• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Samsun 25 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Ordu 25 °C
  • Sinop 22 °C
  • Giresun 24 °C
  • Amasya 21 °C
  • Rize 24 °C
  • Trabzon 24 °C

Pazar Sohbeti

Pazar Sohbeti
Amca hastalandı, 'Silah ustaları'cerrahi alet üretti

Ahmet Bahadır, Bugün ülkemizin en büyük cerrahi alet üreticisi olan Bahadır'ın doğuş hikayesinin, Büyük Amca Mustafa Bahadır'ın mide ameliyatını yapan tanıdık Dr. Celal Baki, ''Siz silah ustasısınız biliyorum. Silah yapmak daha zor. Neden cerrahi alet üretmiyorsunuz. Bunu yapmak, silah yapmaktan daha kolay'' sözüyle başladığını söylüyor.
Ragıp GÖKER
Biliyorum siz bu hikayeyi çok dinlediniz.
Çok ta okudunuz bu konuda yazılan haberleri, yapılan röportajları.
Silah Ustalarının Cerrahi alet üretici olmalarının hikâyesinden söz ediyorum.
Olsun bir kere daha okuyun isterim.
Niye mi?
Bir iş düşünürken ''Ben bunu yapamam'' dememeniz için.
Kendinizi veya bir Türk' ü mesela bir Alman ile kıyaslarken ''Bizden bir şey olmaz''
demenizi önlemek için.
Bizden çok şey olur aziz kardeşim.
Yeter ki çalışın.
Merak etmekle başlıyor her şey. Her şeyi merak edin, ama bununla yetinmeyin sizde
yapmaya çalışın aynısını.
Ben küçükken ama çok küçükken, nasıl uçtuklarını merak eder ve uçakları sorardım Nineme.
Ninem Rahmetli '' Onlar okumuşlar onun için uçuyorlar. Sende oku uçarsın'' derdi.
Merak edin aziz kardeşim, Bahadır'lar nasıl başarmış merak edip okuyun diye bir kere daha yazıyoruz işte.
Bahadır' ların bu başarı hikâyesini daha önce defalarca okudunuz. 36. yılımı sürüyorum bu meslekte Allah ömür verirse bana ve bu meslekte birkaç yıl daha kalırsam eğer. Kısmet olursa yani yine yazacağım.
''Makas bilemeyi bile kimse bilmiyordu biz cerrahi alet üretmeye başladığımızda. Ama şimdi Samsun'da 50 dolayında üretici firma var. Sadece bizim katalogumuzda 14 bin çeşit ürün bulunuyor'' Böyle diyor Ahmet Bahadır.
Ahmet Bahadır, Bahadır'ların lideri.
Hikayeyi de o anlatıyor.
Şöyle ki:
İşçi bir babanın çocuğu 12 kardeşin en büyüğüyüm. Zor şartlarımız var. Çok zor şartlarda hayata tutunmaya mahkum olduk.Netice itibariyle babam bizi okutmak istiyor ama maddi imkanlarımız kısıtlı olduğu için çalışarak okumak zorunda kaldık. Teknikle pratiği bir araya getirdik o bakımdan. Ben mühendis olmadan usta oldum.her çocuk gibi gezip eğlenmekte istiyorum.Babama kızıyorum o zamanlar, hem okuyorum hem başkalarına ait atölyede çalışıyorum.hiç oyun oynamaya vaktimiz olmadı bizim. Okul kurtuluş yerimizdi. Sanki tatile gitmiş olurduk. Tabi babamızda bir Osmanlı yapısı var. Niye okuduk,okulu tatil gibi gördüğümüz için okuduk.Yani işten biraz kaçmak, çocuk kafasıyla işten kaçmak için. Tam tersi oldu
yani. Netice itibariyle mühendis olmadan önce usta olduk. Şimdi diyorum ki babam keşke daha fazla zorlasaydı.
Biz bir defa okul ihtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz için para kazanmak zorundaydık. Ne olmamız gerekiyorsa onu yaptık. Mesela babamın atölyesinde Tornacı olduk. Büyüklerimiz Silah Ustasıydı aynı zamanda. Yedek parça da üretiyorlardı. Montaj sanayi vardı o zamanlar, traktör parçaları,iş makineleri parçaları bütün makine parçaları yani dışarıdan geliyordu. Ama getirilmesi zordu, uzun zaman alıyordu. Ülkenin dövizi de yoktu. Hatırlayın 70 sente muhtaç olduğumuz yılları. Silah ustasıydılar. Emniyetin bildiği ustalardı. Emniyetin silahlarını da tamir ederlerdi. Babam limanda işçiydi aynı zamanda. Samsun limanında bir makine yaptırdılar. İşçi olarak girdi oraya ama çok iyi ustaydı. Usta başı oldu orada. Çok iyi usta olduğu için
makine yapmasına izin verdiler. Almanların izni ve görüşü alınarak bir makine yaptı. O makine sayesinde kardeşleriyle birlikte bir iş yeri açtılar. Bizde o iş yerinde çırak olarak çalıştık.Anakent iş merkezinin olduğu yerde eski hal binası vardı orada.
Hafiz Amca'nın Hastalığı dönüm noktası Usta olduktan sonra 1980 yılında hafız amcam yani büyük amcam rahatsızlanınca. Mustafa amcam ameliyat için o tarihlerde ne alet vardı ne bir şey. Mide ameliyatı için Ankara’ya gittik. ,Ankara’ya niye gittik. Hem büyük şehir olduğu için hem de bizim köyden bir tanıdık var orada..Asistan Doktor. Bizim Tonya’dan köyden tanıdığımız Celal Baki Vardı. O zamanlar asistandı sonra Profesör oldu. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinin de dekanlığını yaptı daha sonra. Amcamızı o nedenle Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine getirdik. Celal Baki tanıdığı için yardımcı oldu bize. Bize Ameliyathaneyi gezdirdi. Zor şartlar da çalışıyor doktorlar. Alet yok,Bir çoğu bozuk, yapan ve tamir eden usta da yok hepsi o tarihlerde dışarıdan geliyor. Kırılan bozulan tamir edilemiyor. Dedi ki bize bu aletler bozuluyor. Bir makas olmadığı için biz burada ameliyat yapamıyoruz. Makas kırılıyor ya da köreliyor. Biletemiyoruz bile. Siz tabanca yapıyorsunuz biz de onu biliyoruz. Siz bu aletleri yaparsınız aslında. Almanya’da da evlerin altında yapılıyor. Bir silah 55 -60 parçadır. Bir makas ise 3 parçadan oluşuyor. Ne kadar kolay sizin için. Tabancadaki 55 – 60 parça bir biriyle senkronize çalışıyor. Siz bunları yaparsınız aslında dedi. Önce bunları bir tamir edin dedi.

Doktor bize hastanede yardımcı oldu. Bizde ona yardım edelim ddiye düşündük. Celal Baki Samsun’da arkadaşım Dr. Hilmi Elmacıoğlu var benim arkadaşımdır. O da size yardımcı olur dedi. Skolyoz masa Kambur düzeltme Masası yani Hastanede yok böyle bir masa karyola demirlerinden bir yapmışlar. Yaptık o masayı. Hacettepe ye verdik.Çok beğenildi. Masa şöyle;hastayı kollarından ve omzundan aynı zamanda bacaklarından bağlıyorlar. Kayışları var altında da bir manivela biçiminde bir şey var onu çevirip hastayı geriyorlar. Kamburu doğrultuyorlar. Biz onu yaptık. Böyle parlak, paslanmaz metalden kromdan yani yaptık onu bizim Rıdvan Bahadır var en ustamız bizim o yaptı. Buradaki Hilmi Helmacıoğlu da beğendi onu Getirdik Hacettepe’ye hediye ettik. Hilmi Helmacıoğlu da bize bir alet getirdi. Kerison diye bir alet. Kerison tabanca gibi bel fıtığı ameliyatlarında kullanılan bir alet. Ucu kırılmış. Bunu yaparımsın dedi. Rıdvan Usta da nasıl yaptı onu biliyor musunuz. Bir otomobil subabundan bir hurdacıdan aldı parçayı .Paslanmaz çeliği körükte onu eğdi,büktü dövdü ve eğeledi. Ondan aleti yaptı. Rıdvan Usta hepimizin en iyisi.Şimdi ayrıldı bizden yaşlandı emekli oldu. İyi bir silah ustasıydı. O aleti tamir etti. Bi tane de yeni yaptı. Hilmi Helmacıoğlu geldi şimdi ikisini de masaya koydu. Usta al aletini dedi. Hilmi Helmacıoğlu bilemedi hangisi nin kendi aleti olduğunu yenisini aldı tabi. Doktor’dan tamir için para almadık. Hilmi Bey bana bu aleti de satın. Buna da 50 lira veririm dedi. 50 lira büyük para o zaman. Hesap ettik bir işçinin 6 aylık maaşına denk geliyor.
Bizim usta hafta da üç tane yapıyor ondan paranın büyüklüğüne bak. Skolyoz masa ve Kerison la başlayan bizim hikayemiz de bugün 14 bin çeşit alete dönüştü. Bahadır tıbbi aletlerin katalogunda cerrahinin bütün dallarında kullanılan 14 bin çeşit aletimiz var.Bu ürün yelpazesi çok geniş bir kere 350 makas çeşidi 150 bizim cımbız diye bildiğimiz basit bibi görünen penset türü var. Biz cerrahlarla çalışırız her cerrah kendine özel alet de isteyebilir. Mesela yüzyılın cerrahı olarak anılan Gazi Yaşargil’ in ve kızının adını alan çok sayıda alet vardır. Gazi Yaşargil veya Leyla Yaşargil ekartörü diye alet vardır. Hocanın istediği şekilde cerrahi alet üretimli bu nedenle o hocanın adıyla anılmaya başlamıştır. Bizim Katalogumuzda da çok sayıda Yaşargil aleti vardır. Gazi Yaşargil Hoca sağ olsun fabrikamıza gelmiş, Bizi üniversiteye tavsiye etmiştir. Hocamızın bu bakımdan çok faydasını gördük. Bizim sektörde Cerrah ve İşadamı birlikte çalışır. Bizim işin temelinde Ar-Ge var. Marifet iltifata tabidir. Takdir edilmek insanı motive eder.Biz bütün eski islerimizi bıraktık 9
ortak 150 kişi bu işi yapıyoruz şimdi.
Esasen yan sanayi oluşturmaya çalıştık çok daha önemlisi de budur. Cerrahi alet üretiminin dünyadaki merkezi olan Tuttingen’ de mesela gittik gördük ki birkaç ana üretici var ve bunlara ara mal üreten küçük işletmeler var. Tam bir kümleneme mantığı yani. Tuttingen’de bu küçük işletmelerdeki ürünleri alan büyük işletmeler kendi markası adı altında bu ürünleri dünyaya pazarlıyor. Ama burada bu iş 150 yıldır yapılıyor. Gelenek haline dönüşmüş.Küçük işletmenin bir riski yolmadığı gibi para da kazanıyorlar.Biz de burada bunu yapmak istiyoruz. Biz yetiştirdiğimiz ustalara makine veriyoruz, işte veriyoruz. Dolayısıyla hem bize hem de piyasaya mal üretiyorlar. Bir bakıma onları iş sahibi yapıyoruz. Böylece hem bizim riskimiz
azalıyor ama, ustalarımızı bizim işçimiz olmaktan kurtarıp birer patron yapmaya çalışıyoruz.Böyle çok işletme oluştu.
20 milyar dolarlık iş hacmi
Bugün Samsun’da 50 üretici firma oldu. Neden 100 - 150 firma olmasın. Bu olsun istiyoruz. Tuttingen’ deki işin benzeri bizde de olabilir. Basit bir hesapla Almanya’da her 10 kişiden biri sağlık sektöründe çalışıyor. Yine Basit hesapla Almanya’ nin Gayri Safi Milli Hasılasının onda biri hesabından yola çıkarak Sağlık sektöründen elde edilen gelirin 100 milyar Avro olduğu söylenebilir. Bir gün bizde de her 10 kişiden biri
sağlık sektöründen gelir ede edebilir bu da 20 milyar dolar demektir. Ben bu sektörün ülkemize getirisi 20 milyar dolar derken bu hesaptan yola çıkarak bunu söylüyorum.

Dünya'daki 3.merkez
Şimdi Samsun, Almanya ve Pakistan’dan sonra Dünyada medikal kümelenmenin kurulduğu 3. bölgedir. Kümelenme tam anlamıyla tekamüle erişirse birgün bu hedefimize neden ulaşmayalım. Almanlar yapmış ise biz niye yapmayalım. Bizim insanımız da çalışkan ve üretkendir. Sanayide bir birinden görerek çeşitliliği arttırmak mümkün. Dünya’da bu iş böyle yapılıyor.Bakın arabaların temel de hepsi bibine benziyor. Çalışma prensipleri hep aynı yani Otomobili başlangıçta bir kişi yapmış ama bütün üreticiler üstüne bir şeyler katarak geliştirmiş. Bizim işimizde öyle bir birimizden görerek ama üstüne bir şeyler katarak be sektörü geliştirebiliriz. Bir örnek vereyim 1980 yılında makas bilemeyi bile bilemiyorduk. Bugün 50 cerrahi
alet üreticisi var. Bu işin Türkiye’ deki merkezi olarak Samsun’u yaparsak ki zaten şu an öyle. Her Hastane kuracak olan mutlaka Samsun’a gelmek zorunda kalacaktır.Bakın biz henüz diş hekimlerine hizmet veremiyoruz. Her birimiz daha cerrahi alet üretiyoruz. Çoğalırsak bir gün yani sayımız yüz yüzelliyi bulursa Diş hekimliği içinde alet üretenlerimiz olacaktır. Ve diğer medikal sektörlere de üretim yapılacaktır. Ameliyat masası gibi mesela. Bir veciz söz var. Küçük ateş rüzgarda söner, ama Büyük ateş rüzgar vurdukça parlar bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Pazar Sohbeti17 Haziran 2012 Pazar 13:01
  • Pazar Sohbeti15 Haziran 2012 Cuma 13:19
  • Pazar Sohbeti03 Haziran 2012 Pazar 14:42
  • RAGIP GÖKER'LE PAZAR SOHBETİ30 Mayıs 2012 Çarşamba 14:34
  • Amerikalı Pedo Türk Pedo oldu29 Mayıs 2012 Salı 18:41
  • RAGIP GÖKER'LE PAZAR SOHBETİ27 Mayıs 2012 Pazar 14:25
  • Ragıp Göker'le Pazar Sohbeti.21 Mayıs 2012 Pazartesi 13:50
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10