• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 3 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Ordu 9 °C
  • Sinop 13 °C
  • Giresun 9 °C
  • Amasya 0 °C
  • Rize 8 °C
  • Trabzon 11 °C

Yorucu Meslek Gazetecilik

ŞÜKRÜ KARAMAN

İsmail Başaran’ın ardından Yunus Kılıç’ın da kalp krizi geçirmesi tam bir şok yarattı arkadaşları ve sevenleri arasında.

Hastalık bu nerede, ne zaman ortaya çıkacağı bilinmez. Hiç beklemediğiniz anda kapınızı çalabilir.

 Haziran sonunda ağır kriz geçiren, günlerce yaşama tutunma mücadelesi veren ve galip çıkan deneyimli kalem İsmail Başaran yeniden yazmaya başlarken, bu kez Samsun basınının bir diğer ustalarından Yunus Kılıç hastanelik oldu aynı hastalıktan.

Sevgili Ragıp Göker’in sosyal  medyadaki paylaşımında vurguladığı gibi, son aylarda haberciliği ile iyi bir çıkış yakalayan Hedef Halk gazetesinin delikanlılarına bi haller oluyor. Sanki üstüne karabulut çöktü gazetenin.

Her iki usta da sevenlerini korkuttu. Neyse ki Başaran uzun tedavi sonucunda Kılıç da tıkalı damarına stend takılarak sağlığına kavuştu. Güzel yazılarını, haberlerini yine zevkle okuyacağız.

Anadolu Ajansı Samsun büroda görev yaptığım 1990’lı yılların başında bu yana tanıdığım her iki meslektaşıma da tekrar geçmiş olsun derken, uzun ömürler diliyorum.

Aslında değinmek istediğim konu zevkli olduğu kadar, stresi bol, yoğun emek gerektiren, her an koşuşturan gazetecilerin yorucu tempo karşısında sağlıklarının bozulması, özellikle kalplerinin erkenden yorulması.

Kamuoyunu haberdar etmek için gerekirse 24 saat oradan oraya koşuşturan, çatışmanın, savaşın içinde olan, doğal afetlere ilk giden, sıcakta soğukta görev yapan insanların özveri ile yerine getirdiği bir meslektir gazetecilik.

Yani, yorgunluğu, her türlü tehlikeyi, haber atlama riskinden ötürü stresi bünyesinde fazlasıyla taşır gazeteciler.  

Yerin yüzlerce metre altında kazma sallayan madenciler, savaşan askerler, güvenlik görevlileri gibi en riskli görevi yerine getirirler. Haber uğruna kendilerini adeta parçalarlar. Bundan ötürü de ya kalpleri erkenden yorulur, ya da bedenleri başka hastalığa davetiye çıkarır.

Emekliliğinde yıpranma payı hakkı tanınan birkaç meslekten biridir gazetecilik. Bu olumsuzluklara karşın, gereği gibi yapılırsa yine de en keyifli işlerin başında gelir gazetecilik.

Yaşadıkları olumsuzluklara karşın gazetecilerin ücretleri, sosyal hakları hiç de istenilen düzeyde değil. Çoğunluğu tutkunu olduğu mesleği yapabilmek için aylar, hatta yıllarca kadrosuz, asgari ücretten bile düşük ücretle karın tokluğuna çalışır.

Yıllar sonra kavuştukları kadro, belki biraz iyi sayılabilecek ücret ve sarı basın kartı onlar için ödül olur.

Günümüzde ulusal,  bölge ve yerel gazetelerde çalışan on binlerce meslektaş sendika hakkından yoksun haber peşinde koşuşturuyor, en iyi görüntüyü yakalayabilmek için rakipleri ile adeta yarışyoır.

Yaşadığı zorluklara karşın yüzde 95’i sendikalara üye değil. Patron ne isterse o oluyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiklerine göre basın yayın ve gazetecilik iş kolunda 94 bin kişi çalışmasına karşın, bunların ancak yüzde 5’ten biraz fazlası sendikalı.

Medyanın amiral gazeteleri, televizyonlarında çalışanlar bile sendikaya üye değil. Tabii bu olumsuzluğun da mercek altına alınıp irdelenmesi gerekir.

İşte böylesi bir ortamda ve güç koşullarda çalışıyor basın emekçileri.

Görevinin hakkını veren, kamuoyunu bilgilendirmek için koşuşturan, haksızlık ve yolsuzluklara karşı mücadele edenlerin yanı sıra, bu görevi ikbali ve çıkarı için yapan, tehdit için kullanan sözüm ona bazı gazeteciler etik kuralları zedeliyor, mesleği küçük düşürüyor.

Okumayan, araştırmayan, birikimi olmadan gazetede ya da iyiden iyiye yaygınlaşan sosyal medyada köşe edinerek aklı sıra kamuoyunu bilgilendirmeye, fikir sahibi yapmaya çalışıyorlar.

Bu tür kişiler yeri geldiğinde mesleği, hasbelkader kaptığı köşesini tehdit ve çıkar aracı olarak kullanabiliyor. Rezil durum karşısında halkın gazetecilere bakışı doğal olarak değişiyor, tümünü aynı kategoride değerlendiriyor, aynı gözle bakıyor.

Oysa bilmiyorlar ki mesleğin yüz karaları çok azınlıkta.

Hali ile olan tutkuyla, özveriyle, sevdayla görevini yapan gerçek gazetecilere oluyor. Şu unutulmasın ki görevini her koşul altında gerçekleştiren işinin tutkunu olanlar kötüleri arasından kovacak, yorucu mesleğin kamuoyunda küçük düşürülmesine kesinlikle izin vermeyecek.

Başaran ve Kılıç’ın hastalığı bakın bizi nerelere getirdi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10