loading...
Samsun
DOLAR8.4056
EURO9.9895
ALTIN489.39
İSMAİL BAŞARAN

İSMAİL BAŞARAN

Mail: kuzeyhaber1@gmail.com

LİDERLER ÖRNEK OLMALI

Bir Covit-19 salgını aşısıdır sürüp gidiyor. Aşı hangi ülkeden alınacak, hangi ülkeden alınacak aşılar kimlere vurulacak? Siyasi Parti Liderleri ve Sayın Cumhurbaşkanı ile Bakanlar ve Milletvekillerinin vurulacağı aşılar ile vatandaşa vurulacak aşılar aynı mı olacak?

İşte sorular böyle. Eğer liderlerin ve de Sayın Cumhurbaşkanı’na vurulacak aşı aynı olmazsa yani vatandaşa Çin’den gelen, liderlere ve üst düzey yöneticilere vurulacak aşı arasında fark olursa o zaman alın size bir tartışma konusu daha. Vatandaş bu kez, “kendilerini koruyorlar vatandaşa ne olursa olsun diyorlar” şeklindeki tartışmalar günden güne artacak.

Yapılması gereken liderlerin hangi aşıyı kullandıkları TBMM’deki hekim milletvekillerin hangi aşıyı tercih ettikleri kameralar önünde vurulurken gösterilmelidir. Temel atma törenine gidince ellerine aldıkları kürekleri bırakmayanları görelim bakalım vatandaş ile aynı aşıyı mı kullanacak?

Aşının önemini sanırım artık anladık. Samsun salgında Türkiye’nin önde gelen illerinden birisi oluverdi. Hastaneler doldu yatak yok, sağlıkçılar perişan vaziyette ayakta kalmaya çalışıyorlar. İnsanlarımız aşının önemini kavradı da Devlet Hastanelerini kapatıp özel hastane kuranların umurlarında bile değil bu salgın, onlar nereden gelecek olan aşının kaç liraya vatandaşa vurulacağının derdindeler. Çünkü bu insanlar, bir liralık maskeyi bile vatandaşa ücretsiz dağıtamadılar. Biz hangi aşıyı vurduracağız tartışması yapıyoruz.

Bu arada Samsun’da yaşayanlar olarak Samsun’un salgının merkez üssü haline gelmekte olduğunu unutuyoruz.

Vatandaşı tedirgin etmek veya korkutmak için yazılmıyor bunlar. Gerçekten merkez üs durumunda Samsun… Bu işin altından nasıl kalkacağız bilen var mı? Yok. Herkes bir şeyler söylüyor ancak ne söylediğini bilen de yok.

TÜRK İNSANI YOKSULLAŞIYOR

Kim ne derse desin, kim hangi rakamlarla oynarsa oynasın. Gerçek işte bu:

Türk insanı günden güne yoksullaşıyor. Belki bunun aksini anlatmak isteyecekler çıkabilir. Veya “bizim iktidarımızda” diye başlayıp devamını getirecekler de.

Ancak bunların hiç birisi Türk insanının günden güne yoksullaştırıldığı gerçeğini gizleyemez. Türkiye’de asgari ücret açlık sınırının da altına düşmüş durumda. Peki, bu asgari ücreti belirleyenler kimler? Türkiye’yi açlığa mahkûm edenler bunlar değil mi? Sadece konuşuyorlar ve çözüm üretmiyorlar. Rakamlarla oynayıp vatandaşı kandırmanın yolunu biliyorlar. Vatandaşı kuru soğana muhtaç edenler ise gündemi değiştirmek için bu konulara girmiyorlar, saraylarda oturmanın zevkini sürüyorlar.

Bu ülke kurulmadan da saraylarda oturanlar vardı, ancak sonrasında hem sarayları ellerinden alındı hem de mal varlıkları. Dünya yuvarlaktır, ne kadar hızlı koşarsan koş geleceğin nokta sonunda, başladığın noktadır.

ACI GERÇEKLER

Yönetenler pandemi dönemindeki ölümleri ne kadar saklarlarsa saklasınlar insanları inandıramıyorlar. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir yakınım salgın nedeniyle Hak’ka yürüdü. Yakakent’deki cenazeyi yıkayabilmek için adeta çalınmadık kapı kalmadı. Oysa Yakakent’te Belediye var bu belediye’nin İlçe Mezarlığı’nda gasilhanesi yok. Hemen Yanı başındaki Alaçam İlçesi’nde de cenazenin yıkanabilmesi için çare arandı ancak bulunamadı. Cenaze gezdirildi durdu.

Hem vatandaşa günah hem de ayıptır. Bu ayıbı işleyen de AK Parti’de yıllardır yönetilen Yakakent Belediyesi’dir. Bakalım Belediye bu ayıbın altından nasıl kalkacak, merak ediyorum. Hem İslam, Müslüman olarak ortalıkta dolaşacaksınız hem de cenaze yıkayacak olanakları bulamayacaksınız?

Eğer olanağınız var da yetişemiyorsanız bu daha da vahim. Çünkü salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı günden güne artıyor ve önlem alınamıyor demektir.

Durum Samsun’un neredeyse tüm ilçelerinde aynıdır. O zaman yapılması gereken gerçekleri vatandaştan saklamamaktır. İktidar gerçekleri sakladıkça vaka sayısı azalmıyor aksine artıyor. Bunun tek nedeni de gerçekleri bilmeyen vatandaşların işi çok da ciddiye almamalarıdır. Eğer gerçekler halktan saklanmaz, ölü sayıları tam olarak açıklanırsa sanırım o zaman alınan önlemlere vatandaş da tam olarak uyacaktır. Böyle olunca da bulaş olasılığı düşecek, her geçen gün vatandaşın sağlığı korunmuş ve vaka sayıları da azalmış olacaktır. Bu neden yapılmıyor, vatandaşın psikolojisi bozulmasın diyeyse o zaten altı aydır bozuk.

Ey vatandaş, her geçen gün ülkenin iyiye gittiği masallarını dinliyorsun ve inanıyorsun da biraz sen de sorumlusun bu durumdan. Çünkü zamanında aşı yapılan tesislerinin kapanmasına sesini çıkarmadın. Hastanelerinin kapanması karşısında duyarsız kaldın, anlamadan her duyduğuna inandın. Şimdi ağlama zamanı değil, vatandaşına maske dağıtmak yerine gidin eczaneden parayla alın diyen yönetenlerin her söylediklerine inanmaktan vazgeçmektir yapılacak olan.

ÇİN İŞİ Mİ?

Halk arasında bir deyim var, “Çin işi, Japon işi” denilir. Ben bu ifadeleri yıllardır dinlerim de ne demek istenildiğini çözemezdim. Meğer 2020 yılının sonlarına doğru bu Çin işi muhabbeti yeniden gündeme gelecekmiş. Aşı konusunda geldi de.

Alacağımız aşı Çin işi mi olacak yoksa başka bir ülkenin aşısı mı? Bu soruyu soracağımıza neden kendi aşımızı üretemiyoruz sorusunu sormak gerekmez mi? Bizi yönetenlerin tek işi birbirlerine saldırmak, vatandaşa ekonomide olduğu gibi yanlış bilgiler vermek olmamalı. Vatandaştan alınan vergileri lüks ve şatafata harcamak yerine sağlığa, üretime katkı sağlayacak fabrikalara yatırmak olmalıdır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar