loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.778
  • Euro 7.6845
  • GR ALTIN 371.75
  • ÇEYREK 610.02

  • 07 Mayıs 2020, Perşembe 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

AĞZIN SÖYLEDİĞİNİ KULAKLAR DUYMUYOR!

Millet-İttifakı/CHP’ li Belediye Başkanlarının evde yadım kampanyası düzenlemesi ve bağış toplaması ‘PKK tarafından denendi' denilerek, terör faaliyeti olarak görülüp yasaklandı, İYİ Parti Gen Bşk Meral Akşener' in bağışladığı 3 aylık maaşı da dahil olmak üzere toplanan paralara el konuldu.  Anayasal kuruluş olan belediyeleri PKK terör örgütüne benzetmek, faaliyetlerini terör faaliyeti olarak nitelendirmek ne belediyeleri terör örgütü ne de başkanları terörist yapar. Fakat benzetilen örgütleri meşrulaştırır. Hayvanı yuları, insanı sözü bağlar; ağzın söylediğini duymak zorundadır kulaklar.. 

Terör örgütü yöneticileri biz de ‘belediyelerin yaptığını yaptığımız için’ terörle suçlanıyoruz dediklerinde siz ne diyeceksiniz? ‘Seçim vardı, yalan mı söyledik?’ diyeceksiniz. Belediyeler, ister PKK ister FETö,  hangi örgüte benzetilirse benzetilsin o örgütleri meşrulaştırmış olursunuz.

Cumhurbaşkanı/Ak Parti Gen Bşk Erdoğan, her seçim öncesi muhalefete karşı ayrıştırıcı, ötekileştirici bir dil kullanarak oyları bloke eder. Rüzgarın uçurmaması için bir şeyin üzerine daha ağır bir şey koymak gibi. Bu sert diyalog arasında vatandaş kendi sorunlarının çözümü üzerinden değil; kendilerine sunulan yapay nedenlerle oy kullanabiliyor. 

Erdoğan seçimi kazanınca  ya balkon konuşmasında ya da basın açıklamasında seçimden önce ötekileştirdiklerinin de Başbakanı veya Cumhurbaşkanı olduğunu ‘Seçim sürecinde sürçü lisan ettimse affola’ derdi.

 Erdoğan’ın corona gibi milli mücadele gerektiren, milli güvenliği ve ekonomiyi doğrudan etkileyen bir  salgın sırasında bile  iktidar- muhalefet ayrımı yapması yadırganmandan öteye şaşkınlık yaratırken, CHP sertlikte Erdoğan' dan geri kalmıyor hatta daha ileri gidiyor. Hem iktidar hem de muhalefetin bu kadar sertleştiğine ilk kez tanık oluyoruz.

Erken seçim öncesi sertliğin çok ötesinde adeta bir çatışma ortamı yaşanıyor. CHP Gen Bşk ve de özellikle de sözcüleri, corono salgının öncesi ve sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan' ın ismini ve makamını vererek çok ağır bir dille suçlamasıyla başlayan sertlik hız kesmeden devam ediyor. Darbe, idam sehpası, gözaltı, tutuklama, yargılama kırla gidiyor. Muhalefetin bu kadar sertleşmesine sebep iktidar mı?

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun İktidarın seçimle veya başka türlü gideceğini söylemesi, İktidar ve destekçileri tarafından ’Darbe çağrısı' olarak yorumlandı. Kaftancıoğlu' nun silahlı terör örgütleriyle sıcak ilişki içinde olması akla seçim dışı müdahale getirse de ‘darbenin kastedilmesi'  çok zorlama bir yorum olur. Bir iktidarın düşmesi için ya seçim ya darbe diye sadece 2 seçenek yoktur. Bülent Ecevit 1978 yılında TBMM' de çoğunluğu sağlayacak kadar milletvekili çıkaramadı. ‘Kumar borcu olmayan 13 milletvekili arıyorum' diyerek, aslında borcu olan milletvekillerini buldu, 10’ nu bakan yapma vaadiyle partilerinden istifa ettirdi ve hükümeti kurdu, güvenoyu aldı. Transferler başta olmak üzere bakanların hepsi yolsuzluğa bulaştı, tarihin en büyük yolsuzlukları yapıldı, insan hakları ağır darbe yedi, bakanlardan  Tuncay Mataracı, Hilmi İşgüzar tutuklandı. Yani hükümete destek veren partilerden milletvekillerinin istifasıyla da hükümet güvenoyunu kaybeder. Tek yol darbe değildir, hükümeti düşürmek için. Bu gergin ortamda Türkiye erken seçime hazırlanıyor. Erdoğan 50’ yi aştığı anketlerin doğruluğunu test ettirmeye çalışıyor. Doğrulandığı an, ilan edilecek seçim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık