loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 08 Mart 2018, Perşembe 10:00
ŞÜKRÜKARAMAN

ŞÜKRÜ KARAMAN

Dünya Yerinden Oynar

Bugün, ezilen, horlanan, şiddette uğrayan, taciz edilen, öldürülen kadınlarımızın günü.

Kimi tarlalarda, kimi plazalarda, kimi kamu veya özel sektörde çalışsa, kimi ev kadını olsa da tümünün sorunları aynı, tümünün yakınmaları benzer türde.

Eğitimlisi eğitimsizi, okumuşu okumamışı, evlisi bekarı erkek egemenliğinden yakınıyor, tacize uğruyor, sokak ortasında cinayete kurban gidiyor. O kadar toplumsal mücadeleye, devlet politikasına, eğitime karşın, tarlalarda kazma sallayan eli nasırlı, masa başında çalışan ojeli kadınlarımızın ortak sorunları bırakın azalmayı giderek artıyor.

Türkiye’nin kanayan yarası “kadın cinayetleri” hız kesmeden devam ediyor, tüm çabalara rağmen bir türlü önlenemiyor.  28 günlük şubat ayında 47 kadın yakını veya tanımadığı biri tarafından öldürüldü. Geçen yıl 389 kadın gözü dönmüş katiller tarafından yaşamdan koparıldı. Toplumsal sorun hale gelen  cinayetlerin önü alınamıyor.

Daha korkunç olanı, öldürülen her dört kadından birinin eşi tarafından katledilmesi. Sözüm ona “aile namusunu koruma” adına gerçekleştirilen iğrenç cinayetler, ne yazık ki aileler tarafından da destek görüyor. Üstüne üstlük koruma kararına karşın kadınlar öldürülüyor.

Günlük yaşamda, çalışma yaşamında vefakar ve çileli kadınlarımız hak ettiği değeri de bulamıyor. Her 10 kadından sadece 3’ü çalışabiliyor. Çalışan kadınların yarısı da sigortasız, asgari ücretten bile düşük ücretle kayıt dışı emek harcıyor. Çalışamayan, evine ekmek götüremeyen kadınlar yoksulluktan en çok payını alıyor.  Ülkemizde kadın istihdamı geçen yıla göre bir ölçüde artsa da hala yetersiz.

Türk kadınının değişmez yazgısı şiddet, işsizlik ve eğitim.  Kuşkusuz en büyük sorunlarından biri de küçük yaşlarda imam nikahı ile gönülsüzce  babası, hatta dedesi yaşındaki kişilerle evlendirilmeleri. Bu mutsuz evliliğin sonucu ya kaçma, ya da cinayetle sonuçlanıyor. Oysa o taze gelinler daha sokakta oynayarak çocukluluklarını bile yaşayamadı.

Nereden bakarsanız tam bir dert yumağı kadınlarımız. Evde, tarlada, kamu kurumlarında özel sektörde emek harcayan da,  çevresine sahte gülücükler dağıtan yalılarda görkemli yaşam sürdürenler de eş, koca baskısından dertli. Eğitim düzeyi yüksek ailelerde bile kadına şiddet var. Çoğu zaman medyaya yansıyan haberlerle tanık oluyoruz bu olumsuzluğa. Yani ülkemizde kadın olmak zor. Elbette mutlu yaşam sürdüren, topluma örnek olan çok sayıda aileler mevcut. Yine de kadınlarımızın çoğu şiddettin, işsizliğin ve eğitimsizliğin kıskacında.

Sevindirici olan kadınlarımızın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kendilerine sağladığı hakları giderek daha sahiplenmeleri, her platformda seslerini yükseltmeleri.  Kuşkusuz bugün de birçok kentte, alanlarda, toplantılarda daha gür şekilde hakları için bağıracak, feryatlarını duyurmaya çalışacaklar.

Üzücü olan ise haklarına, benliklerine daha çok sahip çıkmalarına karşın kadın cinayetinin, şiddettin, tacizin artması. Bu anlamda en büyük görev devlete düşüyor. Çocuk istismarlarcılarına yönelik ağır cezai yaptırımlar öngören düzenlemenin hazırlandığı bu günlerde kadın cinayetini de kapsaması gerekiyor.

Eşini, sevgilisini, ya da boşandığı karısını herkesin önünde öldüren, ağır şekilde döven sapık ruhlular ne üzücü ki “iyi hal indiriminden” yararlanarak kısa süre sonra salıveriliyor.

 Yasada yer alan bir maddeden ötürü katil sürüleri  potansiyel  tehlike olarak aramızda dolaşmaya başlıyor. “Huylu huyundan vazgeçmez” örneğinde olduğu gibi yine kadın dövüyor, yine acımasızca can alıyor. Bir kez daha hapse  giriyor yine iyi halden yırtıyor. Olmaz olsun böyle iyi hal.

Artık kadın katillerine karşı hoşgörülü olunmamalı. “İyi hal indirimine” ilişkin madde yürürlükten kaldırılmalı. Yargıçlar bu konuda kendilerine yönelik şikayetlerde yasadaki ucube maddeyi işaret ediyor. İstenirse bu madde uygulanmayabilir. 

 Hükümet bu yöndeki çığlıkları, tepkileri görerek, yasada mutlak değişiklik yapmalı. Yoksa, mahkemeye kravatlı, takım elbiseyle gelen, başı önünde masum rolü oynayan sonunda iyi halden  bir süre sonra salıverilenler yeni cinayetlerin planını yapmaya başlar. Çünkü onlar da ne acıma duygusu, ne de vicdan var. İyi niyetlerle yaşama geçirilen yasal ve idari önlemler caydırıcı nitelikte olsa da kadın cinayetini ve şiddetini önleyemediği yaşanan olaylarla açıkça görülüyor.

Bugün alanları dolduracak kadınlar kuşkusuz  o çok sevdiğim, “Kadınlar bir olsa dünya yerinden oynar” sloganını atacak. Doğru yaşamın her alanında üreten, özverili, çileli kadınlar birlikte olsa dünya yerinden oynar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık