loading...
Samsun
DOLAR8.5512
EURO10.0853
ALTIN495.39
RAGIP GÖKER

RAGIP GÖKER

Mail: ragipgoker@gmail.com

Felaketlerin sebebi bilimden uzaklaşmaktır

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu için CHP zihniyetinden kaynaklandığını söylediğine dair haberleri işittiğimde 22 yıl önceki bir anımı hatırladım.

Haberlere konu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Marmara'daki müsilajın CHP zihniyetinden kaynaklandığını söyledi mi bilmiyorum ama Marmara depreminin yaşandığı 17 Ağustos 1999 günü benzer bir söylemi bizzat işitmiş biriyim.

Çakırlar sahilindeki yazlık evimizdeydik.

''Yazlık ev'' dediysem, hem yazlık, hem kışlık evim olduğu düşünülmesin.

Keşke olsa ama dört çocuklu bordro mahkumu bir kamu işçisi olan Aydın Göker'in yine bordro mahkumu oğlu olan benim kışlığım olmadığı gibi yazlığım da yok maalesef.

Kiralıktı yazlığımız.

Hatırlarsınız, o felaketin yaşandığı gece hava çok kasvetliydi.

Bir türlü uyku tutmamıştı hiç birimizi.

''Teelevizyon seyredelim bari'' demiştik.

TV haberini sunan gazeteci de o saatlerde tam olarak neler yaşandığını bilmiyordu ama endişeli görüntüsüyle bir felaketi haber veriyordu aslında.

Sabah olduğunda gazetedeki işime gitmek için Samsun-Sinop karayolu üzerinde toplu taşıma araçlarından birini beklerken, yol kenarında beni gören bir işinsanı dostum ''Gel berber gidelim'' demişti.

Gün ışımasına rağmen hiç birimiz aslında felaketin boyutunu bilmiyorduk ama bir meslek örgütünün de başkanı olan o iş insanı dostum, ''Uğursuz bunlar, onların yüzünden oldu'' demişti.

17 Ağustos 1999 günü Başbakan Rahmetli Bülent Ecevit'ti.

hatırlarsanız o tarihlerde bir cemaatin yayın organı olan bir gazetenin sahibi de, ''Allah bizi cezalandırdı'' demişti.

Meslek örgütü başkanı olan iş insanı dostum da, deprem felaketinin sebebini Türkiye'yi yöneten Rahmetli Başbakan'a bağlıyordu.

''Uğursuz'' demişti.

Kendisi de rahmeti rahmana kavuşmuş olduğu için ismini vermeyeceğim o dostumuz, öyle cahil cüheladan biri de değildi.

Mektep medrese görmüş birinden böyle bir şeyi işitmek beni çok şaşırtmıştı doğrusu.

Bir yıl önce Elazığ ve Malatya'da sonra da, İzmir'de depremler yaşanmıştı biliyorsunuz.

Sel felaketleri de cabası.

Solcuları uğursuz olarak görenler için hadi diyelim son depremin yaşandığı İzmir'de belediye seçimini CHP'liler kazandı.

Sel felaketinin yaşandığı Giresun'u AK Parti kazanmıştı ama.

Depremlerin büyük hasar verdiği Malatya ve Elazığ'ı da AK Parti kazanmıştı.

Dahası ülkemizi 18 yıldır AK Pati yönetiyor.

Hangi aklı evvel ''Felaketlerin sebebi AK Parti'dir'' diyebilir.

Kim inanır böyle bir saçmalığa.

Depremler de sel felaketleri de doğal afetlerdendir.

Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.

Yüzyıllardır bu topraklardayız.

Yıllar boyunca yüzlerce deprem yaşandı.

Yine de yaşanacak bunu biliyoruz hepimiz.

Deprem öldürmez zaten.

Depreme dayanıksız olduğu için yerle bir olan yapılarda ölüyor insanlar.

Dere yataklarına yapılan evlerde sel suyuna kapılanlar gibi.

Ne kadar şiddetli yağsa da, yağmur suyu da öldürmez.

Su taşkınıdır ölümlerin sebebi.

Şehirlerimizi beton yığınlarına dönüştürdük.

Samsun'da 9 yıl önce 13 canı sel suyuna kurban verdik biliyorsunuz.

Sahil şehriyiz bir de.

Yağmur suyunu denizle buluşturamadığımız için oluştu o su taşkını ve dolayısıyla sel felaketi.

''Müsilaj'' denilen deniz salyası da dün-bugün oluşmuş değil.

Ellerimizle kirlettiğimiz denizdeki oksijeni biz tükettik.

Bilim insanları yıllardır ''Bu işin sonu felaket'' diyerek bizi uyarıyor oysa.

Depremlerin de, sel felaketlerinin de ve hatta müsilajın sebebi de kendimiz gibi düşünmeyenler değildir asla.

Bütün bu felaketlerden hepimiz sorumluyuz.

Topu taca atar gibi aramızdan birilerini suçlayarak sorumluluktan kurtulamayız.

Sebep olan bizleriz.

Sorunu çözecek olan da biziz.

Çözüme ulaşmanın tek yolu da ''Bilim'' ne diyorsa ona uymak ve gereğini yapmaktır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar