• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • Samsun 1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -9 °C
  • İzmir 5 °C
  • Ordu 2 °C
  • Sinop 4 °C
  • Giresun 3 °C
  • Amasya -2 °C
  • Rize -5 °C
  • Trabzon 7 °C
  • EL FRENİNİ KALDIRDIK, TÜRKİYE'NİN ÖNÜ AÇILDI
  • Adanademirspor - Samsunspor 1-0
  • Türkiye'miz artık hak ettiği gibi yönetilecek
  • EL FRENİNİ KALDIRDIK, TÜRKİYE'NİN ÖNÜ AÇILDI
  • Adanademirspor - Samsunspor 1-0
  • Türkiye'miz artık hak ettiği gibi yönetilecek
  • Tek Taş Yüzük Modelleri
  • Tek Taş Yüzük Fiyatları
  • Canlı Tv Haber Kanalları - Halk Tv, TGRT Haber, A Haber, Bloomberg HT
  • Canlı Tv İzle - Halk TV ve Ulusal Kanal Online İzle
  • Balıkesir Ortodonti Tedavilerinde Kendini Anbarcıoğlu’na Emanet Ediyor
  • 4140 Çelik ve Kullanım Alanları
  • İzocam Fiyatları Konusunda Tercihler Yalıtımın Kalitesini Etkiler
  • Psikoterapi Nedir? Psikoterapist Kimdir?
  • Yds Kursu Ne Kadar Sürer?
  • Tektaşların Parıltısı Ellerinize Yansısın
  • Inİstanbul’a Orge Elektrik İmzası
  • Kaynak Planlamalarınızda ERP Çözümlerine Güvenin

Su Kıtlığı Kapıda

ŞÜKRÜ KARAMAN

Su Kıtlığı Kapıda

          Dünyada küresel iklimle beraber su varlığı da giderek azalıyor.

Her ne kadar Türkiye su zengini bir ülke olarak bilinse de, son yıllarda yaşanan kuraklık su kaynaklarını bitiriyor.

Hala, “Türkiye su fakiri bir ülke değil” denilse de yarın için bu sözün çok da anlamı kalmayacak, ileriki dönemlerde suya muhtaç bir ülke konumuna gelecek.

Türkiye’de yılda kişi başına 1.519 metreküp su düşüyor. Eğer kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metre küpten azsa “su fakiri” ülkeler arasında yer alıyorsunuz demektir. Yıllık kişi başına düşen su miktarı 8 bin metreküpten fazla olan ülkeler “su zengini” olarak kabul ediliyor.

İklim değişikliğinden ötürü Türkiye’yi  de kuraklık ve su kıtlığı bekliyor.  Nüfus artışı ile birlikte su ihtiyacı da artıyor.  Türkiye nüfusu 100 milyona ulaşınca kişi başına su varlığı 1200 metreküp düzeyine gerileyecek, “su fakiri” bir ülke haline gelecek.

TEMA’nın (Türkiye Erozyonla Mücadele , Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı) verilerine göre, dünyada çalışan nüfusun yarısını oluşturan 1.5 milyar insan su ile ilgili ya da tamamen suya bağımlı sektörlerde çalışıyor.

2025 yılından itibaren 1.8 milyardan fazla insan su kıtlığı ile karşı karşıya kalacak, gelecekte ülkeler su için birbirlerine saldıracak.  

Su kıtlığının oluşmasında tek neden küresel iklim ve nüfus artışı değil. Bilinçsiz kullanım, kirlilik de su kaynaklarını kurutuyor.

Tarımda suyu verimli ve akıllıca kullanamıyor Türkiye. Sulanan alanların yüzde 97’sinde yüzeysel sulama yöntemi kullanılıyor. Oysa atık suların arıtılarak kullanımı, damla ve yağmurlama gibi modern yöntemler var.  Bu yöntemlerle su tasarrufu sağlanabilir. Nedense çiftçimiz bu yöntemi kullanmıyor, suyu boşuna harcıyor.

Tarım alanlarında aşırı sulamadan ötürü tuzlanma ve çoraklaşma yaşanıyor. Yer altı sularında durum daha da endişe verici.  Türkiye’de 180 bin civarında kaçak su kuyusu bulunuyor. Bunlar ne denetleniyor, ne de kapatılıyor. Buradan su müsrif bir şekilde kullanılıyor, boşa harcanıyor.

Suyu azaltan bir diğer etmen de kirlilik. Eskiden bardaklara doldurup kolaylıkla içebildiğimiz nehir suyunun yanına kirlilikten, kokudan yanına yaklaşılmıyor bile. İşte Menderes, Ergene, Sakarya, Gediz  nehirleri kirli bir şekilde akıyor.

Tarımsal ilaçlar ve böcek öldürücüler nehirleri zehir yuvası haline getiriyor. Sanayide kullanılan suyun büyük bir bölümü arıtılmadan doğaya bırakılıyor. Yine belediyelerin büyük çoğunluğunda arıtma tesisi yok.

Son 50 yılda yanlış su politikalarından ötürü sulak alanların yüzde 50’si kayboldu gitti.

Dünyadaki temiz suyun yüzde 75’inin ormanların beslediği havzalardan geldiği dikkate alınırsa, ormanların ne denli önemli olduğu ve canımız gibi korumamız gerektiği net şekilde ortaya çıkıyor.

Ne yazık ki ormanlarımızı her yıl ya erozyondan ya heyelandan ya da imara açmaktan canına okuyor, öldürüyoruz.

Dünyada 1.6 milyar insan orman alanları sayesinde yaşamını sürdürüyor. Ormanlar, insanların geçim şartlarının iyileştirilmesi  ve beslenmeleri  gibi yaşamsal konularda çok önemli rol oynuyor.

Bu denli yaşamsal işlevi olmasına karşın, ormanlarımızı yakıyor, yıkıyor, imara açıyoruz. Elbette ki kuraklık yaşanır, elbette ki  su kaynakları kurur.

Doğanın  önemli bir parçası olan su ve orman varlıklarını korunması yok olup gitmemesi için topyekun mücadele başlatılması gerekiyor.

Sanırım bu mücadelenin başlatılmasında, dünya ve insanlar bir hayli geç kaldı. Hiç olmazsa elde kalanlara sahip çıkalım, koruyalım.

Yoksa çok geç değil, yakın zamanda dünyayı, Türkiye’yi su kıtlığı bekliyor. Yani su kıtlığı, kuraklık kapıda.

Bu kıtlıktan ötürü belki de su savaşları bile çıkacak.

Suyu, doğayı, ormanı koruyun, sahip çıkın. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi: 05436409855 Gazete: 03622345410 Faks : 0(362) 234 64 10