• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • Ordu 9 °C
  • Sinop 8 °C
  • Giresun 8 °C
  • Amasya 8 °C
  • Rize 7 °C
  • Trabzon 8 °C

SAKINCALI OKUTMAN - TÖMER'DE BİR SÜRGÜN HİKAYESİ

EMRE SEVEN

Geçtiğimiz Çarşamba  yaklaşık 5 yıldır çalışmakta olduğum Tömer Samsun Şubesi'ndeki görevime son verildiğini öğrendim.

Karar Çarşamba günü verildi ama olayın uzun bir geçmişi var.

Mart ayının sonuydu. Merkez yönetim tarafından şahsıma yapılan bir haksızlığa bir tepki göstermiştim.  Duyduğuma göre bu tepki büyük patronu! epey bir sinirlendirmişti. Ve fakat bu tepkimde yasal olmayan bir durum olmadığı için doğal olarak verilebilecek bir ceza bulamadı haşmetlimiz. Daha doğrusu o gün biletimi maşaları aracılığıyla kesmeye çalışsa da kimse bu sorumluluğun üstüne kalmasını istemediği için başarılı olamadı.

Bu olayın üstünden on gün geçti geçmedi ani bir kararla beş meslektaşım ile birlikte üç aylığına Adana Şubesi'nde görevlendirildiğim haberini aldım!

İşin bahanesi Adana Şubesi'nin okutman ihtiyacıydı.

Hem de görev bana tebliğ edildikten bir kaç gün sonra Adana'ya gitmem isteniyordu.  Pazar günü Samsun'daki dersimden çıktıktan sonra ilk Adana otobüsüne koşup Pazartesi sabahı Adana'da olmalıydım. 

Bu durumun saçmalığı ortada iken, Adana Şubesi'nin sadece 1 İngilizce okutmanı istediğini ve fakat yönetimin 2 İngilizce okutmanı görevlendirdiğini öğrendim.

Yani birileri! devreye girip benim adımı o listeye eklemişti sizin anlayacağınız.

İşin garip tarafı görev yaptığım Samsun Şubesi'nde de okutman açığı vardı.

İlk iş olarak ailevi mazeretim gereği Samsun'dan ayrılmamın mümkün olmadığını belirten bir dilekçeyi kuruma ilettim ve fakat normalde her dilekçeye epey uzun bir süre sonra cevap yazan yönetim bir iki gün içinde haşırt diye reddetti talebimi ve rektörlük kararı onayladı.

Ben de bu durumu yargıya taşımak mecburiyetinde kaldım ve İdare Mahkemesine yürütmeyi durdurma ve görevlendirmenin iptali istemli bir dava açtım.

O andan sonra hem merkez yönetimi hem de merkezden ödü kopan şube yönetimi işimi yokuşa sürmek için tüm imkanlarını seferber edince adeta "Sakıncalı Okutman" durumuna düştüm.

Dilekçe vermek bir vatandaşın yasal hakkı iken, verdiğim dilekçeler şube yönetimi tarafından - merkezden alınan "herhangi bir belge alma" talimatı gereği - türlü bahanelerle işleme sokulmadı ve tarafıma herhangi bir cevap verilmedi.

Öğrencilerimin, derslerine benim girmem için bölüm başkanına verdiği dilekçe "usule uygun değil" denerek işleme sokulmadan bölüm başkanının çekmecesinde tutuldu!

Yine diğer bir yasal hakkım olan yıllık iznimi, dilekçem bir hafta şubede bekletildikten ve büyük bir mücadele verdikten sonra ancak alabildim.  Fakat yıllık iznimi bir hafta geçmiş tarihli başlattıkları için iznimin bu bir haftasını dilekçe vermeye çalışarak harcamış oldum.

Yıllık iznim bittikten sonra da devam etti bu sinirimi ve zamanını mütecaviz durum. Şube yönetimi  verdiğim bir çok dilekçeye rağmen merkezin kendilerine "bekleyin" talimatı verdiğini söyleyerek bana bir buçuk hafta boyunca ısrarla ders vermedi. Bu durumu merkeze ilettiğimde ise bana hiyerarşi! gereği taleplerimi şubeye iletmem gerektiğine dair komik cevaplar veriliyordu.

Olay iyice çığırından çıkmıştı ki, merkez nihayet iki aydır sakız gibi sündürdüğü durumu sonuçlandırarak görevime geçen Çarşamba son verdi. Üstelik vahiy mi geldi nedir, bir haftadır bana verilmeyen ders için herhangi bir mazeret açıklayamayan şube koordinatörü karardan çok az bir süre önce "öğrencilerin kendi hocalarını istediklerini şifahen bildirmeleri sebebiyle size ders verilememiştir." gibi saçma sapan bir açıklamayla, aylardır sanki benim yanımdaymış gibi davranan bölüm başkanı da topu koordinatöre atan bir cevapla apar topar olaydan sıyrılmaya çalıştılar.

Yıllardır hem yönetici olarak hem de eğitimci olarak canla başla görev yaptığım, yeri gelip kan ter içinde eşya taşıdığım, yeri gelip beni hiç alakadar etmeyen sorunlarıyla kendi derdimmiş gibi ilgilendiğim, dünyanın her yerinden ve her yaştan binlerce öğrencinin hem İngilizce hem de Türkçe öğrenmesine vesile olduğum kurumdan böylesine haksızlıkla ve sırtımdan vurularak uzaklaştırıldığıma üzülmedim dersem yalan söylemiş olurum elbet. 

Ama beni daha çok üzen, yıllardır bir çok yabancı öğrencinin güzel Türkçemizi öğrendiği, her yaştan bir çok insanın bir yabancı dile ilk kez adım attığı, Samsun'un ve Türkiye'nin en prestijli kurumlarından biri olan Tömer'in yasalarla kurallarla değil bir takım kişilerin şahsi hazları ve hırslarıyla düşürüldüğü hal.

Yıllarca ekmeğini yediğim bir kuruma canım yanınca- tabirimi mazur görünüz-  b.k atıyor değilim.

Aksine resmi bağım kesilse de halen gönül bağım olan ve yıllardır onca imkansızlığa ve engele rağmen öğretmenlerinin kalitesi üstün performansları ve fedakarlıklarıyla ayakta duran bir kurumun oturdukları koltukları hiç hak etmediğine inandığım yöneticileri ve koltuk korkusuyla onların emirlerine koşulsuz şartsız biat eden şube yönetimi tarafından heba edilmesine gönlüm razı olmuyor.

Yoksa biz öğretmenleri iki dudaklarının arasında gören, kıymeti makamlarından ibaret şahısların, sırtımızdan kazandıkları binlerce lira karşılığında bize layık gördüğü üç beş kuruşun derdinde hiç değilim. 

Nesimi'nin dediği gibi...  Rızkımı veren Hüda'dır kula minnet eylemem!

 Saygılar!

 

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10