loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7022
  • Euro 6.3059
  • GR ALTIN 269.62
  • ÇEYREK 440.83

  • 08 Kasım 2019, Cuma 10:00
A.YENERCABBAR

A.YENER CABBAR

OMÜ'de 'garip bir durum'..

Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Samsun'un göz bebeği aslında. 

Kurulduğu dönemden sonra Türkiye'nin sayılı üniversiteleri arasında yer almayı başarmış olan OMÜ'nün içinde bulunduğu durum, son yıllarda içler acısı. 

Hele ki, son dönemlerdeki yönetimi OMÜ için 'nereden nereye' dedirtecek boyutta. 

Prof. Dr. Hüseyin Akan'ın Rektör, Prof. Doktor Sait Bilgiç'in 'güçlü ve tam yetkili olduğu' ilk dönem, OMÜ'nün duraklama dönemi olarak sayılabilir.  

Akan'ın ikinci dönemi ise 'Birinci dönemini aratacak şekildeydi'. 

Hele ki, 15 Temmuz 2016'da yaşanan hain FETÖ kalkışmasıyla, OMÜ'nün nasıl o hale getirildiği de ortaya çıktı. 

Adeta tüm ana bilim dalları FETÖ ile kuşatılmış, birinci vazifesi 'Üniversiteyi bilim yuvasına çevirmek olanlar' başka işler peşinde koşmuşlar. 

Adamcılık yaparak, ne kadar FETÖ'cü varsa, gerçekte hak eden öğretim üyelerinin yerlerine getirilmiş, kayırmalarla  üniversitenin her köşesi bilfiil işgal edilmiş gibiydi. 

Karadeniz'in bölge imamının bile yuvalandığı bir yer olmuştu OMÜ. Basında hemen her gün yer aldı, gözaltılar, baskınlar aramalar. 

Hatta ameliyatta bulunan bir asistan doktor bile ameliyathanenin önünde gözaltına alındı. 

Yüzü aşkın öğretim üyesi KHK'larla ihraç edildi. 

Hapse girenler oldu. 

Tuvalette FETÖ elebaşının CD'leri bulundu. 

OMÜ'de iktidarı elinde tutanlar, sonrasında halef- selef olanlar, bu konuda haklarında soruşturma süreci olsa da; sonuçta Akan'dan sonra, 'rektörlük yolunun başlangıcındaki yol arkadaşı olan sonra da yolları ayrılan Sait Bilgiç, rektörlük koltuğuna oturdu. 

Ne yazık ki; OMÜ, Bilgiç döneminde de 'garip olaylarla gündeme gelmeyi sürdürdü'. 

Hatta FETÖ'nün hain darbe girişiminden sonra 'ameliyathanenin önünde gözaltına alınan' asistan kadın doktor F.M.Y.'yi, soruşturması sürerken işe başlatıp, süresi dolmadan 'uzmanlık sınavı için', alelacele jüri bile oluşturdular.  

Ama jüri 'uzmanlığı vermedi'.

Sonra da zaten KHK ile ihraç edildi. 

Bu konuyu 'jüri içinde yer verilmeye çalışılan ve Prof. Dr. 
Koçak' daha sonra konuyu yargıya taşıdı. 

Kendisi de jüri üyeliğini de kabul etmedi. 

Suç duyurusu için de, Cumhuriyet Savcılığı 'Görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle, durumu YÖK'e bildirdi. 

Sonucu bilmiyorum, takip de etmedim. 

Ama 'kamuoyuyla paylaşmayı' bir görevden daha çok bu ülkenin, OMÜ'nün bekası için bir ödev ve sorumluluk görüyorum'.

Peki diyeceksiniz, O şikayetçi olan, suç duyurusunda bulunan Prof. Dr. İdris Koçak'a ne oldu. 

FETÖ'den ihraç edilen bir asistan doktorun jürisinde yer almak istemediği gibi; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Çevrenizde, iş yerinizde, hatta ailenizde FETÖ şüphesi duyduğunu her şeyi Savcılıklara ihbar eden' sözlerinden esinlenerek, yaşananlara 'olaya da kayıtsız kalmadı'. 

OMÜ yönetiminin yaptığını yargıya taşıdı. 

İşte olanlar da ondan sonra oldu. 

O zamandan sonra Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İdris Koçak'ın başına gelmeyen kalmadı. 

Öncelikle Ana Bilim Dalı Başkanlığı gitti. 

Hem de alışmışlığın dışında. 

Ve bu görevinden alınmak istenirken, muayene  odasında 'görevinden istifa ettirilmek' istendiğini öne sürdü. 

Telefonla aradığı ve mesaj attığı OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç ile 'hakaret ettiği' gerekçesiyle davalık oldu.

Yani 'Şüpheli durumuna düştü'.

Hatta 'nasıl olduysa, yeri, evi, çalıştığı hastane  belli olan koca profesör,  geceleyin hastası için gittiği OMÜ TIP Fakültesi'nin önünden gözaltına alındı. 

İfade için gittiği karakolda, "Sabaha kadar nezarethanede tutuldu'.

Yani 'onca emekle gelinen, yıllarını bilime adayan bir profesör, 'adi bir suçlu muamelesi gördü'.

Bitti mi sizce, bitmedi. 

Adeta mobing gibi bir sistem devreye girdi. 

Ardı ardına cezalar gelmeye başladı.. 

Bir kınama..

Bir kademe ilerlemesi..

Bir de maaştan kesme cezası uygulandı, Prof. Dr. İdris Koçak'a.

Rektör Sait Bilgiç ile 'şimdi yargıda karşı karşıyalar'..

Rektör Davacı, kendisi gibi Prof olan meslektaşı davalı. 

Gelinen noktaya bakın. 

Samsun'un gözbebeği OMÜ'nün yaşadıklarına bakın. 

Bu 'Rektör ile öğretim üyesi arasında yaşanan' bir üniversitede,  aydın insanların arasında yaşanmaması  gereken müessif olay, yaygın medyada  da yer aldı, yerel basında da. 

Ben açıkçası  daha önceki yıllarda duymamıştım böylesi 'vahim bir durum'.

Bizde de haber oldu. 

Hatta rektörlük gönderdiği  tekzip metninde 'Hedef Halk'ın OMÜ düşmanlığı' gibi garip bir başlıkla cevap ve düzeltme metni gönderdi. 

Mahkeme 'OMÜ düşmanlığı' iddiasını tekzipten çıkardı. 

Peki Prof. Dr. İdris Koçak, bunları yaşadı ama tüm bu olanlar 'akademisyen camiaya yakışmayacak olaylar' oldu bitti, olay da yargıya taşındı. Son söz yargının', artık ortam rahatladı mı', her şey yoluna girdi mi diye sorabilirsiniz.

İşte orası daha da ilginç.. 

Çünkü OMÜ'de, yaşanan olay 'bir profesörün, bir öğretim üyesinin, tıbba yıllarını vermiş doktorun' incineceği en 'bamteli' noktasından geldi. 

Bir hocaya yapılabilecek 'en acıtan' yüreklere dokunabilecek 'hassasiyette' bir davranış, "Bu kadar da olmaz' dedirtti. 

Dün tanıdığım iki öğretim üyesini aradım ve sordum. 

"Uzmanlık için tez sınavına girecek bir asistan doktorun, jüri üyelerinden biri 'Tez danışmanı öğretim üyesi olmalı mı' diye. 

Kesinlikle 'Zaten tez sınavına o hazırlar', hatta tüm yazışmaları  da o yapar' dedi ve bana çeşitli  üniversitelerin;

'UZMANLIK TEZİ DEĞERLENDİRME VE UZMANLIK EĞİTİMİ BİTİRME SINAVI YÖNERGESİ'Nİ GÖNDERDİ.

İlgili maddede şöyle yazıyordu;

"Tez Değerlendirme jüri üyelerinin; ilgili uzmanlık dalının, tercihen tez konusu ile ilgili uzmanlık alanlarının eğitici yetkinliğine sahip öğretim üyelerinden seçilmesi zorunludur. 

Jüride yer alması önerilen öğretim üyelerinin isimleri anabilim dalı akademik kurul kararı eki ile Dekanlığa gönderilir. Jüri üyelerini Fakülte Yönetim Kurulu belirler. Jüri biri Tez Danışmanı olmak üzere üç asil ve iki yedek üyeden oluşur. Asıl üyelerinden en az biri kurum dışından ve ilgili uzmanlık dalından olmalıdır."..

Evet tahmin ettiğiniz gibi; Öyle oldu..

'Önce Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevinden alınan, 'şüpheli' olarak karakolda bir gece bekletilen, peşine kınama, kademe ilerlemesi, maaş kesintisi cezası verilen, Prof. Dr. İdris Koçak'a bir eğitimciye verilen en büyük ceza verildi. 

'Eliyle yetiştirdiği yüzlerce ameliyata soktuğu öğrencisinin tez danışmanlığını yaptığı Asistan Doktor'un geçtiğimiz günlerdeki 'Tez Sınavı'nda jüri  üyesi  yapılmadı. 

Yaklaşık iki yıl birlikte çalıştılar, tez konusunu birlikte yaptılar, ve Resmi olarak atanmış Tez Danışmanı olmasına rağmen 

Tez değerlendirme jürisinde yer alamadı. 

Üç kişi asil ve iki yedek üyeden oluşan jüride olmadığını öğrenen Prof. Koçak yıkıldı. 

Maddi değeri olmasa da 'manevi değeri' açısından OMÜ'de yaşanan bu son olay, 'çok garip bir durum olsa da', Samsun'un göz bebeği bir üniversiteye hiç ama hiç yakışmıyor. 

Bir dönem FETÖ'nün yuvası haline geldiği  gazetelere manşet olan OMÜ'de, FETÖ'den gözaltına alınan ve ihraç edilen bir asistan doktorun korunduğu iddiasının yargıya taşınmasından 'kim bu kadar gocunmuş olabilir ki'..

Ve neden?..

Neyin hesaplaşması?.

OMÜ'nün bilimde başarılı, tertemiz, FETÖ'den arınmış bir kurum olması için verilen çabaya 'herkes katkı vermelidir'.

Tıpkı Koçak’ın ‘orantısız güç yaşadığını’ iddia etmesine, başına gelenlere,  istenmeyen olaylar yaşamasına rağmen, 'konuyu yargıya ve YÖK'e taşıdığı gibi. 

Bu vatandaşlık görevi. 

 

Bu arada önümüzdeki rektörlük seçimi yakın. 

'OMÜ'nün oluşacak yeni yönetiminin' Samsun'a yakışır olacağından hiç kuşkum yok. 

OMÜ bizim, hepimizin; koltukta oturanlar ise 'emanetçi'..

 

Tez danışmanı İdris Koçak  'Tez sınavında'  jüri yapılmadı


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık