loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.341
  • Euro 6.0741
  • GR ALTIN 220.55
  • ÇEYREK 361.25

  • 14 Kasım 2018, Çarşamba 10:00
ERBİLKARAKOÇ

ERBİL KARAKOÇ

Yılport Samsunspor ve İtalyan kilidi!

“Bir futbol takımı , bir varoluş şeklini, bir kültürü temsil etmektedir.” (Michel Platini)

Futbol ilk yıllarda, genellikle 2-8 şeklinde oynanmaktaydı. Bu dönemde tek hüner, paslaşmadan orta yapmadan ve kafayla oynamaksızın, çalımla top sürerek, gol atmaktı. .

Futbolun değeri insanı birbiriyle konuştura bilme beceresinden gelir. Aynen sinema, tiyatro opera gibi. Ve yine aynen diğerlerinde olduğu gibi futbolda da yaratıcı olmak ve kendine özgü tarz geliştirmek takımı şampiyonların şampiyonu yapar. YılportSamsunspor’un son yenilgisi gösterdi ki üzerine gelen bir takım olunca çok kolay gol yiyebiliyor. Bu aslında bütün dünya takımlarının sorunudur ya da kabusudur. Şöyle söylersek yanlış söylemiş olmayız sanırım Milanı, Milan yapan bu korkunun kendisiydi. “İtalyan Kilidinin mucidi NereoRocco İtalya’ya özgü bir savunmacı oyun geliştirdi. İleride bu tarz İtalyan futbolunun en sıkıcı en zorlu ve en acımasız hali gibi duracaktır. . (İtalyan futbolunu izlediğinizde böyle bir hissiyat hemen uyanı verir. Ancak bir İnteri bir Milanı izlemek te ki büyük zevkte bu paradokstan kaynaklanır.) İtalya futbolunda kurumsallaşan bu tarz bugün hala İtalyan futbolunu ayakta tutmaktadır. Endüstriyel futbol “İtalyan kilidini” istemez çünkü ona basit savunma hataları nedeniyle gol yiyen takımlar lazımdır. Yoksa milyar dolarlık yıldız futbolcular parlatılamaz elde kalır ve zarar hanesine yazılır.

Peki nedir İtalyan kilidi kuramı  ?Kaleci ile iki  stoper arasına bir adam daha konarak seken topları uzaklaştırma görevi verilir. Bu kişi süpürücüdür. Fakat bu ilkel bir kilittir taktik daha sonra ilerletilir. Taktiğin temelinde daha fazla markaj ve kademe vardır. 1960 lardaİnterin teknik direktörlüğünü yapan HelenioHerrara bu takdiği daha da sertleştirmiş ve geliştirmiştir. Orta sahada ki üç oyuncuyu da defansif oyuncalardan seçen ve libero ile defans oyuncusu sayısını 5 e çıkaran Herrara 5-3-2 nin temelini atmıştır. Bu taktiğin en önemli oyuncusu üçlü orta sahanın ortasında oynayan merkez orta sahadır. Oyun kurucu olarak oynayan bu oyuncu hem geriye hem forvete yardımcı olması gerekir. Forvetlerden birinin hızlı çevik ve uzun boyunlu olması avantajı artırır. Sağ ve sol bekler mutlaka hücuma çıkmalıdır. (Bu taktiğin değişik versiyonlarında sağ ve sol bekler hücuma  çıkmadığından sistem tartışmalı bir durum oluşturur!) Yani İtalyan Kilidi sadece bir savunma değildir aksine hücum oyunudur! Bana göre bu taktik Türk futbolcusunun fizik yapısına ve top ayaktayken   düşünme biçimine zihin hareketliliğine en uygun düşen sistemdir. Oyuncuya düşünme ve oynama zamanı kazandırır. Fizik yapısıyla üstün olan ülkeler/ kulüpler  bu taktiği tercih etmezler. Ancak rakiplerinin de  kilit sistemini özümsemiş ülkeler/kulüpler olmasını da istemezler. Çünkü karşılarında ana gövdesini bilmelerine rağmen nasıl kombine edildiklerini  bilmedikleri bir sistemle karşılaşacaklarından hıza ve kas adalesine dayalı kendi oyun sistemlerinde  aksama meydana gelir. Ya da rakipçe getirttirilir! (Örneğin Cezayir sömürgesinden devşirdiği oyuncularla dolu Fransa futbolunun tek dayanağı kas adale ve hızdan başka bir şey değildir)

HelenioHerraraİtalyan kilidi sistemle Inter’e 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, 2 Kıtalararası Kupa, 3 Serie A Şampiyonluğu ve 1 İtalya Kupası kazandırmıştı. Öyle ki; 1970 Dünya Kupası’nda final oynayan ve 1982 Dünya Kupası’nı müzesine götüren İtalya Milli Takımı da aynı  taktikle oynamıştır. Yakın tarih de ki  en büyük örneği İnter’in 2010 da Barcelona’yı bu taktikle elemesidir. Aslında bu oyunun özü bizim kurtuluş savaşımızda büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünde de vardır. “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır o satıh her (bütün vatan) yerdir.”Yani rakip üzerine geldiğinde onu  savunmayla durdurduğunda artık saldırı sırası sendedir. İtalya’da sporun tarihi hep rekabetler üzerine kurulmuştur; AC Milan’a karşı Inter, Roma’ya karşı Lazio, Coppi’ye karşı Bartali, Moser’e karşı Saronni vb.? Türkiye’de bu tarih ise hep dört büyüklere karşı yenilmemek üzere kurulmuş haftayı kurtarma taktiği olarak süre geldi. Bu alışkanlık maalesef Türk futbolcusunda çekingen bir kişilik yarattığı gibi Türk futbolunu da “olursa olur olmazsa bu kadar olur” hale getirdi. Oysa ki ne yaptığını bilen uzun süre yılmadan taktiğiyle futbolcusuyla özdeşleşen bir kulüp eninde sonunda mucizeyi gerçekleştirecektir. Bu nedenle çoğu büyük takımlar hep, kazanma odaklı strateji ve sistemler uygularlar. Bu anlayış kendini, sahada “egemen –hükümran oyun anlayışı” olarak gösterir. Karşı takım genellikle, rakibinin gücü karşısında, mahküm bir oyun anlayışıyla oynamak zorunda kalırİşte bu noktada sistem; teknik adamın futbola bakış açısını, mentalitesini ve felsefesini uygulamaya yarayan, kullanabileceği tüm taktik araçları, daha önceden belirlenmiş oyun anlayışı ve felsefesi doğrultusunda, en etkin bir şekilde kullanımına olanak veren ve çeşitli taktik varyasyonlardan oluşan bir değerler bütünüdür.  Aslolan oyun içinde fizik ve teknik yetersizliği, ürkekliği, gayesizliği ortadan kaldırabilecek bir sistem,felsefe geliştirmektir

Yani YılportSamsunspor’u dünyaca izlenen  takım olması ve kupaların kupasını müzesine getirmesine kadar gidecek yol onun bugünden itibaren küçük puan hesaplarına sıkışmadan hareket edecek cesareti kendisinde bulmasından geçer.  Bu cesaret sayınİsmail Uyanıkla yakalanmıştır ve eminiz ki teknik adamı oyuncusu taraftarı ve rakipleriyle bir destana imza atmak zordur ama hiçte imkansız değildir. YılportSamsunspor’un bir Milan veya Arsenal Fcvbkulüpler  kadar bütçesi olmasa da 1923 ten beri köklü bir tarihi vardır. O köklü tarihten alacağı değerler bütünüyle  bir gün Arsenallı futbolcuları bir kupa maçı için şehrimize getiren uçağı gökyüzünde görürseniz şaşırmayınız.

Sevgilerimle.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık