loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7268
  • Euro 6.3887
  • GR ALTIN 261.50
  • ÇEYREK 427.56

  • 10 Mart 2019, Pazar 10:00
A.ONURŞAHİNOĞLU

A.ONUR ŞAHİNOĞLU

TOPLUM, DEDİKODU VE YAPAY ZEKA

Toplum bireylerden oluşur. Beden ve zihin olarak sağlıklı bir toplumun inşası ise bu birliği oluşturan her bir bireyin bilgelik yolunda gösterdiği çabaya bağlıdır. Ancak böyle bir uğraşın neticesinde toplumda geçerli olan kurallar yerleşik hale gelir, hoşgörü ve aklın kılavuzluğunda alınan kararlarla parlak bir geleceğe yol almak mümkün olur.

Dikkat ederseniz bahsettiğimiz bu bilgelik arayışı herhangi bir bölünmeye, alt sınıflandırmaya, kayırmaya uygun değildir. Aslında kamil insan olabilmek olarak adlandırabileceğimiz bu arayış, cinsiyet ayrımından bağımsız olarak bireylerin tümüyle ilgilidir.

Peki o halde, toplumu da dosdoğru kılacak böyle bir çaba için bölünmeye gitmiyorken, yani doğruluk tekse, toplumu ayakta tutan dinamiklerin dağılımında nedentoplumsal bir cinsiyet ayrımına gidilmektedir?

Erkek, kadın veya çocuk ayrımı olmaksızınbu topraklar üzerinde yaşayan her bireyin eşit haklara sahip olması hususunun, yadırganıp yok sayılması mantıksızdır.Hatta konuyu daha da ileriye götürmek niyetiyle hayvanlar ve ağaçları da katarsak, bütün canlıların temel hakkı olan yaşama hakkının da gaspedilmesi olanaksızdır.

Ancak ülkemizde eşitlik hakkında yapılan tartışmalar, genelde hep görev paylaşımı, gelir dağılımı gibi yapay, somut başlıklar etrafında döner. Halbuki bütün bu konular, ilk olarak bahsettiğimiz görece daha soyut olan doğru birey olmanın kapsadığı alanlar içinde kalırlar.

Demem o ki, bireyler, aklı ve sağduyuyu geçerli hale getirdiğinde, dünyevi çoğu sorunun da kendiliğinden ortadan kalktığını deneyimleme şansı bulacağız.

***

O dönemi yaşayanlar daha iyi biliyordur. 27 Mayıs darbesine giden süreçte, ordu içindekiDemokrat Parti karşıtı örgütlenme çalışmalarındaAdnan Menderes’in söyleyip söylemediği bile belli olmayan bir ifade sıklıkla kullanılmış.

1950’li yılların sonlarına doğru DP iktidarından ordunun memnun olmadığı haberi kendisine ulaştığında başbakanın öfkeyle, “Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim,” dediği iddia edilmiş. Sonrası malum, bu müphem ifade muhalefet ve diğer iktidar karşıtları arasında sıkça kullanılagelmiş. Hatta aynı ifade 27 Mayıs darbesinin geçerliliğini sorgulayanlara bir kanıt olarak sunulmuş.

Peki içinde bulunduğumuz dönemde durumun değiştiğini söyleyebilir miyiz?

Nereden çıktığı, kimin kime söylediği belli olmayan ifadeler bir virüs gibi insanlar arasında süratle yayılıyor. Sosyal medyanın kullanımının artışıyla beraber ivme kazanan bu hazırlop ve yavan dedikodular, özelikle seçim dönemlerinde zihinleri örten bir bulut tabakasına dönüşüyor.

Yine de teknolojinin gelişimi insanlara çift taraflı bir bilgi alma imkanını hala sunuyor. Kulaktan dolma bilgileri, şüphe uyandıran ifadeleriaçıklığa kavuşturacağımız, sağlamasını yapabileceğimizimkanlarelimizin altında mevcut.

Kindi, İlk Felsefe Üzerine adlı eserinde, felsefeye karşı çıkanların bile, bunun için belirli bir muhakemeye, yani felsefeye ihtiyaç duyduğunu belirtir. Yani eleştirel düşünme, bu düşünce yapısına karşı çıkanların bile yararlanması gereken bir kavramdır.

Vatandaşa düşen, en temelde, hala ilkel dürtülerle uyumlu olmaya eğilimli davranışını, eskisi gibi eyleme dökmeden önce teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanması, bu vesileyle sahip olduğu ilkel dürtülerin yol açacağı olası zararları en aza indirgemesi, nihayetinde sağlıklı kararlarla inşa edilmiş bir toplumun kuruluşu için bireysel sorumluluğunu üstlenmesidir.

***

Hafta içi bir ihtiyacım için bakkala gittim. Kısa bir sohbetten sonra alacağımı alıp dışarıya çıkarken, kapının hemen üstündeki bir konsola kurulmuş olan televizyonun ekranına göz ucuyla baktım. Artık her şey o kadar aynılaştı ve birbirinin tıpatıp aynısı olan kalıplara döküldü ki, ufak bir sahneyi gördüğünüzde hikayenin geri kalanını rahatlıkla tamamlayabiliyorsunuz.

Belediye başkan adaylarından biri, halk arasında dolaşıyor, dert dinleyip projelerini sunuyordu. Yürürken attığım bu anlık bakıştan sonra kapıyı açtım. Çıkarken yine aynı haberin devamında kendisine mikrofon uzattıkları vatandaşın birinin şu ifadesi kulaklarımda çınladı: “Bin tane oyum olsa hepsini size veririm.”

Bu doğru mu yanlış mı tartışılır. Hatta akademik bir çıkış arayanlar bunun üzerine bir makale bile kaleme alabilirler.

Asıl anlamak istediğim, bu konunun doğru ve yanlış tartışmasına açık olup olmadığıdır. Kaldı ki doğru ve yanlış tartışması, sizi rahatlıkla şehirlinin oyu, köylünün oyu tartışmasının o düşükseviyesine indiriverir.

İlk bölümde bahsettiğim birincil ve ikincil ayrımı burada da kendini gösterir. Ancak bilgelik arayışında olan birey, dünyanın anlaşılmasında zeka ve sezginin farklı araçlar olduğunu bilerek, sıralamada daha sonra gelen dünyevi kararın alınması hususunda olgun davranıp isabetli yorumlar yapabilecektir.

DİKKATİMİ ÇEKENLER

TRT 2: Kültür sanat kanalı olmak iddiasıyla,dokuz yıllık bir aradan sonra tekrar yola çıkıyor.Doğu ve Batı sinemasını, yine Doğu’dan ve Batı’dan felsefi okulları ve sanat dünyasının farklı simalarını bir araya getireceği için izlenmeye değer diye düşünüyorum. TRT kanalları benim için biraz da nostaljidir nedense. En yeni bilimkurgu filmini bile seyrediyor olsam, yine de geçmişe, çocukluğa bir dönüş yaşarım.

ÇİN: Yapay güneşten sonra, sadece yapay zeka ve robotlar tarafından işletilecek bir sualtı üssü inşa ediliyor. Kurulması planlanan bölgeler ise Manila Çukuru, Okinawa Oluğu gibi okyanusun en derin yerleri. Aslında üzerinde yaşadığımız gezegen bir su gezegeni ve henüz bu bütünün yaklaşık yüzde doksan beşinin ne gibi sırlar barındırdığını bilmiyoruz. Kurtuluşu uzayda ararken, belki de okyanusun dibinde buluruz, kim bilir.

Henry Kissinger:Eski ABD Dış İşleri Bakanı politik alanda hala oldukça etkili bir figür. Yapay zeka destekli silah takibinin, nükleer silahların kontrolünden daha zor olduğu konusunda iddialı bir açıklama yaptı. Yapay zeka sınırlamasına girmeden, Bill Gates’in de aylar önce yaptığı açıklamayla birlikte değerlendirilebilir. O da oldukça küçük bir odada milyarlarca kişiyi öldürecek bir virüs oluşturulabileceğini söylemişti. Yıllarca bilimin tiranlığından,bilimsel bilginin sadece seçilmişlere açık olmasından yakınanlar, şimdi de bilgiye erişimin kolaylaştığı günümüzdegiderek zorlaşan kontrol mekanizması için endişeduyuyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık