• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 18 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Ordu 18 °C
  • Sinop 17 °C
  • Giresun 19 °C
  • Amasya 22 °C
  • Rize 20 °C
  • Trabzon 19 °C

Zaman Yolculuğu

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

                                                                 

İsmini, ikinci büyük savaştan sonra Adalet Bakanlığı’nın ilk kurulduğu yerden alan Rosenburg Projesi, Almanya yakın tarihinin bazı karanlık noktalarına ışık tutar.1957-1970 arasındaki dönemi kapsayan bu araştırmayla birlikte, dönemin adalet mekanizmasının büyük çoğunluğunun naziler tarafından idare edildiği anlaşılır.Öyle ki, hakim ve savcıların yüzde 77 gibi ciddi bir oranının nasyonal sosyalist parti üyesi olduğu, dahası Almanya'nın yenilgisinden sonra kimliklerini saklayıp yer altına inen bu görevlilerin, yargılanan savaş suçlularını korudukları ve ceza almadan kurtulmalarını sağladıkları belirlenmiştir.

2016 Türkiye’sine geldiğimizdeyse benzer vakalara şahit oluruz.Misal, daha önce de örneklerini defalarca gördüğümüz hadiselerden biri daha geçtiğimiz günlerde Edirne’de yaşanmış, darbe teşebbüsünden tutuklanan yüzlerce asker ve polisi sorgulayan emniyet amirlerinden biri aynı soruşturmadan tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Demek kanunsuz işlere bulaşanların başvurduğu yolardan biri, belki de en önemlisi, izini kaybettirmek niyetiyle gerçek kimliğini reddetmek, bu yolla maskeleme yaparken, asıl amacına hizmet etmeye devam etmekmiş.Maalesef bu olay ne ilk ne de son olacaktır.Yetkililere düşen görev ise millet olarak üstünden geçtiğimiz köprünün çok inceldiğini görebilmek, ak ile karayı ayırabilmek, gerçek suçluların masum insanların hayatıyla oynamasına engel olmaktır.

Zaman yolculuğu yapıyoruz ya, hadi daha geriye, anlattığımız iki olaydan da geriye gidelim ve belki de hayatına mal olan tertibi önceden kestirmişçesine senatonun karşısında şu sözleri haykıran Sezar’a kulak verelim:”En büyük düşmanın, en son bakacağın yerde saklanır.”

                                                            ***

Malumunuz olduğu üzere darbe teşebbüsünden sonra Türkiye’nin haklı olarak batı dünyasına karşı koyduğu tepkinin de etkisiyle milletlerarası bir kutuplaşma daha belirgin hale gelmeye başladı.Suriye’de iyiden iyiye ses veren bu yarılmanın batı karşıtı tarafının başını çeken Rusya, ikili müzakerelerle geçtiğimiz haftalar içinde hem Çin hem Türkiye ile askeri ilişkilerin geliştirilmesi yolunda anlaşmaya vardı.

Bu noktada tabii ki diplomasinin bir denge kurma işi olduğunu söylemeliyiz.Çıkarınız neredeyse o tarafa kaymanız oldukça doğaldır.Ancak terazinin bir kefesinde bulunmak, savaş baltalarınızı çıkarmak anlamına gelmez.Geldiğimiz nokta çok kritiktir.Şunu kabul edelim:Biz duygusal bir milletiz.Almanya yenildiği için yenilmiş sayıldık klişesi ne yazık ki doğrudur ve ülkemizin bu acı tecrübelerden ders çıkarması bir zaruriyettir.Böyle düşünmek bir korkaklık belirtisi değil, olgunluk işaretidir.Dolayısıyla müttefik olurken kendimiz olarak kalabilmek bizim için birincil önemde olmalıdır.

                                                           ***

-Toplum ne zaman gelişir?

-Yaşlı adamlar, gölgesinde asla dinlenemeyeceklerini bildikleri fidanları toprağa dikmeye başladığında.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10