• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 15 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Ordu 15 °C
  • Sinop 16 °C
  • Giresun 14 °C
  • Amasya 8 °C
  • Rize 14 °C
  • Trabzon 17 °C

SIR SAKLAMAK VE MİDAS EFSANESİ

SADİ SUBAŞI

Ülkemizin siyasi ortamı öylesine gerginleşti ki, iç barış da bozulmaya başladı. Bu gergin ortam ülke sorunlarına duyarlılığı olan herkesin günlük yaşamını da etkilemeye başladı. O nedenle bugün sizleri olayların etkisinin dışına çıkartacak bir efsaneyi paylaşmak istiyorum. 

Yurt içi ve yurt dışı gezilerini güzelleştiren ve renk katanlar gezi rehberleridir. Gezilen yerler hakkında detaylı bilgiye sahip ve insanlarla iletişimi iyi olan bir rehberle seyahat etmek gezilere keyif katar.
Tersi ise, katılımcıları sıkar ve gezide tat- tuz bırakmaz.
İ.Ü Eczacılık Fakültesi 1968 mezunu meslektaşlarımızla düzenlenen dönem toplantımızı bu yıl Mayıs ayı sonunda Adana ve Hatay merkezli gerçekleştirdik.
Gezi rehberimiz Anadolu’da yaşanmış tüm kültürleri özümsemiş ve renkli sunumları olan birisiydi. 
Anlattığı ve çoğunu duyduğumuz ama anlamını çok da bilmediğimiz Anadolu kültürünü yansıtan efsaneler harikaydı.
İşte bunlardan birisini sizlerle paylaşacağım.
Dünyanın belki de en zor işlerinin başında sır saklayabilmek gelir. Çünkü insanların yaradılışı sır saklamaya uygun değildir. 
Sahip olduğu sırrı saklamak insanı yorar. Bu sıkıntı sonunda sırrını birisiyle paylaşmaya zorlar. 
Sır saklama konusunu çok güzel özetleyen özdeyişler de vardır. “Söyleme sırrını dostuna, o da söyler dostuna” ve “Yerin kulağı var” Deyişleri bunlardan ikisidir. 
Benim gibi çok kişi bu deyimleri duymuştur ama örneğin Kral Midas’ın kulaklarının uzunluğunun hikâyesini bilmezler. Bakın, bu deyimler hangi efsaneye dayanıyor.
Hikâye, Anadolu’da M.Ö 738-696 arasında hüküm sürmüş olan Frigya Krallığı döneminde geçer.
Köyün birinde çok güzel kaval çalan Marcias adlı bir çoban vardır. Ünü kısa sürede tüm çevreye yayılır ve insanlar onun çevresinde kümelenmeye başlar. Kavalın ve köylünün ünü o kadar yayılır ki, namı Ölümsüzlük Tanrısı Apollon’un kulağına gider. 
Çok güzel Lir çaldığına inanan Apollon kendisinden ünlüsünü kabul edemez ve bunu kanıtlamak için Marcias ile köyün orasında yarışma kararı alır. 
Yarışma köyün ortasında yapılacaktır. Apollon, yarışmada Frigya Kralı MİDAS’ın hakemlik yapmasını ister.
Yarışma başlar ve sonunda Apollon en büyük kim? Diye sorar. Kral Midas, “Sizde çok güzel çalıyorsun ama Marcias’ın ki biraz daha güzel” der. 
Apollon tekrar tekrar sorar, cevap aynıdır. Apollon çok sinirlenir. Kendisinden büyüğün varlığını kabul edemez ve Kral Midas’a döner, “Senin kulakların iyi duymuyor” Der ve Midas’ın kulaklarını çekerek uzatır. Midas’ın uzun kulaklarının hikâyesi bu olaya dayanır. Ama hikâye burada bitmez.
Apollon bu kızgınlıkla köylü Marcias’ın derisini yüzer ve gerdirerek davul yapar. Günümüzde davul olan yerde mutlaka bir de kavalın bulunması da bu efsaneye dayanır.
Kulakları uzayan Kral Midas başkent Gordion’a nasıl döneceğini düşünür ve sonunda kulaklarını başının üzerine sarıp bir şapkayla kapatarak başkent Gordion’a döner.
Bir süre böyle yaşamını sürdüren Midas bir gün berbere gitmek zorunda kalır. Berber gördüklerini kimseye anlatmaması için uyarır, yoksa sonunun kötü olacağını söyler. 
Berber tıraş için sargıyı çözünce çok şaşırır ama korkudan konuşmadan tıraşı yapar ve sargıları yeniden sarar. 
Aradan bir süre geçer ama bu sırrı saklama zorunluluğu berberi bunaltmaya başlar. Sonunda berber kentin dışına çıkıp ıssız bir tarlanın ortasına derin bir çukur kazar ve içine doğru eğilip “Midas’ın kulakları uzamış” , “Eşek kulaklı Midas” diye gücü yettiğince tekrar tekrar bağırarak rahatlar. Kendisini kimsenin duymadığından emin bir şekilde kente döner.
Ancak esen rüzgâr berberin söylediklerini Rüzgâr Tanrı’sına ulaştırır. Rüzgâr Tanrısı rüzgârla bunu ülkenin her tarafına ulaştırır. Bunu duyan halk Midas ile dalga geçmeye başlar. 
İtibarını kaybeden Midas kulaklarını kestirmeye karar verir ama kulakları yeniden uzar ve bu da onun sonu olur.  
İşte insanların bugün fısıltı ile konuşurken dahi, “Aman yerin kulağı var” diye birlerini uyarmaları bu efsaneye dayanır. 
“Sırrını söyleme dostuna, o da söyler dostuna” sözü boşuna söylenmemiştir. Artık rüzgâr Tanrısına da gerek kalmadı. Tele kulak dinlemeleri var. 
Sırı olanlara güçlü bir irade dileğiyle, iyi haftalar .
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10