loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.6901
  • Euro 6.3134
  • GR ALTIN 268.66
  • ÇEYREK 439.25

  • 16 Ekim 2019, Çarşamba 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

İÇİMİZDEKİ HAİNLER

Batıda en etkin kamuoyu oluşturma yöntemi yüksek katılımlı eylemlerdir. Yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinden de yöneticiler etkin bir şekilde baskılanarak yönlendirilebiliyor. Türkiye’de örneklerine yargıda sıkça rastlıyoruz;  medyadaki tepkiler üzerine gözaltına alınmayanların alındığı, tutuklanmayanların tutuklandığı gibi Batı kamuoyu da Türkiye aleyhtarı açıklama ve gösterilerden etkileniyor.

ABD’de özellikle senatörler kendiliğinden seçilmez; silah, ilaç, gıda, petrol v.s bir şey üreticilerinin veya etkin lobilerin senatörüdürler. Lobilerinin çıkarlarını ulusal çıkarlarla örtüştürerek görevlerini yürütürler. Bu nedenle çoğu kez, sesi çok çıkanlara göre açıklama yapma ihtiyacı hisseder; iç politikayı dış, dış politikayı iç politikaya alet ederler. Söylediklerinin çoğu gerçeklerden değil; kendi durumlarından kaynaklanır. Trump’ın çelişkili açıklama yapmasının sebebi de budur.

ABD’nin Musul’da kullandığı fosfor bombalarının, Barış Pınarı Harekatı (BPH)’nda atıldığı iddiaları yanlış çıktı. Erzurum depreminde (1983) ölen çocukların, yüz binlerce Faslı’nın Batı Sahra’daki yürüyüşün (1975) görüntüleri BPH’ da yaşanmış gibi New York Times’ta yayımlandı, ABD ve Rusya’nın bombardımanındaki katliam görüntüleri BPH’da yapılmış gibi servis edildi. İngiltere İşçi Partisi üyesi DL’nin paylaştığı; operasyon sırasında öldüğü iddia edilen çocuğun yaşadığını videoyu paylaşan da kabul etti.

Ekmeğimizle beslenen, dilimizi konuşan, bağrımızda yaşayan siyasetçiler, terör seviciler, sözde sivil toplum örgütü, sendika, oda, birlik yönetici ve üyeleri düşmanlarımızı aratmıyor, onların bıraktıkları yerden devam ediyor veya onlara malzeme temin ediyor.

DİSK, 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı devam ederken, Ankara Kızılay’da arkasında ölen insan resimleri, önünde ‘Faşist Türk Ordusu Kıbrıs’tan çekil’ yazılı bildiri dağıtıyordu. Bugün de DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ‘Savaşa değil; barışa ihtiyaç vardır’ diyerek, operasyonun durdurulmasını istiyor.

 Türkiye’nin operasyon yapmadığı bölgelerdeki IŞİD mensuplarından sorumlu tutulması, operasyon bölgesindekilerin Türkiye’ye sokulması kabul edilemez, ancak bu haklı gerekçeyi ileri sürerek PKK uzantısı terör örgütleri de desteklenemez.

Kendi vatandaşları olan ŞİD mensuplarının Suriye’ye gitmesine göz yuman ahlaksız Batı, geri dönüşlerini kabul etmiyor. IŞİD mensuplarının tutuklu bulunduğu bölgeler Türkiye’nin güvenlik koridorunda olmadığı halde, Türkiye’nin sığınmacıları aldığı gibi IŞİD mensuplarını ve ailelerini de almasını istiyor.

Elbette ki barışa ihtiyaç var. Ancak savaşmadan barışın mümkün olmadığı denendi, görüldü. Beş sınır kapımızın PKK’nın elinde bulunması, asker, sivil vatandaşlarımızın PKK terör örgütleri tarafından katledilmesi, tarih boyunca esir olmayan Türk milletinin terör örgütüne teslim olması mı barış?  Milletin huzur ve refahına, milletin ve vatanın bölünmez bütünlüğünü tehdit eden her türlü terör örgütüyle mücadele kutsaldır, onlarla yapılacak sözde ‘barış’ ihanettir.

Görevleriyle ilgisi olmayan diplomatlarımızın, Türkiye’nin uğradığı haksızlıklara karşı ya bilgisizliklerinden söyleyecek sözleri yok ya da böyle bir misyonu görev edinmemişler ki dünya başkentlerinde aleyhimize kampanyalar hız kesmeden sürüyor.

ABD ve NATO yetkilileri ‘Türkiye karadan Suriye’ye girmediği sürece, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’ni 30 yılda Suriye’den çıkaramayız’ dediği ve Fırat Kalkanı başta olmak üzere birçok kara operasyonunu TSK, sivillere zarar vermemek için kendi güvenliklerini tehlikeye sokarak yaptı.  Suriye ve Irak’ta kara savaşı veren tek devlet Türkiye, IŞİD’i korumakla itham ediliyor. Tüfekle vurulan avı köpeğin gidip alması gibi; ABD’nin taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadığı yerlere SGD yerleştiği için, IŞİD’le mücadele eden kahraman gösteriliyor.

ABD, NATO, Avrupa hatta HDP/PKK/PYD Türkiye’nin Suriye’ye girmesini ve IŞİD’le mücadele etmesini istedi. Selahattin Demirtaş ‘Kobani düşerse Diyarbakır düşer’ dedi. Bugün ‘Ne işiniz var Suriye’de’ diyenlere eski sözleri hatırlatacak kimse yok. ABD ve Batı kamuoyunun en çok etkilendiği kitlesel eylemleri yapan veya yapacak ne sivil toplum kuruluşu ne de siyasi grup var.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık