• BIST 104.539
  • Altın 163,700
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Samsun 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 10 °C
  • Ordu 8 °C
  • Sinop 7 °C
  • Giresun 9 °C
  • Amasya 5 °C
  • Rize 5 °C
  • Trabzon 7 °C

Kadına bakışı değiştirmek, atomu parçalamaktan zor

Kadına bakışı değiştirmek, atomu parçalamaktan zor
Kadınlarında toplumda rol üstlenmek istediğini söyleyen Yeşim Kıyıcı, Kadına bakışın değişmesi için öncelikle kadınların çaba sarf etmesi gerektiğini belirterek, ’’dünya artık değişti kadın erkek eşitliği noktasında da ben çocuklarıma annemden öğrendikler
Bu hafta bilerek ve isteyerek pozitif ayrımcılık yaptık. Gündemin yoğun olmasına rağmen bir kadın ile röportaj yapmayı tercih ettik.
Sıradan bir kadında değil kendisi erkek egemen bir yapının kendisini en yoğun biçimde hissettirdiği iş dünyasından. Samsun TSO’ nun bünyesinde kurulan Kadın Girişimciler Kurulunun bir dönem önceki başkanı Yeşim Kıyıcı.
1970 yılında Samsun’da Hürriyet mahallesinde iki katlı dede evinde dünyaya gelmiş Yeşim Kıyıcı.
Çocukluk günlerinin çok güzel geçtiğini hatırlıyor Yeşim Hanım. Bizler gerçekten çocuk gibi büyüdük Doya doya oynadık, koşuşturduk ve özgürdük. Şimdi çocuklar o kültürden uzak. daha çok teknoloji çocukları oldular buda kendi kendilerine düşünüp yaratmalarını engelliyor bence Bizim oyun alanlarımızda müsaitti mahallemizde. ‘Evimizin önünde asma vardı. İyi havalarda asma altında oynardım. O günleri çok özlüyorum’’ diyor.
İlkokula Cumhuriyet ilkokulunda yazıldığını hatırlıyor Yeşim Hanım ama o yıllardan hiç de iyi bir anı olarak yad etmiyor. Eğitimin önemine inanan ve bunun çok küçük yaşlarda temellerinin oturduğunu düşünen kıyıcı ilk öğretmenin çocuğun hayatındaki rolüne örnek veriyor ve iki öğretmen arasındaki farka değiniyor...
Yeşim Kıyıcı’ nın özellikle yazmamı istediği bir de notu var o yıllara dair.
‘’Cumhuriyet İlkokulu öğretmenlerinden Abdurrahman Bey bizim kiracımızdı, o nedenle olsa gerek beni ve amcamın kızı Asuman’ı de Cumhuriyet İlkokuluna yazdırdılar. Amcamın kızı Altı kardeşin en küçüğüydü ve ablaları okul öncesi okuma yazmayı öğretmişti. Biz iki kardeş aynı sınıfta olduğumuza sevinirken öğretmenimiz sayesinde pişman olduk. Öğretmenimiz Refik Varol adlı bir öğretmendi. Emekliliği dolmuş yaşlı bir bey.  Asuman bildiğini söylemeye ben bilmediğimi söylemeye korkar olduk sürekli kıyaslamaları yüzünden, yine böyle bir günde tedirgin tahtada  İkişer ikişer sayıyorduk bir yeri atlamışım demek ki; Öğretmenimden ilk tokadı yedim ki bize daha evde el kalmadı. Öğretmenimin tokadı attığı yetmezmiş gibi kulağımdan tutup beni okulda gezdirdi. ‘Bu tembel çocuğu tanıyan var mı’ diye sordu herkese o günü hiç unutmuyorum’’
Kiracımız olan Abdurrahman Bey, beni o vaziyet içinde görünce  ailemin tepkisini çok iyi bileceği için ‘Sen bence hemen istifa et’ dedi Refik Öğretmene. Eve gidince Ailen ne olduğunu merak ettiler. Çünkü halim hiç iç açıcı değildi. Akılarına dayak olayı hiç gelmiyor annem araba mı çarptı kızım ne oldu diye etrafımda koşuşturuyordu...
Bu kötü başlangıç yüzünden korkudan ilk dönem okula gönderemediler beni. Refik öğretmen gerçekten de olayın üzerinden çok geçmeden istifa ederek okuldan ayrıldı ama ben o okula bir daha gitmedim.
Bu durum evdeki herkesi çok etkilemişti. Yapımın hassaslığını bilen babam hiç üstüne gitmeyelim kararı alarak beklemişlerdi. Sakarya İlkokulu öğle yemeği çıkan tek okuldu o yıllarda. Babamdan alış veriş yaparken Okul Müdürü Nasip Sayan benim durumumu babamdan öğrenmiş. Bir gün Nasip bey ve öğretmenlerden Beyhan Yıldırım  bizim eve geldiler. Beyhan Hanım benimle konuştu. Ben ertesi gün Sakarya İlkokulunun öğrencisi oldum. Tabii ikinci yarı olmuştu ve ben arkadaşlarımdan geri kalmıştım ama Beyhan öğretmenim beni bir ay içinde diğer arkadaşlarıma yetiştirdi.  Teneffüslere çıkmadı birlikte çalıştık. Bu gün ki kitap okumaktan şiir yazmaya, güzel sanatlara olan ilgime kadar her şeyi Beyhan öğretmenime borçluyum...
Çok başarılı bir öğrenci olmuştum. Öğretmenimi de çok sevdim. Öğretmenin Beyhan Hanım dan ben mezun olduktan sonra  emekli oldu ve İstanbul’a yerleşti. Kendisiyle sık sık görüşürüm. Samsun’a geldiğinde de mutlaka haberim olur ve gider öğretmenimin elini öperim. O yüzden ağaç yaş iken eğilir. İlkokul demeden kız çocukları ve erkek çocukları yenidünyaya göre eğitilmeli yönlendirilmelidir...
YİNE GELDİ AKŞAMLAR NEREDE KALDI TAVŞANLAR
Çocukluğumun en güzel hatıraları içinde okumaz yazmaz babaannem de var. Babaannem beni çok severdi üst katta otururdu. O kahvaltıya gelmeden masaya oturup yemeğimizi yemezdik. Büyüklerimizle birlikte büyümenin hep avantajlarını gördüm. Hala yaşlı kimi görsem dedemi babaannemi görmüş gibi oluyorum. Babaannemin bana sağ kolum derdi sebebi de okuma yazma öğrendikten sonra onun gurbette olan çocuklarına yani benim halalarıma yazdığım mektuplardı. Yaz kızım derdi başlardık mektupların başı da hep kendi yazdığı maniler olurdu...
Yine geldi akşamlar
Nerede kaldı tavşanlar
Benim yavrularım gurbette
Ne saman gelir akşamlar.
Mektuba bu maniden sonra başlardık. Ben o günleri ve onları çok özlüyorum.
ORTAOKUL MİTHATPAŞA, LİSE NAMIK KEMAL
İlkokuldan sonra Mithat Paşa Kız Lisesinin ortaokul bölümüne yazıldım. Gerek Ortaokulda ve gerekse lisede çok başarılı bir öğrenciydim..  Başarı sıralamasında okuldaki ilk on arasındaydım. O yılarda disiplin çok farklıydı  Mithat paşa lisesinden de aklımda kalan öğretmenim  Müdür Muavinimiz Ayşe Şener’ di. Saçlarım çok sarı ve gölgeliydi  saçlarımın boyalı olduğuna inanırdı beni defalarca sıradan çıkarılıp  eve göndermiştir beni velin gelsin diye..
ÜNİVERSİTE YILLARI VE AKIN KIYICI İLE TANIŞMA
Liseyi matematik bölümünde bitirdim. Üniversiteyi yıllarım biraz uzun soluklu ..benim dışarda bir üniversite okumam mümkün değildi. O zamanki zaman akışında yarım kalan süreci şimdi Anadolu Üniversitesi İktisat fakültesini okuyarak tamamlıyorum.. Oğlum şimdi Eskişehir’de işletme okuyor ve evden ilk ayrılışı. Eşim akın bey  ile eğitim fakültesinde derslere gitmeye başladığımız zamanlarda tanıştık... ve o sıralarda beş yıl üzerine plan yapıp o planı uygulayıp 1993 yılında evlendik. Birisi on dokuz yaşında erkek birside on yaşında bir kız çocuğumuz var..
SİGORTA ACENTESİ İŞ KADINI
Evlendikten hemen sonra şartlar ve karşımıza çıkan bir fırsatı değerlendirmek adına kendi işimizi kurduk. Eşim le birlikte ortak işimiz olan sigorta acentesi olduk yıl 1994. Sigorta acenteliği eskisi gibi keyif veren ve kar getiren bir iş değil. Yeni yapılanmalar Avrupa birliği süreci alınan kararlar ve Türkiye uyum süreci mesleği zorluklarını da yanında getiriyor. Biz de son yıllardan itibaren Broker olma yolunda çalışmalar yapıyoruz... Bundan böyle broker olarak hizmet vermeyi planlıyoruz.
Samsun kamuoyu Yeşim Kıyıcı’ yı Kadın Girişimciler Kurulundaki çalışmalarınızla tanıdı. İş Dünyasında kadın olmak nasıl bir şey?
Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde gelişen kadın girişimciler kuruları ülkemize de sayın  Rifat Hisarcıklıoğlu nun isteği üzerine daha çok erkek egemen olan ticaret ve sanayi odalarının bünyesinde kurulmaya başlandı..2077 yılında o dönem Samsun Ticaret ve Sanayi Odasının Başkanı  sayın Adnan Sakoğlu’ nun Kadın Girişimciler kurulu kurmak üzere bizi odaya davet etmesiyle de oluşumumuz oda yönetim kuruluna bağlı bir alt kurul olarak başladı.. 2007 yılında  sayın Şule Kökdener Başkanımız bende başkan yardımcısı olarak görev alarak ilk kez toplandık. Daha sonra Şule Hanım o dönemimin Başkanı Adnan Sakoğlu seçim sonrası görevini devredince kendisi de yeni yönetimle devam etmeme kararı aldı ve ayrıldı.. Başkanlık görevini devraldım ve o günden 2013 şubat ayına kadar da  bu görevi gururla devam ettirdim ve yaptığımız çalışmaların başarıya ulaşması içinde ekip olarak elimizden gelenin fazlasını yaparak kadın adına bir fark yaratmayı başardık. Başkanlığı bu yıl tek meclis üyemiz olan sayın Gülay Atik hanımefendiye devrettim. Ne zaman ne görev düşerse yapmak üzere kurul içindeki çalışmalarıma devam ediyorum...
İŞ DÜNYASINDA KADIN OLMAK ZOR
Samsun Ticaret ve Sanayi Odasının 6 bin dolayında üyesi var. Başlangıçta 30 İş Kadını bir araya geldik. Daha sonra meclis koltuk sayısı kadar sayımızın revize edilmesi istendi.. 6 Bin üye arasından 118 kadın girişimciyi zor bulduk. İş Dünyası erkek egemen bir yapıya sahip burada kadın olmak şirketler içinde asıl sahip olarak varlık göstermek çok zor. Çünkü çoğunun sadece adı var limitet olabilmek için hissedar olarak aktif rol üstlenen çok az..
Önümüzdeki Süreçte TSO Organlarının seçimi yapılacak, Seçimlerde kadınlar sizce aktif rol alabilirler mi?
Bunun bu süreçte olabileceğini zannetmem. Bu seçim daha zorlu olacak biliyorsunuz meclis koltuk sayısı da 118 den 82 ye indi. Buda içerdeki yarışı bir kere daha rekabetçi hale getirdi. Bizlerin nace kodlarına göre olabileceğimiz gruplara karşı gruplar kurmamız lazım Ya da bu grupların içine girmemiz. Ama şu son durumlar bunun bu dönem çok zor olduğunu gösteriyor. Bu benim içinde geçerli. Benim Eşim Akın Kıyıcı TSO meclis üyesidir. Önümüzdeki seçimlerde de yeniden aday olacak.  Benimde  Eşime ‘bu senede ben aday olmak istiyorum sen olma deme şansım yok ...Bunu söylemek istesem de yapmamda. İş Dünyası henüz bu duruma gelmedi. Bizimde biraz daha güçlenip bu yapıların içine girmemiz lazım...
ULUSLARARASI TOPLANTIDA ÜLKEMİZ  AŞAĞILANDI
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı olarak katıldığım ilk uluslar arası toplantıda bir Fransız konuşmacı, ülkemi aşağılar bir tavırda konuştu. Uluslar arası ülkeler arası gelişmişlik ve kadının statüsü formunun bir açıklamasını bize ilettiğinde şok olduk. Ülkemi kadına verilen önem bakımından  Fas, Sudan ve Çad’ ın hemen önünde ama gelişmiş ülkelerin ise çok gerisinde gösterdi. Bu beni ve orda buluna bütün arkadaşlarımı çok üzdü. Kadına ilk seçme ve seçilme hakkını veren ülkemin bu durumda gösterilmesi bizi çok etkiledi hatta inanmadık ülkemize karşı provoke diye bile düşündük...Ancak sahaya inince gördük ki Mustafa Kemal Atatürk’ün bu hakları verdiği ülkem daha sonra çok gerilerde kalmış. Başlangıçta o Fransız konuşmacı hanım efendiye çok kızmıştık ama verdiği örneklerin gerçekliğini de görüp yaşayınca aslında haklı olduğunu düşünüyorum şimdi. Biz nerelerdeyiz 6 bin üye arasında zorlamayla, 118 kadın girişimciyi zorlanarak bulmamız zaten açıkça ifade ediyor...
KADIN KENDİSİNE VERİLEN ROLÜ OYNUYOR
Türk toplumunda kadın kendisine verilen rolü üstleniyor. Bu güne kadar gelen öğretiler kadına biçilmiş roller ve zihniyet le birlikte kadına bakış açısı hala daha çok yol kat edemedi. Bu günkü istihdam ,şiddet verileri hala birçok Avrupa ülkesinin çok gerisinde. Kaplumbağa adımlarıyla ilerlemeye maalesef devam ediyoruz... Türk kadının toplum içeresinde ve özellikle İş Dünyasında aktif rol üstlenmesi gerekir. Ama önce kadın kendisine bakışını değiştirmeli. Albert Einstein, ‘Atomu parçaladım insanların kafasındaki zihniyetleri parçalayamadım’’ demiş onun söylediği gibi önce kadın kendi gücüne inanmalı ve toplum içeresinde etkin rol alacağına inanmalıdır.  Türk Kadını ‘’Ben varım’’ demelidir. Türk kadını, iyi anne, iyi gelin, iyi evlat olmanın yanı sıra örnek toplumda yerini bu görevlerin dışında da almış olarak üstlenmelidir. Siyasetten karar mekanizmalarına kadar birçok noktada olmalıdır. Yapmak istediklerini iyi belirleyip herkese göre olanı değil kendi için doğru olanı yapmalı kararlarını kendi almayı başarabilmelidir... bende bunu çok uzun yıllar sonra öğrendim  bugün  ben aklıma ve mantığıma sığmayan hiçbir şeyi yapmıyorum. Ben bir tarafı ciddi muhafazakar olan nbir ailenin çocuğuyum aynı zamanda. Daha çocukken camiye Kuran öğrenmeye gönderirdi dedem bizi. Bu konuda bize ne ödüllendirmeler yapardı fakat   Bikaç dersten sonra dedeme artık camiye gitmeyeceğimi söyledim çünkü camideki hocamız bütün sorularımıza rağmen anlamlarını söylemiyor önce iz bunu öğrenin yoksa Allah sesinizi duymaz dualarınız kabul olmaz...‘’Anlamadığım bir şeyi neden öğreneyim’’ dedim.  Çocuk aklımla sorgulamaya başlamıştım. ‘’Allah o kadar büyükse neden beni anlamıyor .. hep korku kültürü halbu ki bu gün ben çocuklarım önce sevmeyi sonra korkmak yerine saygı duymayı inanmayı öğretiyorum...Arapça dinlemeyi huşu ve ahenk içinde dinlemeyi seviyorum ama önce her şeyin anlamı...manasını ilmini maksadını bilmediğin bir şeyi ne kadar sevdirebilir ne kadar öğretebilirsin...bence bizim en büyük sorunlarımızın başında bunlar geliyor...
TSO MECLİSİNDE KADINLARDA OLMALI
Samsun Ticaret ve Sanayi Odasının meclisinde 82 sandalye olacak. 82 sandalyenin şimdilik 2 sandalyesinde kadınlar olsa o bile yeter. Bunu söylerken bile üzülüyorum... kendimizi hep azla yetinir düşünmek çok kötü... Aslında birçok kadın bu yapıyı değiştirmek istiyor.  Avrupa’da çalışma hayatında kadınların aktif rolü var. Örgütlenmeyi geliştirmeliyiz.  Aslında bizde kadınların meslek seçimi anlayışını sorgulamalıyız. Kadın için en ideal meslek olarak öğretmenlik gösterilir. Bu anlayış değişmeli. Kadından çok başarılı İş Kadını da olur. Örgütlenebilir ve genişleyebilirsek bu yapı değişir. Bir ziyaretimiz sırasında bize ciddi görevi olan bir yetkili pozitif ayrımcılığı konuşurken haklar verilmez alınır yeşim hanım demişti...erkeklere kimse Bir şey vermedi biz çalıştık yaptık..bu durum açıkça gösteriyor ki biz daha çok çalışacağız.
SAMSUN’UN HER NOKTASINDAKİ KADINA ULAŞTIK
2007 yılında samsun ticaret ve sanayi odasına davetimizle birlikte çalışma alanımız olan kadın istihdamı noktasında ilk işimiz samsun kadın profilini belirlemek oldu. Yakakent kıyılarından Terme kıyılarına uzanan sahil şeridi ve Kavak Ladik Vezirköprü Havza bileşkesine uzanan karasal ve kırsal kesimdeki bu iki ayrı coğrafya özelliklerine göre de kadın sorunları noktasında birçok sınıfa ayrılıyordu. Okumaz yazmaz kısımdan üniversite mezununa kadar uzanan ve her biri kendi içinde ayrı ayrı işlenmesi gereken ihtiyaçlara ve istihdam yaratılabilecek noktalara kadar ulaşması bizim doğru hedefler seçerek hareket etmemizi gerektirdi. Yaptığımız plan ve program çerçevesinde ilk işimiz bütün ilçeleri ziyaret ederek belediyeler ticaret odaları aracılığıyla farkındalık toplantıları yaptık. Bu arada üniversitemizden destek aldık. Bu güne kadar istihdam ağırlıklı çok sayıda kurs açtık. Bu kursların tamamı istihdam yaratmaya dönük kurslardı ve hepsinde başarıyı yakaladık.
ÇARPANA ATÖLYEM  DERSHANE GİBİ
Çarpana konusunu da anlatmak isterim. Bu bizim ilk projemizdi. Yöresel özellikler taşıyan bir uygulamadır. Bir dokumayı lokum kutularına monte ederek gerçekleştirdiğimiz proje çerçevesinde kurduğum atölyemi beş yıldır ayakta duran ve kadın istihdamı sağlayan bir şirket haline getirdim. Kısaca kadın adına yapılacak çok şey var. Ve bu mesele sadece kadınlarımızın meselesi değil Toplumumuzun meselesi. Ve bu meselenin tek bir çözüm noktası var oda kadın erkek el ele mücadele verilmeli. Bu çalışmalar esnasında üniversitemizin, valiliğimizin başta büyükşehir olmak üzere bütün belediyelerimizin çok desteğini gördük. Yaptığımız çalışmalar fark edilir, ses çıkarır hale geldi. Şimdi çok doğru adımlarla hareket etmemiz gerekiyor. Çünkü kadın toplumun kilit taşı gibidir.  Kadın ana evlat, eş yuvayı ayakta tutan en büyük destek. Onun ruh hali ne kadar iyi olursa, onun özgüveni imkanları ne kadar iyi olursa bunların bileşkesi olarak faydaları önce kendine sonra evine çocuğuna ve topluma yansıyacaktır. Bu gün kayır dışı istihdam dan üniversite sonrası işsizliğe kadar uzanan bu sorunları kadının olmanın bir dezavantaj oluşturmasıyla birleştirmeden eşit şartlarda sahada olmasının sağlamamız gerekmektedir... 

Röportaj: Ragıp GÖKER
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10