loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 6.717
  • Euro 7.2977
  • GR ALTIN 360.06
  • ÇEYREK 590.67

  • 14 Ocak 2020, Salı 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

İDLİB ATEŞKESİ FİYASKO

Osmanlı Devleti’nin, topraklarının büyük bir bölümünü galip devletlere bırakmak zorunda kaldığı Sevr ve Mondros da ‘Ateşkes ve Barış’ antlaşmalarıydı. Ancak esaret şartıyla imzalatılmıştı. İsmi ‘barış ve ateşkes’ olan her antlaşma barışa hizmet etmez, bazen daha güçlü bir savaşa hazırlanmaya zaman kazanmak için yapılır.

 ‘İdlib'de ateşkes sağlandı’ açıklamasının ardından Rusya Genelkurmay başkanlığı İdlib’de sivillerin tahliyesi için üç yeni kontrol noktası açıldığını duyurdu. Söz konusu ateşkesle İdlib’de hayat normale dönmüyor. İdlib’den kaçanların geri dönmesi orada yaşayanların can ve mal güvenliği de sağlanmıyor. Rusya’nın açıklamasına göre; ateşkes İdlib’in hava saldırılarıyla değil; güvenli bir şekilde boşaltılması için yapılmış. Rusya ve Esad güçleri ateşkesten önce de İdlib’in saldırı olmaksızın boşaltılmasını istedi.

 İstekleri yerine gelmeyince; İdlib’i bombaladı, yüzlerce sivilin ölümüne, 400 bin kişinin İdlib’den yersiz, yurtsuz bir şekilde ayrılmasına ve sınırımızdaki kamplara yerleşmesine neden oldu. Sonuç olarak İdlib ya silahlı saldırı sonucu ya da ateşkesle boşaltılacak. Orada yaşayanların da Türkiye’nin de ateşkesten anladığı ve beklediği bu değildi. Anlatılan ateşkesle uygulanan ateşkes birbirinden çok farklı oldu.

Barış veya ateşkesler ya savaşı bitirip, barış içinde yaşamak ya da dinlenip daha güçlü bir savaşa hazırlanmak içindir. İdlib’deki ateşkesin barış içinde yaşamayı güvence altına almadığı açık, seçik şekilde görüldü. İdlib öyle ya böyle ya saldırı sonucu ya da güvenli bir şekilde boşaltılacak. Libya’daki ateşkes de aynı şekilde General Hafter’in derlenip toplanması ve savaşa hazırlanması için yapılmışsa, savaş ateşkesten öncesinden daha şiddetli olacak demektir.

‘Çözüm Süreci’nde de PKK ile ateşkes sağlanmış, ‘Analar artık ağlamasın’ denmişti. Ancak süreçte PKK değil; PKK ile mücadele edenler ateşi kesmiş, terör örgütü daha ağır silahlarla donatılırken, güvenlik kuvvetlerine silah bıraktırılmış, asker kışlasına, polis karakola hapse edilmiş, teröristler dağlardan şehre inmiş ve şehirleri ele geçirmişti. Yollarda şehir merkezlerinde güvenlik güçleri değil; PKK GBT yapmaya başlamış, terör örgütü kendi mahkemesini kurmuş, yargılama yapmıştı.

Şimdi HDP önünde oturma eylemi yapanların çocukların, okullardan sınıf olarak hepsi birden dağa kaldırılmış, kışlanın bayrağı indirilmişti. Hamile eşine meyve alırken, babasıyla telefonda konuşurken, askerdeki eşini ziyaretten dönerken asker ve siviller kalleşçe katledilmişti. Devletle işbirliği yapan köy korcuları ve aileleri PKK’nın insafına terk edilmiş, kurşunlanmış, elektrik direklerine asılmıştı.

Tüm bu olanlara da ‘Barış’, karşı çıkanlara da ‘Terör ve kandan besleniyorsunuz. Terörün bitmesinden rahatsız oluyorsunuz’ denmişti. Hükümet teröristle müzakere değil; mücadele etmeye başlayınca, İmralı’dan Apo ‘Aydınlar sesinizi yükseltin’ çağrısı yapmış, sözde akademisyenler terörle mücadeleyi ‘soykırım’ olarak adlandırıp, TC Devleti’ni ‘soykırım’ yapmakla suçlayan bir bildiri yayımlamış ve eski sözde barış günlerine dönülmesini istemişti. Süreç yakından izlenmeli, yanlışa karşı en yüksek oranda tepki gösterilmelidir. Kitlesel tepki hükümetin dikkatli davranmasını sağlarken, dış güçlerin de Türkiye’nin çıkarlarına özen göstermesini sağlayacak, haksız ve yersiz taleplerinin önünü alacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık