loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 09 Temmuz 2020, Perşembe 10:00
İSMAİLBAŞARAN

İSMAİL BAŞARAN

SURİYELİLERİ TÜRKİYE'YE KİM SOKTU?

Suriye'de ölenlerin hesabını CHP nasıl verecek gibi bir laf etmiş. Vallahi şaka gibi, Bahçeli milletin aklıyla alay mı ediyor yoksa artık gerçekten ne söylediğini bilmiyor mu? Ne söylediğini biliyordur da acaba CHP'yi bu işin içine nasıl çekerim ve gündemi değiştiririm diye hesap yapıyordur.

Çünkü gündemin değişmesi CUMHUR İTTFAKI üyeler AK Parti ve MHP'nin işine geliyor. Gündem değişince millet açlığını ve geçim derdini unutur sanıyorlar da yanılıyorlar. Türkiye siyasetinde fırtına öncesi bir sessizlik var, iktidarın işine de gelmiyor bu suskunluk. Sessizlik ve dinginlik fırtınanın habercisidir. Fırtına kuvvetli olursa önüne geleni sürükler. Siyaset fırtınası da ilk önce iktidarı yani CUMHUR İttifakını silip süpürecektir.

Gelelim gerçek Suriyelilere. Bu Suriye’yi başımıza kim bela etti? Oradaki bataklığa Türkiye’yi kim soktu? Önce bu soruların yanıtı verilmeli. Ardından da Suriye’den milyonlarca insanı Türkiye'ye kimin getirdiği ve benim eKmeğime kimin ortak ettiği sorgulanmalı. Bu işte Sayın Bahçeli'nin hiç mi günahı yok, hesap verilecekse getirdiği Suriyelileri vatandaşının ekmeğine ortak edenler vermeli bu hesabı.

Vatandaş geçim zorluğu içinde kıvranırken beş milyon civarında Suriyeliyi getirenler ve Türkiye’yi zora sokanlar vermeli bu hesabı. AK Parti de Türkiye'deki Suriyelileri artık memleketlerine göndermeli, misafirin erken gideni makbuldür.

O zaman Türk Vatandaşı olarak ben de yarım porsiyon yemek yerine bir porsiyon yemek yiyebilirim. Sarayda yaşayanlar tok ancak vatandaş aç, olmuyor böyle. Bu topraklarda yaşayıp biriktirdikleri altınlarla kaçanlar oldu tarihte ancak artık kimse kaçamayacak. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner, unutulmamalıdır.

 UĞURSUZLUK KİMDE

Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir.

Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamsa Babayı yaka paça huzura getirirler. Sultan: "Bre uğursuz, nabekar! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini..."

Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır: "A devletlim siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!"


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık