• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Samsun 10 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Ordu 10 °C
  • Sinop 11 °C
  • Giresun 12 °C
  • Amasya 4 °C
  • Rize 12 °C
  • Trabzon 12 °C

Yargı ve polise güven azalıyor

MEHMET AKSOY

Dünkü yazımda yargıya güvenin %70’ten %30’a düştüğünü ve düşmeye devam ettiğini, devletin üst düzey yöneticilerinin ‘sarayların adalet dağıtmadığına vurgu yaptığı Türkiye’de savcıların görev ve yetkilerini yazmıştım. Bugünkü konumuz polis.

Burada öncelikle söylenmesi gereken,  ‘Cumhuriyet savcıları özel izin ve yasalarla yargılanırken, adli hizmet yürüten polisin haksız ve gereksiz yere kovuşturmaya tabi tutulmasını önleyecek bir sistem ve denge mekanizması mevcut değildir.’ Polis suç örgütlerinin, nüfuz tacirlerinin önüne yem olarak atılabilmekte, bazen günah keçisi, bazen de kurban seçilebilmektedir. 

İngiltere’deki gibi; adli polisin adalet bakanlığına değil de Türkiye’de içişleri bakanlığına bağlı olması sorun değil; avantajdır. Gücü anayasaya dayanan yetki noksanlığıdır. Polisin gücünü anayasadan alan yetkisi, Batı’daki kadar yeterli değildir. Kolluğun görüşü, Türkiye’nin şartları göz önüne alınmadan, doğrudan uygulanan Batı yasaları, sorunları çözmek bir tarafa zaman zaman sorunun parçası olmaktadır. 

Emniyet Genel Müdürlüğünce bir konuda uzman olarak yetiştirilen branşlı personel, Bakan onayı ile görevlendirilmesine rağmen, münferit de olsa Branşlı Personel Yönetmeliği ve ilgili branş yönergelerine rağmen ilgili birimde istihdam edilmemektedir. Adli soruşturma, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği, İnsan Hakları, teknik takip, operasyon konularında uzman personel yetiştirilmesine rağmen bunların yetiştirildikleri hizmet branşlarında sürekli olarak istihdam edilmelerinde sorunlar yaşanmaktadır. 

Mesleki başarı dikkate alınmaksızın polislerin yerleri ve görev alanları sıklıkla değiştirilince meslekte uzmanlaşma da mümkün olamamaktadır. Bazen yetki, bazen tecrübe eksikliğinden kaynaklanan sorunlar sıklıkla adalete gölge düşürebilmektedir.

Öncelikle, yasalar her bir polis karakolunda dahi, adli işlerle uğraşmak üzere adli polis kurulmasını öngördüğü halde sadece fiili bir adli polis hizmeti yürütülür olmuş, bu hizmet kurumsallaştırılamamış, adının konmasından kaçınılmıştır.

Ceza adalet sisteminin işlemesinde aktörlerin en önemlisi kolluktur. Kolluğun suçları aydınlatma yani suçu ve faillerini belirleme görevi tabiî olarak delilleri de kapsar. Suçların delillerini tespit etmek niteliklerine göre farklı zaman alacaktır; özellikle ekonomik suçlarda delillerin tespiti uzun zaman almaktadır. 

Ancak daha başlangıçta kolluğun topladığı delillerin meselâ sahtecilik gibi hallerde, zayıf olması, özensiz soruşturma yapılması, yargılamanın uzun süre devam etmesine neden olmaktadır. Türkiye’de temel sorun buradan kaynaklanmaktadır. Kolluğun delilleri tespit hususunda yeterli yetişkinliğe sahip olmaması ceza yargılamasını uzatan temel sebeplerdendir.
Polis sayısı: Türkiye 412, Alm 244,İsp 250, Fr 220, İng 130 bin, ABD 1 milyon 130 bin

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10