loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7904
  • Euro 6.4728
  • GR ALTIN 273.48
  • ÇEYREK 447.13

  • 10 Kasım 2019, Pazar 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

DİYANET AKLIMIZLA ALAY EDİYOR

Dini istismar eden cemaatlere karşı devletin başka cemaatleri desteklemesi aynı şeyi yaparak farklı sonuç beklemektir. Aynı şey yapılırsa aynı sonuç elde edilir; biri istismar ettiyse diğeri de eder veya etme potansiyeli mevcuttur. Çözüm cemaatlere devlet desteği değil; devlet denetimidir. Devletin dini adalettir, dinsiz yaşanır ancak adaletsiz yaşanmaz.

Diyanet İşleri Başkanı cübbeli kıyafetiyle, Atatürk’e ağır hakaret eden, sarıklı Kadir Mısıroğlu’nu hastanede ziyaret etmesiyle dikkatleri üzerine çekti. Atatürk’e dua edilmemesini protesto ederek camilerin terk edilmesi üzerine; Diyanet İşleri Başkanlığı  ‘Hilafetin’ kaldırılmasından sonra Halife adına camilerde hutbe okunmaması ve dua edilmemesiyle ilgili yasadan dolayı Atatürk’e dua edilmediğini açıklaması, milletin aklıyla alay edilmesidir.

Cinayet, cinsel istismar, saldırı, yalan, haram ve talanın yaygınlaşması, din üzerinden insanların istismar edilmesi, komşusu aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yerken, insanların aç yatması bir tarafa, açlıktan ölmesi, intihar etmesi giderek artıyorsa, Diyanet bu ülkede artık yük olmuştur.

Atatürk, "Milletimiz din ve dil gibi iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından söküp atamamıştır ve atamaz, din okulda devletin eliyle öğretilecektir. ." diyor.

 Atatürk,'Arkadaşlar, dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.’ diyor.

Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Her konuda olduğu gibi dinimiz de uzmanlar (din alimleri) tarafından öğretilecektir. İslam'ın emir ve yasakları herkes tarafından doğru bilinip uygulansın diye; Kuran, Atatürk tarafından Türkçeye tercüme ettirilmiştir.

 Bu nedenle İlahiyat Fakültesi, İslami İlimler Enstitüsü ve Diyanet İşleri Başkanlığı Atatürk tarafından ilk kurulan kurumlardandır.

Laiklik demek, Türk gencinin, Türk vatandaşının din bilgisinden mahrum bırakılarak, kandırılmak, aldatılmak üzere din sömürücüsü kişilerin ellerine terk edilmesi; onu mezhep çatışması kışkırtıcılarının eline oyuncak edilmesi, mezhep kavgası tahrikçilerini keşfedememesi, anlayamaması ve onların tahrikleri ile harekete geçecek kadar cehalet içinde bırakılması demek değildir.

 İslam dininin doğru öğrenilip, doğru öğretilmesine Hıristiyan misyonerler ve ateistlerin yanında İslam savunucusu gibi görünen, İslam'ı siyasete ve ticarete alet edenler de karşı çıkmaktadır.

Birçok yerde para dine hükmederken, Türkiye'de din paraya ve siyasete hükmetmektedir. Bunun için gerçekte İslam'dan uzaklaşmak, Türkiye'de dindarlaşmak olarak görülmektedir. Sözde dindarlık, gerçekte din düşmanlığı yaygınlaşmaktadır..

İslam'a göre  ‘Fuhuş yapmak ve Kul hakkı yemek’ toplumu imha edecek büyük günahlardanken, zinayı suç sayan yasa dindarlaşma adına iptal edildi, devlet malı yiyenin cenaze namazı kılınmazken,"Devlet malı deniz, yiyen domuz" sözü yemeyen domuza çevrilerek devlet ihalelerine aç domuzun tarlaya saldırdığı gibi saldırıldı.

 Sözde Atatürkçüler, Atatürk'ün sözlerine değil, gözlerine, saçlarına bakarak, heykelini dikerek, rozetini takarak, Atatürkçülük yaptılar.  Atatürk’ün fikirlerini değil; heykellerini yaşatmaya kalktılar.

 Atatürkçülüğün özünü kavrayamayıp, Atatürkçülükten ve Atatürkçülerden geçinerek Atatürkçülüğe en büyük zararı verdiler; Atatürk’ü yasayla korunacak hale getirdiler. Sözde Atatürkçüler gerçek Atatürkçülüğün öğrenilmesine karşı çıktığı gibi; sözde Müslümanlar da İslam'ın özünü saklayarak, gerçek İslam’ın (Kuran’ın emir ve yasaklarını) saklayarak, çarpıtarak öğrenilmesini engelleyip ticaretini yaptılar.

Heykel ve Rozet Atatürkçüleri gibi, görsel "İslamcılar" İslam'ın ve imanın şartlarını yalnız namaza ve türbana indirgediler. Diğer tüm emir ve yasakları unutturdular rafa kaldırdılar. Gerçek İslam’ın emir ve yasaklarının öğrenilmesini engellediler. Laiklik ne öğrenilebildi ne de öğretilebildi, dinsizlerin ve din istismarcılarının aracı oldu.

 Avrupa’da Laiklik dinin devlete, devletin dine müdahale edememesi anlamına gelirken, Türk Laikliği, din ve vicdan özgürlüğü; inanların inanma, inanmayanların da inanmama özgürlüğünün sağlanmasının yanında; dinin siyasete ve ticarete alet edilmesini yasaklar, İslam’ın doğru öğretilmesini emreder... Allah (cc) da kendisinin şahit gösterilerek siyaset ve ticaret yapılmasını yasaklar. Laikliğin yasakladığı da İslam’ın öğrenilmesi veya öğretilmesi değil; sadece istismarıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


şinasi noknikoğlu şinasi noknikoğlu 11.11.2019 10:05

amaaaan Mehmet , ..... boşver iki günlük dünyada yorma kafanı böyle şeylere ...

yukarı çık