loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.722
  • Euro 6.3262
  • GR ALTIN 276.31
  • ÇEYREK 451.77

  • 09 Ağustos 2019, Cuma 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

İTTİFAKLARIN GELECEĞİ (1)

Bir ittifakın yaşaması için ittifakı meydana getiren partilerin tek tek yaşaması şarttır. Birsini öldürerek, ittifakı yaşatmak mümkün olamaz. MHP’yi yaşat ki ittifak yaşasın. Yabancı ülkelere ve terör örgütlerine verilen tavizlerin kesilmesinden rahatsızlık duyan, tek amacı bireysel zenginleşme olan El-Ezher formatlı Ak Partililer, Erdoğan’ın en tehlikeli rakipleridir. Düşmandan korunmanın yolu vardır, ancak dost görünen düşmandan korunmak çok zordur.

 Ak Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı (Cİ)’nın seçmen eğilimine göre kesin üstünlük sağlayacağı hesap edilse de CHP-İYİ Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı (Mİ) kısa sürede ciddi rakip olduğunu gösterdi. Cİ son yerel seçimler de çoğunluğu sağladıysa da ilk 6 büyük ilin başkanlığını Mİ/CHP adayları kazandı. Sayısal üstünlük halen Cİ’de olsa da psikolojik üstünlük Mİ’de. Yeni partiler kuruluncaya kadar Türkiye’de siyaset ittifaklar üzerinden yürütülecek gibi görünüyor.

MHP Gen Bşk Bahçeli’nin hiçbir kayıt ve şart ileri sürmeksizin Cumhurbaşkanı/Ak Parti Gen Bşk Erdoğan’ı desteklemesi, MHP’de sıkıntı yarattı ve seçmenin bir kısmı İYİ Parti’ye geçti. ‘Bahçeli’de dil, Ak Partililerde din yok’ dedirten kadrolaşmada Ülkücü hiç kimsenin devlet kadrolarına alınmaması MHP seçmeninde sorun olmaya devam ediyor.

 ‘Devletin Bekası’nı Ülkücüler mi tehdit ediyor ki bir türlü devletle buluşturulmuyorlar?  Ülkücüler 2008’e kadar Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde ‘sakıncalı’ gösterildiler, para yazı da tura da gelse kaybettiler, FETÖ’nün hüküm sürdüğü yıllarda para dik gelse de havada kalsa da devlet kadrolarına alınmadılar, hep en alttakiler arasında oldular. Ancak Erdoğan ve devletin başı derde düştüğünde tespit edilemeyen kripto Ülkücüler devreye girdi; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Erdoğan’ı da devleti de kurtaran onlar oldu.

Ülkücüleri devletten uzak tutan, Erdoğan karşıtı oluşumlarla işbirliği yapan bazı Ak Partililer Erdoğan’ın sözde ‘Çözüm Süreci’nden vazgeçmesinden, FETÖ ile mücadelesinden, ‘Aziz Atatürk’ demesinden, ‘Lozan’ı zafer olarak görmesinden duydukları rahatsızlığı açık seçik ifade edemedikleri için, sinsice Erdoğan’ın yanlışlarını değil de doğru politikalarını eleştiriyor, rakipleriyle işbirliği yapıyorlar. Erdoğan’ın yalnızlaştırılması ve ittifakın dağılması için her türlü entrikanın içine giriyor kendilerince psikolojik harekat yapıyorlar.

Bugün ABD’den Suudi Arabistan’a Mısır’dan Kıbrıs Rum Yönetimi’ne Fransa’ya kadar birçok devlet,  Erdoğan ve Türk devletini kuşatmış durumda. Erdoğan için en büyük tehdit bu dış kuşatma değil; Ak Partililerdir.  Strateji fırsat ve tehditleri bir arada görüp, sırasıyla fırsatlardan yararlanırken, tehditlere karşı da sırasıyla önlem alabilme becerisidir. Birinci fırsat dururken üçüncü, beşinci fırsattan yararlanmaya çalışmak stratejik akla uygun değildir. Aynı şekilde birinci tehdit dururken sonraki tehditlere karşı önlem almanın da bir anlamı yoktur.

Erdoğan yıllardır oluşturduğu yapıyla kendi kaderini devletin kaderiyle, devletin kaderini de kendi kaderiyle özdeşleştirdi. Böyle bir durumda yaptığı her hata doğrudan millet ve devletin geleceğini tehlikeye düşürebiliyor. Böyle bir ortamda kimsenin hata yapma lüksü yoktur. ‘Dere geçerken at değişmez’ diyerek değiştirmediği ne kadar liyakatsız varsa değiştirmelidir. Dere geçerken at değişmez, ancak midilliyle de dere geçilmez. Devlette bir yılın kaybettirdiğini bazen bin yıl bile geri getiremez.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık