• BIST 82.352
  • Altın 148,034
  • Dolar 3,8356
  • Euro 4,0738
  • Samsun 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Ordu 8 °C
  • Sinop 4 °C
  • Giresun 8 °C
  • Amasya 7 °C
  • Rize 8 °C
  • Trabzon 8 °C
  • SAMSUN KABUĞUNU KIRACAK EMİN OLUN
  • Akademisyen hapiste, 'OMÜ İNCELEMEDE'
  • GELEN DE YEMİŞ GİDEN DE...
  • SAMSUN KABUĞUNU KIRACAK EMİN OLUN
  • Akademisyen hapiste, 'OMÜ İNCELEMEDE'
  • GELEN DE YEMİŞ GİDEN DE...
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

Ortadoğu’ya Bakın

ŞÜKRÜ KARAMAN

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın o sözlerinin kamuoyunun duyarlılığını test etmeye, yeni bir tartışma başlatmaya yönelik olduğu su götürmez bir gerçek.

”Yeni anayasada laiklik olmamalı” derken, aslında yıllardır bu denli net dile getiremediği duygularını, düşüncelerini ifade etti.  Kahraman sonradan “şahsi düşüncelerimi açıkladım” diyerek geri adım atsa  da ok yaydan çıkmış oldu bir kere.

Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu,  bu sözleri “kendi kişisel görüşü” olarak değerlendirse de Kahraman’ın ifadeleri bulunduğu konum itibarıyla ciddiye alınmayı, üzerinde tartışılmayı gerektiriyor.

Eğer İsmail Kahraman, sıradan bir yurttaş, bir milletvekili olsaydı, “Kendi böyle düşünebilir” der geçiştirebilirsiniz. Ancak, TBMM Başkanlığı gibi devletin iki numaralı koltuğunda oturan bir şahsiyetin laikliğe ilişkin son derece düşündürücü bir söz etmesi elbette ki eleştirilecek, tepki de görecektir.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yanı sıra AKP’nin üst düzey yöneticilerinin de “ Hazırlanmakta olan yeni anayasa taslağında laiklik ilkesi vardır” açıklamaları Kahraman’ın düşüncesine katılmadıklarını ortaya koysa da TBMM gibi saygın bir kuruluşun başkanının ağzından çıkan bu sözler doğal olarak toplumda, özellikle laik kesimde kaygı yarattı.

Yıllardır bazıları tarafından yok edilmek istenilen, ağır eleştiriler yöneltilen, hedef haline getirilen laiklik çağdaş toplumun çimentosu, güvencesidir.

Devletin din kurallarına göre değil, çağdaş hukuk kurallarıyla yöneltilmesi olan laiklik, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne temel karakterini kazandıran bir ilkedir.

İç savaşların yaşandığı, kardeş kavgalarının, cinayetlerinin eksik olmadığı Ortadoğu ülkelerinden Türkiye’yi farklı kılan, onların bir hayli önünde olmasını sağlayan en önemli etmen işte bazılarının ortadan kaldırmak istediği laiklik ilkesidir.

Sadece Irak’ta, Suriye’de yaşanan iç savaşlar irdelense bile laiklik ilkesinin ne denli önemli olduğu net şekilde görülür, fark edilir.

Laikliği ortadan kaldırmak isteyenlere önerim, “Kan gölüne dönen Ortadoğu’ya gözlerinizi çevirin”.

Eğer bugün Türkiye, dünyada, özellikle Avrupa’da ilgi görüyorsa bu çağdaş hukuk kurallarına göre yöneltilen laiklik ilkesi sayesindedir. Ha hukukta, ifade özgürlüğünde eksiklik, hatalı uygulamalar yok mu? Var.

 Ama  laiklik sayesinde Türkiye,  Avrupa’nın gözünde Ortadoğu ülkelerinden farklıdır, ayrı bir konuma sahiptir. Laiklikten ötürü AB ile tam üyelik müzakerelerini yürütebilmekte, “Ben AB’ye üye olacağım” diyerek bas bas bağırmaktadır.

Bugün Türkiye’de kadın taşlanarak öldürülmüyorsa (Gerçi kadın cinayetlerinde sicilimiz son derece bozuk) bu laikliği benimsememizden  dolayıdır.

Eğer mahkemeler kadılar tarafından değil, yargıçlar ve savcılar tarafından yönetiliyorsa bu laiklik sayesindedir. 

Eğer kadınlar seçme ve seçilme hakkına kavuştuysa, devlet görevlerinde etkili konuma gelebiliyorsa  Türkiye’nin laiklik ilkesine sahip olmasındandır.

Eğer bugün Türkiye’de şeriat kurallarına göre yönetilen Ortadoğu ülkelerindeki gibi, el, ayak, kafa kesilmiyorsa bu laiklilik sayesindedir.

Herkes dini duygularını, ibadetini kimsenin baskısı altında kalmadan, rahat ve özgür biçimde yerine getiriyorsa bunda laikliğin büyük katkısı vardır. Birilerinin karalamaya çalıştığı gibi kesinlikle din düşmanlığı değildir laiklik.

Eğer bugün Türkiye’de çoğunluk kadınlı, erkekli bir arada çağdaş bir şekilde yaşıyorsa bu ortadan kaldırılması gerektiği söylenen laik yaşamın bir sonucudur.

Hangi birini sayayım.

İşte bu denli hayati öneme sahiptir laiklik. Belki bazılarına laik yaşam biçimi ters gelebilir, düşman olarak gibi görebilir, hatta yok edilmesi için yılmadan mücadele edebilirler.

Şurası unutulmasın ki, Türk toplumunun büyük çoğunluğu laik sistemden son derece hoşnuttur, şikayetçi değildir.

Laikliği tehlikeli gören, olmamasını savunanlar şöyle geriye dönüp Ortadoğu ülkelerine bir baksın.

Türkiye sahip olduğu laiklik ilkesi ile yüzünü  çoktan çağdaşlığa doğru yöneltti.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10