• BIST 105.796
  • Altın 163,696
  • Dolar 3,9601
  • Euro 4,6609
  • Samsun 10 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 6 °C
  • Ordu 11 °C
  • Sinop 5 °C
  • Giresun 10 °C
  • Amasya 3 °C
  • Rize 7 °C
  • Trabzon 9 °C

PKK'lı değil, Termeli bir Türk'üm

PKK'lı değil, Termeli bir Türk'üm
39 yaşında olmasına rağmen, akılalmaz bir başarıya ulaşan Mehmet Şahin, hedefinin 1,5 yılda 100 istasyona ulaşmak olduğunu söylüyor

Bizim Almancı dediğimiz bir gurbetçi ailenin çocuğu olarak 1975 yılında Berlin' de dünyaya gelmiş Mehmet Şahin.

"Babam Hüseyin Şahin oto camları için lastik üretimi yapan uluslararası bir şirket olan Feritas' ta çalışmak için 1971 yılında Almanya' ya gitmiş bir gurbetçi işçiydi" diyor Mehmet Şahin.
Girişimci özelliğini babasından almış olmalı Mehmet Şahin, zira 1981 yılında fabrikadaki işinden ayrılır Baba Hüseyin Şahin, Berlin' de bünyesinde manavın da yer aldığı küçük çaplı bir market açar.
Mehmet Şahin' in 39 yıllık yaşamına sığdırdıkları kelimenin tam anlamıla bir başari öyküsü aslında. Yaşamındaki ayrıntıları kendisinden dinlemediğnizde inanmayacağınız türden bir başarı öyküsü bu. 
Birinden duyduğunuzda "Olmaz çalışmakla kimse o kadar para kazanamaz" dersiniz. Mehmet Şahin' in kendisinden dinlemediğinizde  aynen böyle söylersiniz, bu genç adamın 39 yıllık yaşamına sığdırdıklarnı.
Ama bir kere bile olsa kendisinden dinlerseniz yaptıklarını " O başarmış, bende yaparım" diyeceğinizden de eminim ben. 
Mehmet Şahin yaptıklarını anlatırken hepimizde olan o " Ben yapamam" ön kabulünü kıracaktır bundan da eminim ben.
 Küçük yaşlarda babasına ait bu markette çalışmaya başlar Mehmet Şahin, Nehringgrundschule adlı İlkokulun öğrencisiyken yumurtaları boyayıp aralarında çoğunluğu Alman olan öğrenci arkadaşlarına satarak cep harçlığını da çıkarmaya başlar.
Tam da "Adam olacak çocuk" örneğine uyan bir durum yani.
Yumurta satmakla da yetinmez Mehmet Şahin, öğretmenin mutfak malzemelerini kendi marketlerinden temin ederek öğretmenine satar ve böylecede ayrıca para kazanmış olur.
Mehmet Şahin' in yumurta boyayıp para kazanmaya başladığı ve sonrasında ülkemizin birkaç petrol dağıtıcısından birine dönüşen hayat hikayesinin geri kalan bölümü kendisinin anlatımıyla şöyle:
Liseyide Berlin' deki Friendsburgoberschule adlı okulda okudum. Türk arkadaşlarım olduğu kadar Alman arkadaşlarımda oldu benim. Alman kız arkadaşlarım da verdı. Hatta birisini çok sevmiştim. Evliliğin eşiğine kadar geldiğimizi söyleyebilirim.
KESİN DÖNÜŞ
Berlin' de iyi bir yaşamlaarı vardır ama memleket hasreti yakıp kavurmaktadır bedenlerimiz. Nihayet marketi satarak 1993' te kesin dönüş yapılarak memlekete yani Terme' nin Söğütlü Beldesine yerleştik
Marketin satışından elde edilen gelirle bir yolcu otobüsü ve iki kamyon aldık Kamyonumuzda şoförlük yaptım. Bu arada Termeli bir ailenin kızı olan Gülsüm Hanımla evlendim. Mutlu ve huzurlu bir yaşamaım var. Gülsüm Hanım bana birbirinden güzel altı çocuk verdi Gülşah en büyükleri 11 yaşında.Hüseyin Efe,Yavuz Selim, Hatice ve Salih diğerleri. 11 aylık olan Nisa Nur çocuklarımın en küçüğü. Ailem Terme' de yaşıyor benim günlerimin çoğu şehir dışında geçiyor ama eşim Terme' de kalmaktan mutlu olduğunu söylüyor.
KAMYON ŞOFÖRLÜĞÜ YETMEYECEK
Memleketimizde kendi işimizi yapıyorduk.Bir yolcu otobüsümüz şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir firmanın bünyesinddydi. İki de kamyonumuz vardı.Birinde ben çalışıyordum. Ama  kamyonda çalışmak bana yetmiyordu. Kamyon şoförlüğünü küçümsemiyorum ama ben daha farklı işler yapmak istiyordum. Kendimdeki potansiyelin de farkındaydım.
ALMANYA' YA DÖNÜŞ
Herşeyi geride bırkarak ve babamdan hiç para da almadn üstelik Almanya' ya döndüm. Berlin' de 3 ay süreyle inşaat ameleliği yaptım. Amelelikten kazandığım parayı biriktirerek 500 Marka bir otomobil aldım. 400 Mark harcama yaparak arabayı toparladım, bu arabayı 2 bin 400 Marka sattım.İyi para kazanmıştım. İki yıl süreyle bu araba alım satım işini yaptım. 60 araba alıp sattığımı söyleyebilirim.
TOPTAN MEYVE SEBZE SATIŞI
Araba alım satımından kazandıklarımla Berlin Halinde toptan Sebze ve Meyve satışına başladım. Bir taraftanda lokanta açmıştım. Daha çok döner satışı yapılan lokantalarımın sayısı da arttı bu arada. Bu bakımdan Berlin' de bir şirket kurdum.
ALMAN KADIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Döner dükkanlarımın şöhreti de artmıştı. Avrupa çapında festival organizasyonlarını gerçekleştiren bir firmanın sahibesi olan bir Alman Bayanla tanıştım. Brendenburg kapısının çok yakınında bana bir stand verdiler. Bu standa Beş Marka sosis sattım Milyonlarca sosis satışı gerçekleştirdim.
BİR KEZ DAHA KESİN DÖNÜŞ
Bu arda 2 bin yılında evlendim Üç çocuğum Berlin' de doğdu. İyi para kazanmıştım. 2004 yılında bir kere daha yurda kesin dönüş yaptım.
BENZİN İSTASYONU AÇTIM
Almanya' dan kesin dönüş yapınca Terme' de bir benzin istasyonu açtım. Ülkemizde bilinen bir dağıtıcıdan aldığım akaryakıtı satıyordum.İşlerimiz de fena değildi. Dağıtıcı firmanın iyi bayilerinden birisi olduğumuz söyleniyordu.
DAĞITIM FİRMASI BİZİ  SÖMÜRÜYORDU
Benzin istasyonu çalıştırıken karın büyük bölümünün dağıtım çirketine kaldığını, dolayısıyla dağıtıcıların istasyon sahiplerini sömürdüğünü fark ettim. Bu düzenin böyle gitmeyeceğini anladım. Sömürülmeye daha fazla dayanamzdım. İstasyonu sattım. Kendi dağıtım şirketimi kurmam gerektiğini düşündüm.
MOLA KURULDU
Benzin istasyonunu devredince kısa bir süre lüks otomobil alım satım işi yaptım. Hala hobi mahiyetinde de olsa lüks araba alım satım işi yapıyorum. Geçen yıl kendi dağıtım firmam olan MOLA' yı kurdum.
MOLA İSTASYONLARININ MÜLKLERİ BANA AİT
Akaryakıt dağıtım şirketini kurmaklalda bitmiyor her şey. Bu bakaryakıtı satacak benzin istasyonları gerekiyordu. Şirketi kuralı henüz bir yıl bile olmadı ama şimdiden 20 istasyona ulaşmış durumdayız. İstasyonların mülkleri tamamen dağıtım şirketimize ait.
YIL SONUNDA 100 İSTASYONA ULAŞACAĞIZ
İstasyonlarımızın tümü son teknoljiyle donatılmış durumdadır. İstayona gelennler bütün ihtiyaçlarını rahatlıkla giderebilecek durumdadır. Biz istasyonlarımızı böyle planladık. İlk yirmi istasyonumuz şu anda hizmet veren ülke genelindeki rakip firmalardan daha farklıdır ama yıl sonunda ulaşacağımız 100 istasayon çok daha faklı olacak.
KONSİNYE VERİYORUZ, UCUZ SATIYORUZ
Daha öncede belirttiğimiz gibi istasyonların mülkleri şirketimize aittir. İstasyonların işletmelesini devrettiğimiz kişileri biz seçiyoruz. Akaryakıtı işletmeciye konsinye olarak veriyoruz. Sattığı akaryakıtın parasını ödüyor bize. Kar marjını düşük tutuyoruz. Bizim gözümüz tok. Az kazanalım, ucuz satalım istiyoruz. Biz ucuz akaryakıt satıyoruz yine de kazanıyoruz. Böylece biz de kazanıyoruz, halkta kazanıyor.
UCUZ SATTIĞIMIZ İÇİN ŞİKAYET EDİLİYORUZ
MOLA ucuz mal satıyor, satmaya da devam edecek. Ancak bundan rahatsız olan rakiplerimiz sürekli bizi şikayet ediyorlar. Mola isasyonlarına bu bakımdan sürekli baskınlar düzenleniyor. Her seferinde elleri boş geri dönüyorlar ama biz rahatsız edildiğimizle kalıyoruz.
KÜRT DEĞİLİM, SAMSUNLUYUM
Malum, akaryakıt ticareti yapıyoruz. Bizim sektör sürekli devetin denetimindedir. Bir şikayet konusunda da ilgililer sürekli baskına giderler. Rakiplerimiz de onlardan ucuz mal verdiğimiz için şikayet edecek başka bir konu bulamayınca bizim Kürt olduğumuzu söylüyorlar.Kürt olmak utanılacak bir durumda değil üstelik ama benTerme Söğütlü' den öz be öz Türk' üm. Kürt olduğumu iddia edenlerden aslında çok rahatsız olmuyorum ama PKK' lı olduğumu iddia ettiklerinde ve beni böyle suçladıklarında bu çok zoruma gidiyor. Buradan bir kere daha söylüyorum Ben bir Türk Milliyetçisiyim, beni böyle saçma sapan suçlamalarla yıldıracaklarını sanan rakiplerimin bunu iyi anlamalarını istiyorum.

Söyleşi : Ragıp GÖKER
  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10