loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 07 Temmuz 2018, Cumartesi 18:20
ERBİLKARAKOÇ

ERBİL KARAKOÇ

REJİ- TÜTÜN VE ALIŞ VERİŞ MERKEZİ.

Kat kat bulutlardan kurtulan yağmur, kırmızı parke taşların üzerine  çilesini dökerken, çıplak ıhlamur ağaçlarını okşayarak  uzaklaşan rüzgarın uğultusu, gözlerden akan damla damla  yaşlar, soğuk parmak uçları;  garip bir sevgiyi özlüyorlardı. Kara bulutlara inat, yağmur damlalarıyla  parlayan demir yolu  raylarının üzerinde  zamanın ruhsuzluğu ve kasvetli havası okunuyordu. Mevsim bahara girmek için sabırsızlansa da, günler ağır ve yorgundu.

Melankoli tüm hassaslığıyla kentin üzerinde kuş bakışı süzülüyor, konacak yuvalanacak bir omuz arıyordu. Evlerin balkonları, çatıların bacaları, binaların giriş kapıları, dükkanların vitrinleri, dizlerinin  üstüne çömelmiş mendil satan çocuklar, yarını umursamadan göz göze gelmiş gençler, son demlerini huzur içinde geçirmek isteyen yaşlılar, sokak hayvanları, göçmeyen kuşlar… 

Uzun ve karanlık bir tünelin sonundaki ışığı  beklercesine umutlarını düşlerini yaşamlarını şimdilik bir kenara yazmışlar, karanlık günlerin geçmesini bekliyorlardı. İnsanlar  aşkın bedende  vücut bulmuş iki halinden habersizdiler, yani  kolların sarıp sarmalayacak  ve gözlerin pırıl pırıl ışıldayan kuvvetini, esrarengiz simyasını ve  canlılıklarını unutmuş gibiydiler.

Bu yazıyı yazabilmem için yukarda ki edebi girişi yapmak zorundaydım.  Bir zamanlar şehrin merkezinde kurulu olan bir tütün fabrikası ve o fabrikanın Samsun kentine verdiği hayat vardı. Fransızların ince parmaklı kızlara sardırdığı kısaca adına REJİ denilen şirket veyahut şirret dünyanın en güzel tütününü yıllarca Bafradan, Alaçamdan  Samsundan Avrupa’ya taşıdı. Samsunda Fransızların uzun bir sömürü tarihi vardır.

Reji kolcularının cinayetleri ve sömürge subaylarının karanlık yüzleri vardır. Osmanlıdan elde edilen kapitülasyonlarla kendilerine her yolu mubah gördükleri aymazlıkları vardır. Samsundaki büyük yangında yani 3 Ağustos 1869 da ki yangında Fransız konsolosluğunun yaptığı tek şey dönemin Fransız kralına mektup yazmaktır. O zamanki Samsunda dört yüz on beş ev yanmıştır. Açlık ve yoksulluk görülmemiş derece büyüktür. (Bugün ki Samsunda bir mahalleye kara Samsun denmesinin sebebi de budur.) Samsunun  hemen yanı başında çarlık Rusyasın’da  savaş tamtamları çaldığından eli silah tutan herkes Osmanlıya asker yazılmaktadır…

Ve dünyanın en güzel tütünü tüm bu kargaşayla Osmanlıya verilmesi gereken vergi dahi verilmeden çalınmaktadır…  Sonrasında yani Cumhuriyetin ilk yıllarında Reji eski anlaşmalara dayanarak tütün hırsızlığına devam etmek istese de yeni cumhuriyet zor şartlarla yüklü bir miktar para vererek Fransızları ve Reji’yi kentten ve yurttan çıkarmıştır. Yerine kendi köylüsünün, kendi işçisinin, kendi kentlisinin kazanacağı TEKEL’i kurmuştur…

Ancak tarihin tekeri hızlı döndüğünden geçmişte zorlu mücadelelerle kazanılan tütün yeniden emperyalist sermayenin tekeline geçmiştir. 

Şimdi kısaca cumhuriyet tarihinin ve kentimizin tütününe ne oldu anımsatalım.

Şehri Samsun, bir zamanlar tütünü ve tütün mamulü sigarası ile anılırdı. Bilen bilir, kentin piyasada önemli iki adet tütün mamulü vardı. Bu tütün mamullerinden  biri Samsun kentinin kendi ismini taşırken, diğeri  kentin önemli ilçelerinden olan Bafra ismi ile piyasada bulunurdu. O zamanlarda  kentin tam ortasında bir adet sigara fabrikası yerleşkesi kurulu idi. (Fabrika binası  kentin merkezinde duruyor.) 

Memlekette tütün ve tarım politikalarının geldiği durumu biliyoruz. Tütün ve mamullerinin tek-eli olan TEKEL in kapatılma süreci ve kapatılmasında yeterince bahsi geçmeyen konulardan biri de geçimini tütünden sağlayan köylü idi. TEKEL in kapatılma süreci tütün üreticisi  köylüyü  ve aynı zamanda örgütsüz olan köylü/üretici /tarım işçisi kesimini olumsuz etkiledi.

Buna rağmen  TEKEL işçilerinin haklı mücadelelerine köylü/üretici/tarım işçisi kesimi eklenemedi. Gerçi TEKEL işçisinin de ‘örgütlü, örgütsüzlüğü’ düşünülünce yurdumun topyekun tütün üreticilerinin  vahim sonu yakın tarihimizin kaybedilen hak  mücadelelerinde yerini aldı. Yeniden yurdumda tütün üretimi hayata geçer mi, geçirilebilir mi bunu belirleyecek olan toplumsal mücadelenin seyri olacaktır. 

Lakin  TEKEL binalarının ve tütün fabrikalarının akıbeti diğer illerde ne durumda  bilmem ama ağır  tütün kokulu sarı boyalı olarak hizmet veren fabrika yerleşkesi önce bakımsızlığa terk edilerek ‘bakımsız hali halkın gözüne iyice sokuldu.  Daha sonra modaya uydurularak kapitalizmin kaçınılmaz tüketim tuzağı olarak  süslü püslü ışıklı boyalı saçma sapan tabelalarla dolu alışveriş merkezi  yapıldı. Böylelikle tütün  mücadelesi ile birlikte  TEKEL binası da toplumsal bellekten silinmiş oldu.

( Oysa  dünya tütün tarihinin yaşayan canlı tarihi olabilir ve her sene yüzbinlerce yerli yabancı turisti kente çekebilirdi.)

Cumhuriyetle kazandıklarımızı özelleştirmeyle kaybettik. Dünkü mavi tulumluların yerini, bugünkü beyaz yakalılar aldı. Dün ‘kısmen de olsa güvenceli ‘ çalışma şeklini bugün  ışıklı boyalı binalarda tamamen  güvencesizliğe bıraktı.

Hiçbir yazıda son söz olmaz. O sebeple yazıyı başladığım gibi yukarıdaki kısa edebi cümlelerle bitirmek istiyorum. …  Uzun ve karanlık bir tünelin sonundaki ışığı  beklercesine umutlarını düşlerini yaşamlarını şimdilik bir kenara yazmışlar, karanlık günlerin geçmesini bekliyorlardı. İnsanlar  aşkın bedende  vücut bulmuş iki halinden habersizdiler, yani  kolların sarıp sarmalayacak  ve gözlerin pırıl pırıl ışıldayan kuvvetini, esrarengiz simyasını ve  canlılıklarını unutmuş gibiydiler.

Şimdilik bizde bunu bir kenara yazalım bizim olan her şeyi yeniden kazanmak dileğiyle.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık