• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Samsun 8 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Ordu 15 °C
  • Sinop 11 °C
  • Giresun 14 °C
  • Amasya 2 °C
  • Rize 13 °C
  • Trabzon 18 °C

SAMSUN VE EFSANEVİ KADIN SAVAŞCILAR

REMZİ KOZAL


Turizm ile kalkınmak artık son dönemlerin en önemli konularından birisi olmuştur. Özellikle turizm acısından tarihi değerlerin araştırılması ve ortaya konması çok önemlidir. Bu konuda küçük te olsa Samsun için bir pencere açmaya çalışalım.

Bugün kendileri hakkında az çok bilgi sahibi olduğumuz Grek yazarların İSKİTLER diye adlandırdığı İranlıların SAKALAR dediği ; Çin Seddi’nden Tuna  Nehri’ne, Anadolu içlerinden Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada  M.Ö. 1000 yıllarından M.S. 200 yıllarına kadar tarih sahnesinde yer almış Atlı Kavimler Medeniyeti’ni oluşturan kavimlerin ana grubunu görüyoruz.

Sakalar(İskitler) çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilere göre farklı şive ve lehçeleriyle birlikte Türkçe konuşmaktadırlar ve Sakalar (İskitler) sözünün, belirtilen bölgede yaşayan Türk Boyları için kollektif bir isim olarak kullanıldığını anlıyoruz. (Konu hakkında daha geniş bilgi, Dr. İlhami Durmuş’un, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 141, İSKİTLER (SAKALAR) kitabından edinilebilir.)

PROTO-TÜRKLER (GASKALAR, İSKİTLER)

Bir noktada Proto-Türkler diyebileceğimiz Sakalar (İskitler) belki de tarihin henüz bilinmeyen devirlerinde Kafkasları aşarak Anadolu’ya gelen atalarının yolunu takip ederek tekrar Anadolu’nun içlerine ilerlemişlerdir. Karadeniz bölgesinde yaşadığı bilinen ilk topluluk Gasgalar’dır.  Gaskalar da İskitler gibi Proto-Türkler olarak adlandırılmaktadır. Bu konuda arkeolojik kazılar yapıldıkca bilgilerimiz artacaktır. Ancak, mevcut kazı ve kalıntılardan yine de bazı ip uclarını yakalamak mümkündür.

Samsun-Bafra/İkiztepe Örenyeri’nde kazılar yapan Prof. Dr. Önder Bilgi, kazılar hakkında verdiği bilgilerde; “M.Ö. 4000 yıllarına tarihlenen yerleşimlerin bulunduğu İkiztepe’deki mezarlıkta gömülmüş bulunan insanların kemiklerinin antropolojik açıdan incelenmeleri, bunların Akdeniz ırkının özelliklerini taşımadıklarını gösterdiğini belirtmektedir. Bu bilgilerden, Akdeniz Irk’ından farklı olduğu ve Karadeniz kıyıları boyunca bir taraftan Güney Rusya ve Bulgaristan’da yaşamış insanlarla diğer taraftan Kafkasya bölgesi insanları ile aynı ırktan geldiği anlaşılmaktadır.” Yine verilen bilgilerden İkiztepe ‘de kumaş dokumacılığı yapıldığı, pişmiş topraktan kaplar yapıldığı bunların süslendiği ve boyandığını anlıyoruz. Bir başka ilginç tespit te, İkiztepe’de yaşayanların günümüzden 4500 yıl kadar önce kafataslarında ameliyat yapacak kadar tıpta ileri gitmiş olduklarıdır.  

TERME’NİN ADI

Amazonların merkezi kabul edilen Terme’nin adının Grek kaynaklarında ve aynı kaynakları esas alan yazarlarca Grek orijinli Themiskyra’dan geldiği belirtilmektedir. Ancak, Grekler’in  koloniler kurmaya başladıkları M.Ö. 700 -600 yıllarına kadar ulaşılması mümkün olamayan ve efsanelere konu ettikleri Amazonlar ülkesi diye bildikleri Karadeniz Kıyılarında yaşayan Sakalar’ın dilindeki, Denizin Anası anlamına gelen TEMERİNDA sözünden geldiği ve bu sözün daha sonra Grekçe’de Themiskyra şeklinde söylenmiş olduğudur.

KARADENİZ’DE PROTO TÜRKLER VE  GREK KOLONİLERİ

Grekler, Karadeniz bölgesine geldiklerinde Kızılırmak ile  Terme arasında yaşayan Kappadokialı adını verdikleri bir halk ile karşılaşırlar. Bu halkı, Akdeniz kıyılarında oturan esmer Suriyelilerden  ayırmak için  Assyria’nın kısaltılmış şekli olan Suri, Siri veya Levkosuri terimini kullandılar (Strabon, X.3.9; Maksimova 1956, 22).  Bu terimi kullanmalarındaki neden, bu toplumda sünnet adetinin oluşu ve domuz etinin yenmemesiydi.

............ At, sığır ve koyun besleyen İskitler (Sakalar), domuz beslemiyorlardı (Heredotos IV:63). (Domuz beslememelerinin nedeni, domuz etini yememelerindendir.) İskitler hayat tarzlarının bir gereği olarak günlük hayatlarında pişmiş etle beslenmekte, kısrak sütü içmekte ve kısrak sütünden yapılmış bir çeşit peynir yemekteydiler (Hippokrates 1863:XCIV).

İskitler gelenek ve göreneklerine çok bağlı olup, yabancıların geleneklerine tamamen kapalıydılar (Herodotos IV:76). İskitler’in genç kadınları da ata binmekte, ok atmakta ve at üstünde kargı savurmaktaydılar. Ayrıca onlar üç düşman öldürmedikçe evlenemiyorlardı (Hippokrates 1863:LXXXIX).

İskitler’in bu gelenek ve görenekleri aynen Hunlar ve Göktürkler’de de devam etmiştir. İskitler diğer Türk kavimleri gibi kımız içmişler ve sütü kurutarak kurut yapmışlardır (Togan 1981: 34). İskitler’in hayat tarzı Hunlar’dan başlamak üzere daha sonraki Türk devletlerindeki Türk topluluklarının hayat tarzıyla çok büyük bir benzerlik göstermektedir. (Dr. İlhami Durmuş, İskitler (Sakalar) 1993; 90) 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10