• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Samsun 14 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Ordu 10 °C
  • Sinop 10 °C
  • Giresun 10 °C
  • Amasya 7 °C
  • Rize 11 °C
  • Trabzon 14 °C

Odak Noktası

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

                                                                          

1960’ların sonunda Stanford Üniversitesi kampüsündeki hemşirelik okulunda uzun soluklu bir araştırmanın ilk adımları atılır.653 küçük çocuk sırayla yalnız olarak oyun odasına alınırlar.İçeride sadece bir masa ve sandalye vardır.Masanın üstüne bir adet şekerleme bırakılmıştır.Araştırmacılar odadan çıkarken çocuklara iki seçenek sunar:Ya önlerindeki şekerlemeyi hemen yiyecek ya da araştırmacılar tekrar odaya gelene kadar bekleyip, şayet ilkini yememişlerse, ikinci bir şekerleme daha kazanacaklardır.Sonuçta çocukların yüzde yetmişi dayanamayıp şekerlemeyi mideye indirir.Kalan yüzde otuz ise dayanıp ikinci şekerlemeyi de alır.Aynı çocuklar onuncu ve yirmi beşinci yıllarda tekrar incelenir.Yüzde yetmişlik grup hayatlarında maddi ve manevi ciddi sıkıntılarla boğuşmaktadırlar.İnsan ilişkileri zayıftır.Yüzde otuzluk grup ise iş ve özel hayatlarında hedeflerinin çoğuna ulaşmış, başarılı insanlar olmuşlardır.

Çok açıktır ki, aradaki farkı belirleyen odaklanma olmuştur.Bazı çocuklar önlerinde duran cezbedici yiyecekten farklı noktalara odaklanarak dayanabilmişlerdir.İnsanlığın küçük bir kesiti olarak düşünebileceğimiz deney grubu bize bütün hakkında da pekala fikir vermektedir.

Bugün çıkan yeni bir ürünün ve ya trendin neredeyse ertesi gün eskiyip tarih olduğu bu dönemde, insanlar kendilerini mevcut hızlı dönüşüme ayak uydurmak zorunda hissetmektedirler.İşlerindeki, özel hayatlarındaki bütün eforlarını sadece tek bir amaca bağlarlar:Yeniye sahip olmak.

Bunun en trajikomik örneği son zamanlarda iyice görmeye alıştığımız, beklenen bir ürün satışa çıktığında ya da yeni bir mağaza açıldığında oluşan kuyruklardır.Normalde bir araya gelip, o anda sahip oldukları görkemli motivasyonla bir amaca kanalize olamayacak insanlar, söz konusu yeni olduğunda çılgına dönüp birbirlerini ezmektedirler.

Medyadaki bazı programlarda sergilenen davranışları da aynı kümeye dahil edip iki sebebin insanlığın bu hale düşmesinde etkili olduğunu söyleyebiliriz.

İnsanın kendinden kaynaklanan ilk sebep, düşünsel kapasitesini geliştirmek için hiç bir eylemde bulunmamasıdır.Sadece fiziksel değişime önem verip entelektüel gelişime kapılarını kapar.Ancak böyle davrandığı için bütün suçun kişinin üzerine yıkılmaması gerektiği de aşikardır.Zira anlam arayışında olduğu bu labirentte ona sunulan ve kazançlı çıkacağı gösterilen yollar hep bu yöndedir.

Peki bu yollar bireye hangi formda sunulur? Bu sorunun cevabı ise kendi dışındaki olgulardan kaynaklanan ikinci sebepte yatmaktadır.

İnsanlardan gözlerini kapatıp akıllarına gelen ilk beş ünlü simayı saymaları istendiğinde pek azının bir düşünürün ve ya sanatçının ismini sayacağını tahmin etmek güç değildir.Had safhada olan algı kirliliği başka türlü düşünmeye fırsat vermemektedir.Bu aldatmacanın kendi çıkarları doğrultusunda gönüllü birer neferi olan popüler sanal ünlüler, sahip oldukları son model ıvır zıvırla genelde insanlara, özelde ise gençlere takip edilmesi ve mutlak surette benzenilmesi gereken rol modelleri olarak sunulmaktadır.Eğer yapılan teklif kabul edilmezse sonucu laf kalabalığı yapmakla, aykırı olmakla suçlanmaktır.

Bu noktada mevcut teklifi insanın şiddetli bir biçimde geri çevirmesi kendisi için de sağlıklı bir hareket olarak görünmektedir.Bunu yapmadığı takdirde, dünyaya geldiğinde sahip olduğu potansiyelini asla açığa çıkaramayacak, yorgun bir takipçi olarak hayat defterini bütünleyecektir.Aksine kendi gelişimi için vakit harcamayı kabullenip yatırımını bu yönde yaparsa, kendini gerçeklemenin yanında özgürlüğünü de kazanacaktır.

Sonuç olarak kişi, odak noktasını kendisine sunulan sanal kişilerin yerine entelektüel camiaya yönlendirerek önündeki şekerlemeyi yemeye direnirse, ikinci şekerlemeye de ulaşacaktır.Kişisel tatmini daha da büyütecek olan bu ikincinin kişi için anlamı, hayatının kontrolünü kendi ellerine alması, dünya üzerinde yaşanan gelişmeler hakkında bağımsız fikir yürütebilmesi ve ne kadar uzağa gidebileceğini görmesi olacaktır.Aynı anlamın toplumsal alana yansıması ise insanların basit oyunlarla yönlendirilmediği, eylemlerin makul sebepler üzerine inşa edildiği, tartışmaların doğruyu bulmak için yapıldığı, kategorize etmenin yerine anlamanın koyulduğu yeni bir düşünce biçiminin yeşermesi olarak karşımıza çıkacaktır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10