• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Samsun 20 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 20 °C
  • Ordu 18 °C
  • Sinop 20 °C
  • Giresun 18 °C
  • Amasya 21 °C
  • Rize 19 °C
  • Trabzon 18 °C

Meksika Açmazı...

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Şiddet dozu yüksek filmleri ile popüler sinemada kendine has bir yer edinen Quentin Tarantino’nun 1992 tarihli Rezervuar Köpekleri adlı ters giden bir mücevher soygununu anlatan filminin son sahnesinde, hayatta kalan kahramanlarımız karşılıklı olarak silahlarını birbirlerine doğrulturlar ve seyircinin de sonunu merakla beklediği bir Meksika açmazına girerler.Nedir, ya birbirlerini ikna çabaları sonucunda namlular aşağı inecek ve herkes kendi yoluna gidecek ya da silahlar ateşlenecek ve herkes ölecektir.Diğer bir çok filmde de kullanılan bu açmaz temasının kaynağının aslında politik kökenli olduğunu çokları bilmez.Bu bağlamda, önümüzdeki kasım seçimini pekala bu terim üzerinden değerlendirmemizde bir sakınca yoktur.Ortada bir mücevher var:Türkiye ve üzerinde yaşayan değişik etnik kimliklere mensup yüce milletimiz.Siyasi partiler halkı ikna için programlarını uygulamaya başladılar.Ancak bu hikayede farklı bir durum var.Seyirci işin içinde ve açmazın ne şekilde sonuçlanacağına da filmin devam edip etmeyeceğine de  karar verecek merci konumundadır.Ek olarak, bu seçimlerin global bir Meksika açmazıyla da dolaysız olarak ilişkili olduğunu belirtmek faydalı olacaktır.

Gerçek şu ki, milletçe kafamızın oldukça karışık olduğu bir dönemden geçiyoruz.Bu nedenle yakın tarihte geçirdiğimiz seçimlerin aksine bu kez hizmetten ziyade doğruları halka en saf olarak aktarabilen taraf aslan payını götürecek.Partiler bir taraftan tabanlarıyla manevi köprüler kurmak mecburiyetindeyken diğer taraftan başka siyasi parti tabanlarına da somut köprüler kurmak zorundadırlar.Hayatının iki yılını doğanın ortasındaki bir  kulübede münzevi olarak geçiren, sivil itaatsizlik kavramının babası olan filozof ve eko-aktivist Henry David Thoreau şöyle demiştir: ”Bana aşkı değil, parayı değil, şöhreti değil, sadece doğruyu ver.” İnsanların istediği şey; kafalarındaki soruların çözüme kavuşmasıdır.

 Önümüzdeki seçimlerin aynı zamanda, yapısalcı antropolojinin kurucusu Cladue Levi Strauss’un ortaya attığı sıfır kurum kavramı için yapılan bir mücadele olduğunu söyleyebiliriz.Bu terim şu anlama gelir; bir kabiledeki (toplum olarak da okunabilir) radikal görüş ayrılıklarına rağmen, insanların kendilerini aynı kabilenin birer bireyi olarak algılamasını sağlayan her türlü fikirden uzak, nötralize edilmiş bir alan.İktidar mücadeleleri genelde bu alanı kendi rengine boyama mücadelesidir.Gerçekte Türkiye’deki her bir seçimde ortaya çıkan bu mücadele şu an zirve noktasındadır.Bu müsademenin kökenlerini anlamak için hikayenin Tanzimat Fermanı’na kadar izinin sürülmesi gerekir.İnsanlarımızın içinde kaldığı ikilem biraz da bundan kaynaklanıyor.Şöyle ki, rutin hayatını sürdürerek ekmek kavgası veren her kişi yaşadığı ülkede pekala istikrar olmasını ister.Ne var ki, eğer istikrarı sağlayacağına inandığı siyasal kimlikler, bu alanı kendi düşüncelerine göre dönüştürme çabasına girerse, az önce bahsettiğimiz bu normal insanlar doğal olarak bir reaksiyon gösterirler.Neticede bu değişimi reddeden her düşünce ve siyasi kimliğe kapıları açık olur.Üzerimize oynanan oyunlar klişesi bir bakıma doğrudur ve tasarladıkları projelerin ülke içinde bu kadar taraftar bulmasının nedeni budur.Kitlesel hareketlerde değişik etnik yapıya sahip ve farklı ideolojik alt yapıları olan insanların tek bir tarafta toplanabilmesi de kısmen bu yolla açıklanabilir.”Düşmanımın düşmanı dostumdur,” özdeyişi burada tam olarak yerine oturmaktadır.

Diyeceğim o ki, herkes özgür iradesiyle sandık başına gidip vatandaşlık görevini yerine getirmelidir.Ne yapacağınızı kimse size dikte edemez ve bu yasal hakkınızı kimse elinizden alamaz.Ancak bunu yaparken her türlü manipülasyondan bağımsız düşünün.Kulaktan dolma malumatla değil, sorgulayıp akıl süzgecinden geçirdiğiniz bilgilerle eyleme girişin.Ortalığın tam bir algı operasyonları çöplüğüne döndüğünü göz ardı etmeyin.Evet, bazı şeyler size tam aksini söylüyor olabilir.Ancak bu oyunların amacı da zaten size inandırıcı gelmektir.Unutmayın ki, doğru diğer tarafta olabilir.

Bu açıdan bakıldığında, 1964 Nobel barış ödülünü aldıktan dört yıl sonra uğradığı bir suikast ile hayata gözlerini yuman ırksal eşitlik savunucusu ve hatip Martin Luther King’in şu sözleri daha farklı bir anlam kazanıyor:”Kişi için öyle bir zaman gelir ki, kendini güvende hissetmek, politik ya da popüler olmak bir anlam ifade etmez, sadece vicdanının ona doğru olduğunu söylediği şeyi yapar.”

alionursahinoglu@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10