• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • Samsun 18 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Ordu 16 °C
  • Sinop 16 °C
  • Giresun 17 °C
  • Amasya 17 °C
  • Rize 18 °C
  • Trabzon 18 °C

Tekerrür

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

İkinci Dünya Savaşı’ndan üç sene önce, Francisco Franco, zamanın İspanyol hükümetine karşı ayaklandı.Solcuları temsil eden cumhuriyetçi hükümetin son icraatlerine karşı milliyetçiler onun bayrağı altında birleştiler.Zamanın süper güçleri Almanya ve İtalya öfkeli generalin arkasında durdular ve lojistik yardımlarla ona arka çıktılar.Özellikle faşist Hitler Almanya’sı, son teknoloji silahlarını ve yeni havadan saldırı taktiklerini yardım adı altında denedi.Sonradan Picasso’nun da aynı ismi taşıyan anıtsal bir tablo yapacağı Guernica şehrinin bombalanması yüzlerce masum insanın ömür defterini tamamlamasına neden oldu.Yalnızca bir tek süper güç hükümetin tarafında yer aldı:Sovyet Rusya.Uzun yıllar boyunca halkı birbirlerinin yüzüne bakamayacak duruma getiren bu kanlı düello, Franco’nun başkente girmesiyle son buldu.İspanyol İç Savaşı bitmiş ve süper güçler son tatbikatlarını yapmışlardı.Akabinde tarihin en büyük ikinci hesaplaşması başladı.Silahlar denenmişti ve kimse tetiği çekmekte tereddüt etmedi.

Bu tarihi olayın size de bir yerlerden tanıdık geldiğinin farkındayım.Evet, Suriye’den bahsediyorum.Görülen o ki, tarih değişse de aktörler ve konu değişmiyor.En son Rusya’nın da işe karışmasıyla dokuz at bir kazığa bağlanmış oldu.Üstüne üstlük bu son hamleyle çözüm için tasarlanan projeler aksi yönde etki ederek süreç üzerinde tam bir kobra etkisi yarattı. Aslında muhalifler ve onları destekleyen gelişmiş ülkeler için senaryo son bir senedir gayet iyi yönde gelişiyordu.Kuzeyde önemli şehirler ele geçirilmiş, moral ve teçhizat olarak üstünlük muhaliflerin tarafına geçmişti.Ancak Obama ile konuşmasından sadece yarım saat sonra Rusya’nın daha önce Suriye’de konuşlandırdığı hava kuvvetlerini aktive etmesi ve bombardımana başlaması, İran’ın da Hizbullah ve devrim muhafızlarıyla buna karadan destek vermesi sonucu bir anda hükümet karşıtı grupların ilerlemesi durdu ve koşullar tekrar nötralize oldu.

Peki yaşanan karmaşanın sebebi nedir? Bu sorunun üç olasılıklı bir cevabı var.İlki, ekonomik sebeplerin varlığı.Suriye’de, Arap Baharı’nın yaşandığı diğer topraklar ve ya A.b.d’nin daha öncesinde girdiği diğer ülkeler kadar iştah kabartan bir yer altı zenginliğinin olmaması bu düşünceyi geçersiz kılıyor.Dahası, hiç bir süper gücün bölgeye asker göndermeyip eğit-donat gibi uygulamalarla işini uzaktan görmeye çalışması bunu destekler nitelikte duruyor.İkincisi, insan hakları konusunda duyulan kaygı.Ancak tersine bir doğrulamayla, süper güçlerin mülteci krizindeki tutumları seviyesinden gözlem yaparsak, bu durumun gerçekte ne kadar önemsendiğini anlıyoruz.Geriye sadece güç oyunları olasılığı kalıyor.

Nitekim Suriye’deki iç savaşın, yüzyılın başından beri sessiz bir şekilde filizlenen ülkeler arasındaki politik kırılmayı daha da somutlaştırdığı aşikar.Herkes belirgin bir şekilde tarafını ve desteğini belli etti.Sonrasında, insansız hava araçları, son teknoloji ürünü yeni füze ve bombalar, gerilla taktikleri, psikolojik savaşın medyadaki en uç uygulamaları ve kimyasal silahlar derken dünya kamuoyuna modern bir savaş ziyafeti sunuldu.Aynı insanlar için her gün yaşanan yüzlerce ölüm ise stalinist bir tavırla sadece istatistiki veriler olarak kaldı.Aynı Srebrenitsa’daki bir zavallının annesine sorduğu “Askerler çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi?” sorusu gibi Suriyeli bir çocuğun ölmeden önce söylediği “Allah’a gidince her şeyi anlatacağım,” feryadını da kimse duymadı.Duyulmadığı gibi bir de tek istedikleri savaştan uzaklaşmak ve sıcak bir barınak olan bu çocuklar yardım için gittikleri topraklarda itilip kakıldılar.

Maalesef bu iç karartan senaryonun yakın bir gelecekte sonlanmayacağını öngörmek isabetsiz olmaz.Bölgedeki çatışmalar çevresinde dönen ve sağ kulağın sol elle gösterildiği sanal müzakereler an itibariyle tıkandı ve geçmişe baktığımızda bu açmazların daha büyük ve misliyle yıkıcı olan savaşlarla çözümlendiğini görüyoruz.Özelde bölge ülkeleri ve genelde tüm dünya ülkeleri, sorunun değil de çözümün bir parçası olmaya başlamazsa, kaçınılmaz olan bu kötü senaryoyu yaşayacağımızdan kimsenin en ufak şüphesi olmasın.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10