• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Samsun 21 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 27 °C
  • Ordu 22 °C
  • Sinop 25 °C
  • Giresun 25 °C
  • Amasya 20 °C
  • Rize 26 °C
  • Trabzon 24 °C

Seçim

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Özel uzmanlık gerektiren teknik bir konuda konuşma hakkının, işin ehline bırakılması gerektiğine inanır ve çizmeden yukarı çıkmamaya gayret gösteririm.Zira sürekli bir merak ve dinlemek, bilmediğin halde konuşmaktan evladır.Din alimi olmadığımı kabul etmekle birlikte bir rivayet hakkında yorum yaparak kısa süreliğine bu prensibime tezat oluşturacağım.Olay şöyle gelişiyor:Peygamber savaştan dönerken yanındaki sahabelere “küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz,” diyor.Bazı kaynaklarda bu rivayet tartışmalı olarak verilse de ben burada doğru kabul edip yorumu ona göre yapacağım.Hadiseden iki çıkarım yapabiliriz.İlki, peygamberin politik iktidarla bireysel iktidarı aynı temele oturtup birbirinden ayırmamasıdır.İkinci olarak da, bireysel iktidarı sağlamayı politik iktidarı sağlamaktan daha yüksek bir mevkide konumlandırmasıdır.Hal böyleyken, modern inanan bu noktayı görmemezlikten gelmeye devam ediyor.Dahası, politik iktidarı bile makamın yükseğine, arabanın hızlısına, evin büyüğüne, paranın daha fazlasına ulaşmak için bir araç olarak görüyor.Bu noktada aklıma bazı sorular takılıyor: bireysel iktidarı sağlayamayan topluluk, acaba politik iktidarı sağlamayı nasıl başaracak? Hadi diyelim bir şekilde sağladı, peki bu üstünlük eksik kalmayacak mı? Erdemli olamayan bireylerden oluşan bir politik iktidar gelen darbelere ne kadar dayanabilecek?

Ne ölçüde uygulanabildiği tartışmaya açık olduğu halde demokrasinin bu coğrafya insanı için bir lütuf olduğunu kabul edebiliriz.Ancak yine de bir noktayı akıldan çıkarmamak lazım gelir.Nedir, sistemin(demokrasi bunun sadece bir uzantısıdır) hedefi küçük şeylerden mutlu olan bir arketip oluşturmaktır.Bu insan mobilya alır, sıkılınca değiştirir.Sandığa gider, hoşuna gitmezse değiştirir.Araba alır, bir süre sonra satıp yenisine biner.Hatta ve hatta evlenir, ilk zorlukta boşanır.Bunlar da yetmezmiş gibi sürekli bir beklenti içinde olur ve ayıyı vurmadan postunu satmaya çalışır.Eğer başaramazsa suç yine onundur.Ne yazık ki, yeterince çalışmamıştır.Peki erdem bu işin neresinde kalıyor? Cevabı bulmak zor olmasa gerek.İşin ilginci, bu sistemin en sıkı savunucuları da dünya sahnesinin başat aktörleri arasından değil, gelişmekte olan ülkeler arasından çıkar.Belki de şu an bu yazıyı okuduğunuz tabletlerinizin ve ya akıllı telefonlarınızın arkasında yatan teknolojinin babası Steve Jobs bakınız ne diyor: “Mezarlıktaki en zengin adam olmak benim için bir anlam ifade etmiyor.Asıl önemsediğim nokta, akşam kafamı yastığa koyduğumda yararlı şeyler yapmış olmanın verdiği mutluluktur.”Hiç birimizin gücüne gitmesin ama bu adam mensubu olduğumuz dinden değil, hatta bir yaratıcıya bile inanmıyor, tıpkı kullandığımız teknoloji ürünlerini ve bindiğimiz otomobilleri tasarlayıp üreten Japon halkının yüzde sekseninde olduğu gibi.Bilim ve teknolojide çığır açan atılımlar yaşanırken, biz yüzyıllar önce bu alanda yaşadığımız parlak devirle ve Avrupa’nın bizden aldığı bilgilerle övünüyoruz.Bu noktada üzerimize oynanan oyunlar klişesini bu coğrafyanın insanları için oldukça aşağılayıcı bulduğumu söylemeliyim.Tabii ki üzerimize oyun oynanacak.Ama mücadeleyi bırakıp, başımıza gelen kötü olaylardan bu sebebe sığınarak kaçmaya çalışmak ne derece mantıklıdır?

Açıkça söylemelim ki, kişisel olarak bir olgunluğa ulaşamazsak sandık başına gitmekle pazar günü pikniğe gitmek arasında hiçbir fark kalmaz.Seçme ve seçilme hakkımızı kullandık.Ancak asıl önemli olanın sevme hakkı olduğunu unutmayın.Bu, kimsenin tekelinde değildir.Halk olarak bütün ülkeyi ve insanlarını gerçekten sevdikçe iyi bir yönetim tarzını oturtabileceğiz.Bu noktada karanlıkta kalmayı tercih eden bazı dekbazların önümüzdeki süreçte algı operasyonları üreterek insanları curcunaya kalkmaya teşvik edeceklerini tahmin etmek güç değil.Yalan bilgiler dolaşıma çıkan sahte para gibidir.Eğer eline geçen birisi kullanırsa başı derde girer.Siz sabırlı olun ve gerçek parayla işinizi görmeye gayret gösterin.

Sonuç olarak, mevcut dünya düzeninde, erdemli olmak ve erdemli kalabilmek için delice bir cesaret gerektirdiğini söyleyebiliriz.Ne var ki, bu ülkenin ve bütün dünyanın ihtiyacı olan tek şey; dosdoğru olmayı göze alabilecek cesarete sahip yeni delilerdir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10