loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7971
  • Euro 6.4953
  • GR ALTIN 277.84
  • ÇEYREK 454.27

  • 15 Eylül 2019, Pazar 10:00
İLKERMUTLU

İLKER MUTLU

HAYAT DAMARI

Sürdürülebilir Şehirler: Teknolojiyle mi, İnsanyoğun Bir Emekle mi?

Hafta başında Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Şehirler” ana başlıklı iki gün süren bilgilendirme ve işbirliği toplantısına katıldım. Belediyecilik ve şehrimizin gelişimi adına kafamda pek çok ışığın yanmasına aracılık eden bu toplantıda beni heyecanlandıran bir şey daha oldu: Açılış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Demir, birbirinden önemli projelerinin arasında iki benim için sürpriz olay saydı. Bunlardan biri yeniden bir fuar yerleşimi oluşturulabileceği, diğeri ise kentin simge haline gelmesini sağlayabilecek bir uluslararası film festivali yapılmasının düşünüldüğüydü.

Hayat Damarı yazılarımın bundan önceki yolculuğunda bu iki unsurun yani fuarın ve festival kültürünün zamanında Samsun’u Samsun yapan ve bugün de yeniden markalaşmak için ihtiyaç duyduğumuz iki unsur olduğunu defalarca vurgulamıştım. Fuar’ın Samsun turizm ve ticaretine nasıl katkı yaptığını, keza Uluslararası Halk Dansları festivalinin de aynı katkıyı sağlamakla birlikte kültürümüze de olumlu etkilerinin olduğunu, kente hareketlilik getirerek değer kazandırdığını hepimiz hatırlarız. Umarım bu açıklamaların sonu getirilir ve Samsun yeniden Fuar’ına ve festivallerine kavuşur.

Toplantıda gündeme gelen kendi kendine yeten ekolojik konutlar beni heyecanlandıran ayrı bir unsurdu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi pilot bir uygulama olarak bir örnek ev hazırlamış ve bu tür konutların yaygınlaşması için çalışmalara başlamıştı.

Yine “Milli Park-Şehirler” kavramı da oldukça ilgi çekiciydi. Kentin her bir yerleşim noktasından en fazla on dakika mesafede insanların nefes alabilecekleri, yeşille buluşabilecekleri yeşil alanlar bulunması esasına dayanan bir fikirdi bu. Bizdeki neredeyse her mahalleye yapılan ama nedense beton uygulamaları peyzajına ağır basan parkların yerini bu yeşil alanlar almalı bir an önce gerçekten.

Teknolojinin, bilgi sistemlerinin ağırlıklı olarak kullanılması düşünen Akıllı Şehirler fikri ise ürkütücü. Bu teknoloji ister istemez dışarıdan getirileceğine göre, akıllı kavşaklar ve benzeri dijital projelerle bir yandan da kentimizi savunmasızca dışarıya açıyoruz sanki.

Toplantıda dinleyicilerden bir arkadaşın aktardığı bir alıntı günün sözüydü: “İnsanlar adres sormayı bırakınca ilişkiler koptu ve kentlerin sonu geldi,” gibi bir sözdü bu.  Şimdi teknolojik imkanlarla, cep telefonlarımıza giren navigasyon uygulamalarıyla ve hatta nöbetçi eczane gibi akla gelebilecek her şeyi bize anında söyleyecek bilgisayar uygulamalarıyla gittikçe yalnız ve daha yalnız bireyler haline gelmiyor muyuz?

Çok sevdiğim halde ne zamandır sinemaya gitmedim. AVM saloncuklarının artık her eve girmiş bulunan geniş ekran televizyonlardan birinin bulunduğu oturma odamdan farkı yok çünkü. Konak’ı, Zafer’i özlüyorum ve bir gün bir girişimcinin, belki de bir belediyenin bu nostaljiyi karşılamasını umuyorum.

Sevgi ve saygılarımla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık