• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Samsun 8 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Ordu 9 °C
  • Sinop 7 °C
  • Giresun 9 °C
  • Amasya 6 °C
  • Rize 6 °C
  • Trabzon 8 °C
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Referandumda Tokat yüzde 65'le evet der
  • Çorakdere halkı BÜYÜKŞEHİR'den 'yol istiyor'
  • Ordu'da seferler arttı, müjdeyi Yılmaz verdi
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

İstenmeyen Şampiyonluk

ŞÜKRÜ KARAMAN

Yarın başlayacak  “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” haftasında yine bildik nutuklar atılacak, iş cinayetlerinin acı bilançosuna vurgu yapılacak, yetersiz önlemler, ihmaller, denetim eksikliği dile getirilecek, ama yine değişen bir şey olmayacak.

Günde ortalama beş emekçinin canını alan iş kazalarından ötürü Türkiye, hem Avrupa hem de dünyada çok kötü bir sicile sahip. 

Türkiye her 100 bin çalışan başına düşen ölümlü iş kazalarında, Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer alıyor. Yani Türkiye iş kazalarında Avrupa şampiyonu.

İş cinayetleri günde ortalama beş emekçinin canını alıyor, çok sayıda kişiyi de sakat bırakıyor, yaşamdan koparıyor.

İhmalkarlık, yetersiz denetim ve eğitim, ilkel çalışma koşulları, aşırı kar hırsından mesai kavramının anlamını yitirmesi gibi nedenler Türkiye’yi iş cinayetlerinde sürekli Avrupa şampiyonluğuna taşıyor. 

Eğer Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1995’te kabul ettiği madenlerde iş güvenliğine ilişkin 176 sayılı sözleşmeyi 20 yıl sonra çalışma mevzuatına alırsanız Türkiye tabi ki iş cinayetlerinde Avrupa şampiyonu olur.

Eğer maden ocaklarında yaşam odasının kurulmasına ilişkin düzenlemeyi ancak Soma ve Ermenek facialarının ardından hatırlayıp hayata geçirirseniz, Türkiye tabi ki iş cinayetlerinde dünya üçüncüsü olur.

Eğer işyerlerinde yeterli iş güvenliği hekimi ve uzmanları bulunmaz, denetimler gereği gibi yapılmaz, işçiye eğitim verilmezse tabi ki Türkiye’de günde ortalama beş emekçi yaşamını yitirir. 

176 sayılı ILO sözleşmesinin çalışma mevzuatında yerini alabilmesi için illa yüzlerce maden emekçisinin canını yitirmesi mi gerekiyordu?

İş cinayetlerinin önü bir türlü alınamıyor, giderek artıyor.

Tüm ulusu acıya boğan Soma ve Ermenek’teki  iş kazalarından ders alınmaksızın yine işyerlerinde düşük ücretli sigortasız işçi çalıştırılıyor, yine gerekli denetimler yapılmıyor, yine emekçiye yeterli eğitim verilmiyor, yine her gün medyada  iş cinayetlerine kurban gidenlerin haberi yer alıyor.

Eğer kitlesel ölümler gerçekleşmiyorsa çoğu iş cinayetlerine ilişkin haberler medyada yer bile almıyor. Yani küçük ölçekli cinayetlerden kamuoyunun haberi olamıyor. Oysa yurdun çeşitli bölgelerinde her gün o kadar çok iş kazası oluyor ki.

Son yıllarda ölümlü iş kazalarında ciddi bir artış yaşanıyor.

TMMOB’un verilerine göre iş kazalarında yaşamını yitirenler 2013 yılında bin 360 iken, 2014 yılında bu sayı yüzde 20 artışla bin 626’ya yükseldi.  2015’te ise 1750’ye dek yükseldi.

Bu rakamlar sadece kayıtlı kazaları kapsıyor. Gündeme gelmeyen, saklananlar da dikkate alındığında ortaya korkunç bir rakam çıkacağı kesin

Bu yılın sadece mart ayında 157 emekçi canını yitirdi. Yıl sonuna dek bu rakamın daha da artacağı kuvvetle muhtemel.

Yitirilen can sayısındaki ürkütücü rakamlar iş cinayetlerinin ülkemiz adına ne denli büyük bir tehlike olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.

İş kazaları en çok kayıt dışılığın yaygın olduğu, denetimden uzak inşaat, tarım ve madencilik iş kollarında meydana geliyor.

Aslında iş cinayetlerinin yüzde 98’i öngörülüp önlenebilir nitelikte. Yani sıkı bir denetimle, ağır cezai  yaptırımlarla çoğu iş kazasının önüne geçilebilir, çok sayıda emekçi yaşamı korunabilir.

Ne var ki,  vurdumduymazlık, güvencesiz ve sendikasız çalışma koşullarından ötürü iş cinayetleri her geçen yıl katlanarak can almayı sürdürüyor.

İş kazalarında canlarını yitirenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız işçilerden oluştuğu dikkate alınırsa, örgütsüz, kayıt dışı işyerlerinin ölümlere açık davetiye çıkardığı net şekilde görülüyor.

Ne kadar yasa çıkarırsanız çıkarın, her gün iş kazalarının tehlikesini dile getirirseniz getirin.

Eğer, yasanın uygulanır olduğu denetlenmez, kayıt dışı çalışma önlenemez, taşeron işçilik kaldırılmaz, yasa tanımaz şekilde emekçi çalıştıran işverenlere çok ağır yaptırımlar uygulanmaz, emekçi iş güvenliği konusunda gereği gibi eğitilmez, işyerleri ilkel koşullardan arındırılmaz, sendika hakkı kısıtlanırsa iş cinayetleri çoğalarak can almaya devam eder.

Eğer bu önlemleri hayata geçiremezseniz, uygulayamazsanız Türkiye iş cinayetlerinde istenmeyen Avrupa şampiyonluğunu daha çok başka ülkeye kaptırmaz.

Artık devlet görevlileri de iş cinayetlerinde işverenlerin duyarsız kaldığını, yasanın gerektirdiği önlemleri almadığını açıkça dile getirmeye başladılar. O halde daha sıkı denetim, daha ağır yaptırım.

Çünkü hiçbir şey ekmeğinin peşinden koşan emekçilerin hayatından önemli değil.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10