comdata sag dikey
loading...
Samsun
DOLAR8.3304
EURO10.0553
ALTIN480.47
MEHMET AKSOY

MEHMET AKSOY

Mail: ucuncuboyutmehmetaksoy@gmail.com

BAKANIN KARDEŞİ DE OLSA BİZİM DÜŞMANIMIZDIR

Yunanistan  dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde münhasır ekonomik bölgeleri ana karadan değil; Türkiye'ye en yakın adasından başlatarak, İstanbul'dan İzmir'e, Bodrum’a, Antalya'ya gidecek her türlü deniz aracı için Yunanistan'ın onayını almasını istiyor. Bunu isteyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun dostu değil; kardeşi de olsa Türk milletinin düşmanıdır.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ilk açıklamasında Yunan Dışişleri Bakanının dostu olduğunu, birlikte büyük başarılara imza attıklarını,  yedikleri, içtiklerinin ayrı gitmediğini, sorunları diyalog yoluyla çözdüklerini belirterek adeta masal anlattı. Çünkü hesap vermesi gereken bir halk yoktu, halka ne söylese inanıyor, halkın ne konuşulduğunu bilmesi de gerekmiyordu.

Türkiye’de ekonomi gibi dış politikada kayıt dışı, açıklamalar başka imzalanan belgeler daha başka. Yabancı dildeki belgeler halka anlatırken farklı çevriliyor. Bülent Arınç Hükümet Sözcüsü olduğu zaman ‘Uluslararası antlaşma ve sözleşmeleri milletin bilmesi gerekmez' diyerek belgelerin milletten gizlendiğini açık, seçik ifade etmişti.

Ancak Yunan Bakanın arkasında hesap vermesi, beklentilerini karşılaması gereken, temsil ettiği AB üyesi bir halk var. Bizim bakan gibi nalına da mıhına da vuramaz. Hangi sorunu nasıl çözdüğünü halkına anlatmak zorundadır.

İstanbul'a değil 'Konstantinopolis’e geldiğini söyleyerek söze başlayan Yunan Bakan ‘Yunan tezlerini' savundu. Çavuşoğlu'nun , masal anlattığını ortaya koyunca Çavuşoğlu da Türkiye-Yunanistan ve Kıbrıs üçgenindeki münhasır ekonomik bölgeler, deniz yetki alanları, Yunanistan'ın asker bulundurmaması gereken adaları silahlandırdığını, kıta sahanlığını Türk sularını içine alacak şekilde genişlettiğini, hatta Türk adalarını bile silahlandırdığını v.b. gibi birçok sorunu ancak hatırladı. Yunan Bakan da Çavuşoğlu gibi ‘Mevlüt, iftara davet etti, geldim’ deseydi, biz sorunların çözüldüğüne inanacaktık..Ne zaman bozulduğunu da öğrenemeyecektik. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan bizim bakanı, Yunanistan Başbakanı krndi bakanını beğendi.

 Abdullah Gül ve R.T. Erdoğan sık sık ‘Bize söz vermiştiniz.’ diyerek Batı'yı eleştirirken, Batılılar ‘Biz sizi ikna etmek için  söz verdik. Siz belge imzaladınız. Verdiğimiz sözler bizi bağlamaz, ancak imzaladığınız belgeler sizi bağlar, gereğini yapın' diyerek Türkiye'den istediklerini hep aldılar. Mesele sert konuşma değil; konuşulanı belgeye dökmektir.

Ak Parti Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın  AB'ye üyeliğine onay verdiği şekliyle Kıbrıs Cumhuriyeti iki toplumlu tek devlettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bu antlaşmada yoktur. 

Başka devletlerle tartışmalı, sürtüşmeli, sorunlu devletler AB'ye üye olamayacağı için Türkiye'nin onayı olmadan Rumlar AB'ye üye olamadılar,  Ak Parti Hükümeti ve  Yakış'ın bakan olmasını beklediler. 

Yakış ‘Onay vermeyelim de Avrupa ordularını karşımıza mı alalım' diyerek Rumların kurduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB'ye girmesini onayladı.

Yaşar Yakış'ın onayladığı devletin adı, söylendiği gibi Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti değil; Kıbrıs Cumhuriyeti'dir. Sözlü açıklamalar propaganda amaçlı olup imzalan metinle örtüşmüyor. Sözde siyasetçiler hatta profesörler Kıbrıslı Rumları AB'ye üye yapmakla Avrupa'yı suçlar

AB doğrudan, ABD'yi çıkarları doğrultusunda dolaylı olarak arkasına alan Kıbrıslı Rumlar, adeta Akdeniz'den isteyene doğalgaz, isteyene petrol dağıtarak Türkiye ile arasındaki sorunları Akdeniz'e de taşıdı, Mısır ve İsrail'i de potaya soktu. KKTC'yi de Türkiye'yi de yalnızlaştırdı.

'Çözümsüzlük çözüm değildir' diyerek, Rumların AB'ye üyeliğine onay verilmeseydi, ABD Kıbrıs'a üst ve radar kurarken Garantör devlet olarak Türkiye'nin onayına ihtiyaç duyacaktı. Türkiye'nin de jeopplitik ve stratejik konumu plumsız etkilendi.

Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nin AB'ye üyeliğine onay vererek Doğu Akdeniz sorununu da Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölge sorununu da biz yarattık, Fransa’nın bölgeye gelmesinin yolunu da dertsiz başımıza derdi de biz açtık. Adına ister cehalet, ister ihanet deyin yapılan bu! Bakan bunu neden yaptığını açıklamadı.

NOT: Lozan'a göre Türkiye'de Müslüman azınlık yoktur. Yunanistan’da Müslümanlar azınlıktır.

Anekdot:

Ormanlar kralı aslan' la boğa bir barda oturup kafa çekmektedir. Havadan sudan muhabbet uzamış, saatin epey geç olduğunu fark eden aslan müsaade isteyerek ayaklanmış.

-Saat çok geç olmuş., ben kalkayım artık, hanım bekler.
Boğa- Yahu sen ki koskoca aslansın, ormanlar kralısın yakışır mı senin gibi birine hanımdan korkmak?
Aslan bıyık altından gülse de hiç istifini bozmadan kalkar, fakat boğa yüklenmeye devam edince,
‘Bak canım kardeşim, işte aramızdaki fark bu, beni evde aslan bekliyor, seni ise inek bekliyor.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar