loading...
Samsun
DOLAR9.2065
EURO10.7412
ALTIN528.42
A.YENER CABBAR

A.YENER CABBAR

Mail: cabbarazizyener@gmail.com

O servetin kaynağı ve işbirlikçileri araştırılmalı..

Kamuoyunun vicdanını sızlatan bir gelişmeydi; Samsun Büyükşehir Belediyesi'nde Daire Başkanı B.K.'nın rüşvet olayından tutuklanması.

Çünkü belediyedeki makam odasındaki kasasından çıkan 10 milyon liralık servetin kaynağı neydi asıl onu öğrenmek istiyor herkes.

Büyükşehir Belediyesi'nde bir senelik sürede bu kadar servet nasıl oluşmuştu.

Paranın, altınların ve başka isimlerin adına 43 hesap cüzdanının tek başına sahibi B.K. mıydı?.

Bunu sadece Samsun kamuoyu, ya da gazeteciler düşünmüyor elbette.

Olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı da, anladığım kadarıyla aynı sorunun yanıtını araştırıyor.

Çünkü B.K.'ya rüşvet operasyonu düzenlendiğinde kasadaki altın, euro, Türk lirası ve hesap cüzdanlarına elkoyduktan sonra konunun incelenmesi için, nöbetçi mahkemeden incelemede talep etmiş.

Yani B.K. olayıyla ilgili rüşvet davasından başka, bir de o serveti nasıl edindi, ikinci kovuşturma da yolda diye tahmin ediyorum.

El koyma tutanağında dikkat çeken en önemli nokta bazı euro destelerinden 100'lük olmasına rağmen 38 adet kalması, ya da başka destelerde 46, 77, 52 adet kalması gibi ayrıntılar.

Hepsinin çay paketlerinde olması da bir başka ayrıntı.

Türk lirası banknotlar dahil.

B.K. çay paketinde alıyormuş rüşvetleri ve nereden geldiği belli olmayan milyonlarca lira değerindeki dövizi yine çay paketlerinde saklıyormuş.

Ayrıca Türk liralarının olduğu zarfların bir kamu bankasına ait sarı zarflarda olması da şaşırtıcı.

100'lük ve 200'lük banknotlar olması da acaba belediyenin paraları mıydı, sorusunu akıllara getirmiyor değil.

Bu konuda B.K.'yı Büyükşehir'e Daire Başkanı yapan Başkan Mustafa Demir'in, 'Belediye parasında eksik yok, araştırdık' sözleri olsa da, 'kamu bankasına ait sarı zarfta o paralar ne arıyordu, elbette araştırılmalı.

Neden eurolar, çay torbalarında, Türk liraları kamu bankasına ait zarflarda.

Sonra neden 100 adetlik banknotlarda da '26, 46, 28, 72, 58 adet gibi farklı destelerden kullanılmışlık var.

Öyle ya B.K. para harcayacaksa, tek desteden alır.

Farklı destelerden alınması, sanki pay ediliyormuş gibi bir şüpheyi akıllara getiriyor.

O nedenle zaten baştan beri tek başına olduğunu hiç düşünmedim.

Kaldı ki, tek başına rüşvet alan bir kişi, nasıl olur da onlarca farklı kişiye ait hesap cüzdanını kasasında saklar.

Üzerine bankadan hesap açılan kişiler bu işin neresinde.

Kimlerin yakınları.

Neden bankaya hesap açıp, cüzdanları B.K.'ya verdiler.

Bir bağlantıları olmasa;

Akıl mantık işi mi?.

Bunların hepsi sanırım, ikinci incelemede ortaya çıkarılacaktır.

Sonra B.K. farklı firmalardan, kilolarca altın almış.

Çeyrek altınlar, yarım altınlar çerez gibi.

Kasa içinde sandıkta saklıyormuş.

Altınların çoğunluğunun yılları 2009, 2010 ve 2012, 2013, 2014 yıllarına ait.

O dönem İlkadım Belediyesi'nde mali hizmetler müdürü.

Başkan Demirtaş tarafından özel kalem üzerinden müdürlük verilmiş B.K.'ya. 

Yine B.K.'nın kasasında seri numaralı külçe ya da yaprak altınları, 5, 20, 50, 100 hatta 1000 gramlık altınlardan çok sayıda var.

Poşetlere koymuş onları da.

Altınların 4 ayrı poşette olması da ilginç değil mi?.

Ayrıca Gürcistan paraları da önemli.

Ve çok önemli bir ayrıntı daha var.

Kasadan çıkan hesap cüzdanlarının açılış tarihlerinin çoğunluğunun 2019 yılında açılmış olması.

Yani Büyükşehir Belediyesi'nde daire başkanı olmasından hemen sonra.

2020 yılına da ait olanlar var, 2018'e ait olanlar da.

Bir kaç adette 2017 ve 2015'e ait.

Ve aslı bomba konu.

Hesap cüzdanlarının ait olduğu banka da, o sarı zarfların ait olduğu kamu bankaları.

Yani o kasadan çıkan hesap cüzdanları ile sarı zarftaki paraları birlikte düşününce,  paraların nereden ve nasıl kasaya girdiği, nereden geldiği, kimlerin getirdiği konusunda da biraz ip ucu veriyor sanırım.

Ancak başka bir şey daha var.

Şüpheler bununla da bitmiyor.

Hesap cüzdanlarının açıldığı tarihlere bakarsak, 2015 ve 2020 yılları arasındaki tarihler, altınlara bakarsak 2009- 2014 tarihleri dikkat çekiyor.

Yani İlkadım Belediyesi, Terme Belediyesi ve ağırlıklı olarak Büyükşehir Belediyesi'ndeki görev dönemlerini kapsıyor.

Şimdi hapiste olan ve hakkında rüşvet almaktan, suçla edindiği malları aklamak suçundan 12 yıla kadar hapsi istenilen B.K.'nın tek başına olma ihtimali ne kadar gerçekçi olabilir.

Kaldı ki, kamu bankalarına açılmış başkalarına ait hesaplar, aynı bankaya ait zarflardaki paralar ve başkalarına ait banka dekontları aynı kasadan çıkmışken.

Olayı derinden araştıran Cumhuriyet Savcısı zaten bankalardaki mevduatlara da el koymuş.

Bu konu daha çok su götürür.

Ve B.K.'nın bağlantıları ortaya çıkarılırsa, o servetin kaynağı da ortaya çıkar, işbirlikçileri de.

Tek başına olmadığı ele geçirilen hesap cüzdanlarından belli belli olmasına da, asıl suç ortakları var mıdır, varsa kimlerdir, onun ortaya çıkarılması şarttır.

Çünkü toplumu kemiren bu asalaklar, kemirgenler, ortaya çıkarılmadıkça, kanımızı emmeye devam edecektir.

Kaldı ki, Terme'de belediye işçileri, belediyeye yaptıkları bağışların ortada olmadığı gerekçesiyle B.K. ve mesai arkadaşları hakkında da 'zimmet iddiasıyla' 3 ay önce suç duyurusunda bulundu.

O nedenle öncelikle müfettişlerin İlkadım Belediyesi, Terme Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi'nin B.K.'nın görev yaptığı süreyi incelemesi şarttır.

Hem hesap cüzdanları hem tarihli ve seri numaralı altınların 2009-2020 tarihleri arasında olması;

Tesadüf olamayacak kadar 'birbiriyle bağlantılı görülüyor'.

Yani gariplik yok.

Her şey en ince ayrıntısına kadar planlanmış gibi.

Ve bir okuyucumun tavsiyesi olarak;

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu kamu vicdanını sızlatan somut olaya el atması ve müfettişleri göndererek söz konusu belediyelerin kasasını ve B.K.'nın dönemini inceletmesi çağrısı yapıyorum. 

Çünkü o servetin suçtan edinildiği ayan beyan ortadadır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar