loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.5581
  • Euro 6.2876
  • GR ALTIN 234.33
  • ÇEYREK 385.22

  • 10 Şubat 2019, Pazar 10:00
A.ONURŞAHİNOĞLU

A.ONUR ŞAHİNOĞLU

TAKSİ ŞOFÖRÜ, DOĞU TÜRKİSTAN VE UZAYDAKİ ÇÖP POŞETİ

Bir Pazar sabahı acele içerisindeyim. Telefondaki ses, benim de olmam gereken yerde trafiğin sıkıştığını haber veriyor. Arabayı almıyorum. Yakınlardaki taksi durağına gidip sıradaki araca biniyorum. Yanımda nakit olmadığı için şoförden bir bankamatik önünde durmasını rica ediyorum. “Hallederiz abi,” diyor. Dar bir yolda bulunan bankamatiğin karşısında duruyoruz. Karşıya geçip kartı yuvaya yerleştirir yerleştirmez arkadan gelen ses sokağa doluyor. Sonrası bağırış, çağırış…

Herhangi bir olayın nasıl gerçekleştiğinitahmin ettiğinizde,ayrıca bakışlarınızı yöneltme zahmetine girmiyorsunuz; cevabını bildiğiniz bir soruyu sormamak gibi. İşimi bitirip, arkama döndüğümde, bizim bıçkın taksi şoförüyle arkasında duran aracın şoför koltuğundaki kadının tartıştığını görüyorum. Yaklaşınca, “Vurdu be abi,” deyip tamponu gösteriyor. Zarar tahminimden daha az. Biraz boya kalkmış, o kadar. Sakinleştiriyorum, duracak yer ve zaman yok. Tam binecekken bizim şoför tekrar celalleniyor. O anda kadın arabadan hışımla inip elindeki 100 lirayı uzatarak “Al,” diyor, “bir daha da böyle yol üstünde durduğunu görmeyim.”

Bizim taksici ani bir hareketle hiç düşünmeden parayı alıyor. Araca binip yola devam ediyoruz. Söyleniyor, dert yanıyor. Ama kadından aldığı para avuçlarında. Sımsıkı tutuyor. Benden mi utandı yoksa kadından mı belli değil. Belki de kendinden utandı. Her halükarda iyi bir adam olduğuna kanaat getiriyorum.

Zira tanıdığım iyi insanlar hep bir şeylere özlem içindeydi. Bazıları bunu dile getirdi, bazıları getirmedi. Peki, utanç da kendi içinde bir pişmanlık, bir geçmişe dönme özlemi barındırmaz mı?

*

Cumhurbaşkanı’nın vatandaşla sohbeti epey konuşuldu hafta içinde. Vatandaş sessiz kalınca, hemen birgrup korkuya yordu; diğer bir grupsa korkaklığa. Herkes yine halkı suçladı. İşin kötü tarafı bunu yapanların gazetede köşe yazıları kaleme almaları. Yani toplumsal sorumluluğu olan insanlar. Ama sokaktan bihaberler ne yazık ki.

Hiç akıllarına başka bir şey geldi mi acaba, belki yılgınlık gibi? Geçtiğimiz yıllarda, ülke siyaseti ve aktörler o kadar değişken bir hal aldı ki, vatandaş artık ayaklarının altındaki zeminin kayganlığından ürker oldu. Darbe teşebbüsleri, dış müdahaleler, operasyonlar, ekonomi derken insanlar sudan çıkmış balığa döndü. Antidepresan kullanım oranlarını araştırıp bulabilirsiniz. Gelgelelim suçlu olan, yapması gerekeni yapmayan yine halk oldu.

Tartışılması gereken konuyu ıskalıyoruz. Asıl konu vatandaşın niye sustuğu değil. Kendine 2023, 2071 gibi uzun vadeli hedefler belirleyen bir millet, yola yorulmuş olarak değil, zinde, en azından zihninde soru işareti kalmamış bir halde başlamalıydı. İşte tartışılması gereken asıl mesele bu.

*

Uygur ozanı AbdurehimHeyit, esaretinin ikinci yılında vefat etti. İki eseri Çin polisinin dikkatini çekince tutuklanmıştı. İşin ilginç olan tarafı, Çin polisinin Ata’lar adlı eserin bütününe değil, sadece iki kelimesine takılmasıydı: ‘savaşın şehitleri.’ Sanatçı özellikle bu eserin geçmişteki kahramanlıkları anlattığını söylemesine rağmen, kendisine inanılmamış olacak ki,  sözlerin yazarıyla birlikte gözaltına alınmıştı.

Totaliter rejimlerde, söze aşırı bir anlam yüklenir. En küçük bir muhalif ifade, betimleme veya metafordikkate alınır, üzerine gidilir; veya tersine, gerçek anlamlarında kullanılan, herhangi bir muhalefet içermeyen sözcüklere farklı anlamlar yüklenerek bu kez diğer istikametten yaklaşılır.

Dolayısıyla, Heyit’in maruz kaldığı sorgulama ve işkence, düşünsel düzeyde yaşanan bir kırılımın topluma, özellikle Doğu Türkistan toplumuna yansımasıdır. Zira bu bölgedeki sorunun üzeri, hep radikal İslamcı ibaresiyle örtülmektedir. Yanından geçip giden Batı ise bu alacalı örtüye bakarak, “Tamam, bizim düşmanlarımızla mücadele ediyorlar, o halde burada bir sorun yok,” demektedir.

Ta ki, çıkarlar çarpışıncaya kadar. O zaman geldiğinde, her şeyi bilen küresel düzenleyiciler, bu örtüyü kaldırarak, bu kez eski dostlarına “Bize yalan söylediniz,” diyecek, onları yeni düşmanlara çevireceklerdir.

DİKKATİMİ ÇEKENLER

Yeni bir malzeme: Southern California’dan araştırmacılar, üç boyutlu yazıcıda basılabilen ve kendini onarabilen bir materyal geliştirdiler.İlk bakışta, kulağa garip geliyor değil mi? Araba lastiğiniz delindiğinde kendi kendini onarabileceğini söylediğimde,belki konu ilginizi çekmeye başlayabilir.

Turkish Cargo:Taşınan ilk yurtiçi ve yurtdışı kargolar Türk bayrağı oldu. Oldukça anlamlı. Tutundurma çalışmalarında da neden aynı yol izlenmesin? Neticede, bu millet asırlardır, insana muamelesini ulvi bir görev bilinciyle süslemiyor mu?

A10bMLz:Kırılması zor bir şifreyi andıran bu tanım, aslında gözlemcilerin uzayda rastladığı bir çöp poşetine ait. Şimdilik bilim insanları roket artığı olduğunu düşünse de benzer bir durum daha önce vaki olmamış. Bilimsel her ilerleme, beraberinde insanoğluna bir sorumluluk da yüklüyor


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık