldım.
Seçime şurada 1 yıl kaldı. Kendinden bu kadar emin bir aday görmedim desem abartmış sayılmam.
Kavak’ın Sadıklı Köyünde 1955 yılında dünyaya gözlerini açmış Necaattin Demirtaş. Köy yaşamı 6 yaşına kadar sürer. 1961 yılında Hastanebaşı Mahallesindeki dede evine göçle şehir yaşamıyla tanışır Necaattin Demirtaş.
Şimdi olduğu gibi tıpkı o yıllarda da şehrin iki yüzü vardır.
Bir yüzü medeniyet, bolluk, bereket ve güzelliktir elbet.
Şehrin bir yüzünde de rezil bir yoksulluk hakimdir.
Hastane Başı kenar mahalledir o vakitler. 60’lı yılların sonlarını hatırlarım. Tek tük evler vardı orada Devlet Hastanesi şimdiki Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesi olarak kullanıldığı o binaydı henüz. Her kenar mahalle gibi yoksullar çoğunluktaydı Hastanebaşı’nda da.
‘’Babam inşaatlarda amelelik ederdi’’ diyor açık kalplilikle ve Babası Hurşit Demirtaş’a saygıda kusur etmeden.
Annesi Cemile Hanımı 1965 yılında ince hastalığa (Verem) kurban verilmiş. ‘’Cici Annem büyüttü beni ve yedi kardeşimi. Ama bize öz annemiz gibi baktı. Allah ondan razı olsun’’ diyor üvey annesini yad ederken.
BABAMLA AMALE PAZARINA GİDERDİM
Babam yedisi öz, üçü üvey 10 kardeşimi bir de beni olmak üzere 11 çocuğunu inşatlarda amelelik ederek büyüttü. Saathane Meydanındaki Amele pazarına ben de çık defa Babamla gitmişimdir. Bilirsiniz oraya eskiden Skoda arabalar gelir ki çoğu döküntüdür amele toplar giderlerdi. O arabaya binmek için yarışırdı ameleler. Babam o arabaya bindiği zaman sevinirdik, çünkü eve ekmek gelecek demektir bu. Ben de babamla çok defa gittim o amele pazarına. Babamla inşaatlara gittim.
Liseyi hangi okulda okudunuz?
Liseyi 19 Mayıs Lisesinde okudum liseyi. Lisede okurken Elektrik işlerini öğrendim. Kör Recep’in Sefer’den öğrendim bu mesleği. İyi bir elektrikçi olmuştum. Bizim eve elektriği ben getirdim mesela. Mahalledeki birçok evin elektrik işini ben yapmışımdır. Mahallede Elektrikçi Necaattin olarak bilirler beni. Mahallemizde komşuluk çok iyi idi. Herkes bir birine yardım ederdi. Paylaşım esastı. Komşularımız bir dilim ekmeğini bile bir birleriyle paylaşırdı. Yoksullar özellikle gözetilirdi. Biz fakirdik ama bizden fakirler de vardı. Hatta birinin oğlunu başkan olunca belediyeye işe bile aldım.
Üniversiteye nasıl girdiniz?
Ben iki kere Üniversite sınavına girdim. İlk girişte Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisini kazandım. Lisede bizim zamanımızda bütünleme sınavları vardı. Cebir dersinden imale kalmıştım. İkmali de veremeyerek tek dersten sınıfta kaldım. Bu nedenle kazandığım Akademiye gidemedim. Mezun olunca yeniden sınava girerek bu defa Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesini kazandım.
SİYASİ BİLİNCİ ÜNİVERSİTEDE KAZANDIM
Ailem ibadetine düşkündü. Evde namaz kılınır ibadet edilirdi. Ben de küçük yaşlardan beri namaz kılar dini vecibelerimi yerine getiririm. Üniversiteye gidene kadar sağ sol kavramını hiç bilmezdim. Üniversiteye kayıt oldum okulun ilk günü amfiye gittim. Bende her genç gibi liseden sonra özgür olduğumu düşünerek saçımı uzattım. Bıyık ta bıraktım tabii. Bıyıklarım böyle yukarıdan aşağıya çenemin bittiği yere kadar uzanıyor. Ülkücülerin  bıyığı gibi yani. Ama benim bıyığım tamamen tesadüf aslında bilinçle bırakılmış değil. Okul sol gurupların elindeymiş nereden bileyim. Birisi bağırdı. ‘Ulan Faşist senin ne işin var burada’ diye. Beni bir güzel dövdüler. Üniversitede o dayağı yediğim güne kadar  ‘Faşist ne, komünist ne’ bu kavramları hiç bilmiyordum. Ama okumam lazım gene okula gittim gene dayak yedim. Sonra benim gibi dayak yiyenlerle bir gurup oluşturduk. Yaklaşık 30 kişilik bir grup olduk. Biz de kafa tutmaya başladık. Aşağı yukarı her gün kavga ediyoruz. Bu arada şimdi kapanan Sezak 1001 Halı diye bir halı fabrikasında da işçi olarak çalışıyorum. Okumak için para kazanmaktan başka çarem de yoktu zaten.
GAFFAR OKKAN BİZE 4 YIL REFAKAT ETTİ
Her gün kavga ediyoruz ya. Okulumuzda Alsancak’taydı. Kampus içinde değildi yani. Bağımsız bir blok olduğu için direniyorduk. Kampustaki arkadaşlarımızı çoğu okulu tamamlayamadı bu yüzden. Biz biraz şanslıydık. Kavga ediyoruz ya her gün, bu nedenle de hemen hemen her gün de karakola gidiyoruz. Rahmetli Gaffar Okkan komiserdi o zamanlar. Bize refakat ediyordu. Okula getiriyordu bizi çıkışta da alıyordu. Rahmetli bir gün bana dedi ki; ‘Gençler, bana da diploma verilmesi lazım, sizinle birlikte ben de mezun oldum sayılır’ diye.
Memuriyet nasıl başladı?

Memuriyet hayatım Yaygın eğitim kurumunda öğretici memur olarak başladı ama bu işe girmeden önce çok çile çektim. Parklarda yattım. Beni çok oyaladılar yani. Ankara’da bir arkadaşıma rastlamıştım. Yaygın Eğitim Genel Müdürü onun bir vakitler hocasıymış. Kendisinin tayini için gidiyordu onun yanına, beni de götürdü giderken. Arkadaşımın tayin işi yapıldı. Genel Müdürü tanımıyorum ama bana sordu ‘ Sen ne yapıyorsun’ diye. İş aradığımı söyledim. Beni Yeni Mahalle Kaymakamlığına gönderdi orada memur sınavı açılmış ama bir kişi alınacakmış. ‘Olsun sen kazandığına dair bana bir belge getir yeter’ dedi. Kaymakam Bey, Üniversite mezunu aramadıklarını lise mezunlarının sınava gireceğini ama lise diplomamı getirirsem beni sınava sokacağını söyledi. Okulumun arşivinden diplomamı çıkardım sınavımın bir gün öncesi evraklarımı tamamlayıp teslim ettim. Kazandım tabi. Genel Müdüre belgeyi verdim. ‘Şimdi sen memleketine git. Ben tayinini yaparım’ dedi. Ben Samsun’a geldim eleklikçilik yapmaya başladım yine. İnanmıyordum tayin olacağıma. Yine oylandığımı düşünüyordum ki bir gün telgraf aldım tayin olmuştum. İlk maaşım 12 bin 64 liraydı.
Siyaset nasıl başladı?
2001 yılında emekli oldum. Birkaç yerde daha yönetici olarak çalıştım.2009 seçimlerinde Adaylık teklifi aldım. 2001 model bir arabam vardı ki hala onu kullanıyorum. Arabamı değiştirmek için 20 bin lira biriktirmiştim. Siyasete de onunla girdim. O parayı harcadım.
HEMŞEHRİ HAREKETİ ETKİLİ OLDU
Aday olmamda hemşeri hareketi etkili olmuştur. Seçimi kazanmamda da ateşleyici unsurdur. Ben siyasette İkbal beklemedin. En önemli düsturum rızkını helal ettirmektir. Olmayacak duaya amin dedirtmem yani. Hala öyle yaparım. Bana gelenlere olacak bir işse yaparım olmayacak bir işse ‘Güle güle’ der kapıyı gösteririm.
BENİ SAMSUN’UN ORTAK AKLI ÜRETTİ
Hemşeri hareketi aday olmamda etkili olmuştur. O bir unsurdur ama gözden kaçan bir şey ver. Benim adaylığım aslında bir sivil toplum hareketidir. Beni Samsun, özellikle de İlkadım halkının ortak aklı üretmiştir. İnsanlar Benim kazanacağıma ve başarılı olacağıma inanmışlardı.
Kendinizi başarılı buluyor musunuz ve yeniden aday olacak mısınız, aday olursanız kazanacağınıza inanıyor musunuz?
Elbetteki başarılıyım. Hizmetlerimizin birçoğu Türkiye’de ilklerdendir. Bunlar şudur:
Askıda ekmek, Hilal kart, Halk ekmek, Renkli asfalt, Trafik eğitim pisti, Çöpünüz altın olsun, Yer altı çöp konteyneri bunların bazıları. Evet adayım ve bu seçimi kazanacağımı düşünüyorum. Zaten kimse kaybetmek için seçime girmez.
Kentsel dönüşüm konusunda düşünceniz?
Hükümet de böyle bir proje uyguluyor biliyorsunuz. Onlar afete karşı riskli yapıları yıkıyorlar. Biz ise çağdaş bir İlkadım oluşturmak için Kentsel Dönüşüm yapıyoruz. Projeyi kendi mahallemden başlatacağım. Halkımla tek tek görüşeceğim en az yüzde 50’ sini ikna edersem ki; ben büyük bir bölümünü ikna edeceğime inanıyorum. Bu projede halkın rızası esas olacak.
Bahçeli’nin iltifatına ne diyorsunuz?
Çok hoşuma gittiğini söylemeliyim. Genel Başkanımızın büyük bir jesti olarak görüyorum. Marifet iltifata tabidir denildiği gibi genel Başkanımızda yaptığımız hizmetler ve sergilediğimiz tavır nedeniyle bizi ödüllendirmiştir.Bu konuda tevazu göstermem.
Teşkilatla aranız nasıl, İl İlçe arasındaki çekişmeyi de nasıl değerlendiriyorsunuz.?
Ben işime kimseyi karıştırmam. Teşkilatın makul taleplerini elbette yerine getiririm. Herkes işini yapsın. Buranın işini ben belirlerim. İşimi nasıl yapacağıma kimseyi karıştırmam. Ülkücülüğümü de kimse ile tartışmam. İl ve ilçe Başkanlıkları arasındaki çekişme de onların kendi sorunudur ama bir an önce son bulmasını isterim. Bu konuda son olarak şunu söylemek isterim. Büyümek için kucaklaşmak lazımdır.

ELMALI ŞEKER SATTIM

İlkokulu şimdi yerinde Adnan Ölmez İlk Öğretim Okulu bulunan Emrullah Efendi ilkokulunda okudum. Abim Necati ile aynı sınıftaydım. Abim benden 5 yaş büyüktü. 17 yaşındaydı mezun olduğumuzda. Bizim sınıfta kocaya kaçmış kızlar bile vardı. Bizim mahalleden birisi vardı mesela öyle bir kız.  Öğretmenimiz Allah Rahmet Eylesin Mehmet Gökçe, bize 3. sınıftayken kerrat cetvelini öğretmişti. Bir gün örneğin 3çler bölümünü öğrenirdik. Ezberleyene kadar bizi sınıfta tutardı. Söyledim ya fakir bir ailenin çocuğuyum. İlkokuldayken elmalı şeker sattığımı hatırlarım. Harçlığımı çıkartırdım. Ortaokulu da Mithat Paşa’da okurken Birtat Pastanesinde çalışmıştım. Pastanenin bulaşıklarını yıkardım.

BENİ SOLCU DAYAĞI ÜLKÜCÜ YAPTI

Bilmediğim için sormaya başladım ‘Bize niye faşist diyorlar’ diye. Bir arkadaşımız vardı Mahmut Talay, hala onunla görüşürüm Hatay’da Yeminli Mali Müşavir kendisi. Bilinçli bir arkadaştı.’Biz Ülkücüyüz. Bizi onun için dövüyorlar’ dedi. ‘Ülkücü ne demek?’ diye sordum bu defa. Vatan, Millet, Din kavramlarından söz etti. ‘Böyleyse ben Ülkücüyüm’ dedim.

O yüzde 64’ün peşindeyim

İlkadım Samsun’un en büyük ilçesidir. Her parti burayı kazanmak ister. Hemşeri Hareketinin bozulacağına inanmıyorum.  Bana İlkadım halkının yüzde35.4’ü oy verdi. Bana oy vermeyen yüzde 64’ü unutmuyorum Bu seçimde o yüzde 64’ü ikna etmeye çalışacağım. İlkadım’ın oyları kimsenin tekelinde olmadığı gibi kimsenin de tapulu malı değil.

Röportaj: Ragıp GÖKER



  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10