• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Samsun 23 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 22 °C
  • Ordu 28 °C
  • Sinop 25 °C
  • Giresun 27 °C
  • Amasya 22 °C
  • Rize 26 °C
  • Trabzon 29 °C

İSLAM DİNİ VE TÜRKİYE GERÇEĞİ (2)

SADİ SUBAŞI

Atatürk, bu konuda toplumda ki endişeleri de,   

   “Kur’an-ı Arapça okuyamazlar. Bu dinin büyük bir itibar kazanmasına hizmet etmiş olan Türklerin, İslam dinine duydukları özel yakınlıklarından dolayı Türkçeye çevrilmesinde olabilecek hatalardan korkmalarıdır. Oysa zamanımızda bu gibi görüşlere tahammül yoktur. Çünkü dünyada hatadan tamamen yoksun bir şey yapılamayacağı bilimsel bir gerçektir. Böyle olası bir hata endişesinden dolayı, Kur’an’ı anlamadığı bu Arap diliyle tamamen ezberleyecek düzeyde dinine âşık olan Türk Milletinin, kutsal kitabın bu yüce anlamını istediği gibi anlayabilmekten yoksun bırakmak doğru değildir.” Sözleri ile açıklıyordu.

    Atatürk, Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi düşüncesini ilk kez 14 Ağustos 1923’te devletin eğitim politikasını belirleyecek heyete anlatmıştır.

   Aslında, Kur’an’ın o güne kadar birçok tefsiri yapılmış, ancak bu tefsirlerin istenilen düzeyde olmadığı tartışmaları olmuştur..

   Tüm bunları değerlendiren Atatürk bugüne kadar yapılan en doğru tefsir olarak kabul gören Türkçe Kur’an tefsir kitabını (mealini) Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi’ye hazırlatmıştır..

    Ayrıca, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in yaşamına ait bir kitabında Türkçeye çevrilmesi talimatını vermiştir.

   Halkın dinini doğru öğrenmesini ve uygulamasını sağlamak için gerçek din adamları yetiştirmek üzere,      03. 03. 1924 de Maarif Bakanlığı ilk İmam Hatip Okulunu açıyordu.

   Atatürk, toplumun dini görevlerini çok daha iyi yerine getirebilmesi için Ezan’ın anlaşılabilmesinin de gerektiğini görmüştü.

   Ezan, Diyanet İşleri Başkanlığının 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile resmen tüm yurtta uygulanmaya başlanmıştır. 

   Ne yazık ki, 18 yıl boyunca uygulamada kalan Türkçe Ezan 1950 Genel Seçimlerini , ”Türkçe Ezanı kaldırma” Vaadiyle kazanan DP İktidarı tarafından kaldırılıyordu.

   Üzülerek söylemek gerekirse, İslam’ın halkı tarafından çok daha iyi anlaşılarak uygulanmasını sağlamak isteyen Atatürk, hala bir takım kesimler tarafından İslam Dininin düşmanı olarak tanıtılmaya çalışılmaktadır.

   Yine üzülerek söylemek gerekirse, o doğrular uygulanmadığı için bugün dinini kendi lisanından öğrenemeyen bir toplum haline geldik.

   Bugün Ezanın namaza bir davet olduğunu dahi çoğumuz bilmiyoruz.

   Bu topluma dinini kolayca öğretecek uygulamaların kaldırılması, din adamı yetişsin diye açılan İmam Hatip Okullarını siyasetçi yetiştirmek amacı ile dönüştürülmesi, gerçek bir dindar olan ve tek amacı halkına dinini kendi dilinden öğretmeye çalışan Atatürk’ü zan altında bırakma çabaları olup, insafsızlıktır.

    Toplumumuzda günümüzde yaşanan sıkıntıların altında din istismarı yatmaktadır. Atatürk’ten sonra dinimizin Türkçe olarak öğretiminin terkedilmesi bu halka yapılmış en büyük kötülük olmuştur.

   Oysa enternasyonal bir duyuru olarak İslam âleminin vaz geçilmezi olan beş vakit Ezanının, hiç olmazsa ikisinin Türkçe okunması sağlansa, inanıyorum ki “Haydi namaza, haydi namaza” Çağrısı daha çok sayıda insanı namaz kılmaya yönlendirecektir.

   Okullarımızda, İlk Okullardan başlayarak Kur’an’ın meali Türkçe olarak öğretilse, dininin gerçeklerini öğrenecek toplum hiçbir yanlışa yönlendirilemeyecektir.

   Uzun yıllardır camilerde ki vaizlerin, Kur’an da olmayan birçok şeyi anlatması, akıl ve mantıkla bağdaşmayan şeyleri dayatması nedeniyledir ki, birçok vatandaşımız sırf bunları dinlememek için Cuma namazı için dahi, camiye ezan okunduktan sonra girdiğini söylemektedir.

    Cami cemaatine bakınca kırk yaşın altında çok az insan görülüyorsa, bunun nedenleri en kısa zamanda değerlendirilmeli ve bu topluma dinini kendi lisanından öğrenme imkânı tanınmalıdır.

   “ Bunu engelleyen yok ki” Diyerek geçiştirilemeyecek nokta da olduğumuz unutulmamalıdır.

   Aksi halde bu durumun devamını istemek, “Dinini gerçek yönüyle öğrenecek bir toplumu siyaseten etkileme olanağı kalmayacağı için” siyasetçilerin “iktidara geliş yolunun kapanacağı korkusu” olarak kabul görmeye devam edecektir.

   Toplumun uzlaşı içerisinde yaşamasını sağlayan Müslümanlığa bu tür kötülüğü yapmak İslam’a ihanettir..

   Yazımı, Ziya Gökalp’in dizeleri ile bitiriyorum.

"Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.
  Köylü anlar manasını namazdaki duanın.
  Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur,
  Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda’nın
  Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın."

  Doğru işleri yapanların toplumları yönetmesi dileğiyle..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10